Edebiyat

Oscar Wilde ve İntihal Üzerine

Oscar Wilde ve İntihal Üzerine

Yazar:  Joseph Bristow ve Rebecca N. Mitchell

Çevirmen: Melis Fettahoğlu

Oscar Wilde ve İntihal Üzerine

Wilde’ın fotoğrafı – Tarih bilinmiyor lakin tahminen 1892 yıllarında çekilmiş.

“Ne zaman başkasının bahçesinde dört adet muhteşem taç yaprağı ile bezenmiş devasa bir lale görsem, beş muhteşem taç yaprağına sahip devasa bir lale yetiştirmeye yelteniyorum, ancak bu, birinin yalnızca üç adet taç yaprağı olan bir lale yetiştirmesi için yeterli bir neden değildir” Oscar Wilde[1]

Oscar Wilde’ın intihal yaptığına dair suçlamalar kesinlikle yeni bir durum değildir; bu, Poems (Şiirler) (1881) isimli kitabının ilk cildine çağdaşları tarafından yöneltilen sert eleştirilerde görülebilir. Eleştirmenler, Wilde’ın şiirlerinden herhangi birinin, çalışmalarını çok övdüğü Romantiklerden ve Rafael-öncesi sanat görüşünü benimseyen sanatçılardan sözcüğü sözcüğüne çalındığını iddia etmemiş olsalar bile, Wilde’ın eserlerinin çoğunun başka eserlerden türemiş olduğu kanısına varmışlardır. The Saturday Review ise eleştirel tepkilerle uyumlu bir açıklama yapmıştır: “Kitabın zekâ izleri taşıdığı aşikar lakin her yeri taklit, içtensizlik ve zevksizlik ile lekelenmiştir.”[2] Aynı zamanda, The Oxford Union’ın (Oxford Birliği) katiplerinin Wilde’dan isteği üzerine getirttiği Poems kitabının kopyalarını benzer sebeplerden ötürü reddettiği de bilinmektedir; The Oxford Union’nda, o sıralar lisans öğrencisi ve daha sonra tanınmış bir edebiyat tarihçisi olacak olan Oliver Elton, Wilde’ın şiirlerinin “sözü edilen şair (Wilde) tarafından değil de, daha iyi tanınan ve şöhrete hakkıyla kavuşmuş yazarlar tarafından” yazıldığını ileri sürmüştür.[3] Modern bilim insanları, Wilde’ın gelişmekte olan şiirsel tonunun hafife alınmasının veya kendisine duyulan aleni kıskançlığın bu yaygaraya yol açmış olabileceğini öne sürerek, zaman zaman Elton’ın iddialarını reddetmişlerdir.[4]

20. yüzyılın sonlarına doğru, bir bilim insanına göre Wilde’ın sözüm ona sahteliği onun üşengeç yapısının bir göstergesidir:  “Wilde’ın, özümsenmemiş şiirsel laflarına ve çalışmalarındaki çeşitliliğinin yetersizliğine bakılacak  olursa o ekseriyetle olgunlaşmamış bir şairden çok daha fazlasıydı; başkasından aynen alıntı yaparak yazdığı cümleleri, dikkatlice düşünülmüş kendine ait ifadelerle değiştirmeyi tembelce reddetmesi tahammül sınırlarını zorlamaktadır; bu edebi sahtekarın küstahlığı karşısında insan neye uğradığını şaşırabilir.”[5]

Wilde, Romantik ve Rafael-öncesi dönemlerde idol olarak gördüğü şairlerle kendisini çok güçlü bir şekilde özdeşleştirmişti; hatta onlardan çalma arzusu olmayan bu bağlılığı, onların yazılarını bariz bir şekilde çalmasıyla sonuçlandı; ancak, bu iddia birçok eleştirmen tarafından ciddiye alınmadı. Bununla birlikte, taklit suçlamaları Wilde’ın kendine has estetik üslubuna sıklıkla yöneltilirken, bazıları içinse Wilde’ın ihtiva ettiği bitkinliğin veya boşvermişliğin yapmacık bir tavır olduğu kanısı geçerliydi; isteksizliği ve tembelliği aslında yoğun, ustalıkla gizlenmiş bir çabanın  ürünüydü.

Wilde’ın doruk noktasındaki durgunluğunu tasvir eden bir Napoleon Sarony fotoğrafı, 1892.

1880’lerin başından itibaren, başkalarının fikirlerini keyifle çaldığına dair o kemikleşmiş inançtan kurtulmak Wilde için neredeyse imkansızdı. Wilde’ın kariyerindeki en ihtilaflı tartışma ise sosyal yönden oldukça rekabetçi tavrıyla bilinen ressam James McNeill Whistler’ın, Wilde’ın kaynağı belirtilmemiş nükteli sözleri benimsemesine yönelik yaptığı eleştirilerinden doğmuştur. Revaçta olan benzer akımları takip etmiş Amerikalı sanatçı ve kendinden yaşça küçük İrlandalı yazar arasındaki bu rekabet, süreli yayınlarda karşılıklı olarak yazdıkları nükteli, sonunda da sert bir mizaca bürünen yazılarla iyice ilerlemiştir. Whistler, 20 Şubat 1885 tarihinde Piccadilly’de, başlığının sanata dair düşüncelerini paylaşmak için seçtiği, dikkat çekici geç bir zaman dilimini işaret eden ve bir saat süren “Ten O’ Clock Lecture” (Saat On Dersi) adlı meşhur konferansını yapmıştır.[6] Whistler bilhassa, modern eleştirmenlere şu sözlerle saldırmıştır: “Sanat söz konusu olunca simsar” kesilen “başıboş yazar”. Whistler’ın görüşüne göre, zevk söz konusu olduğunda böylesine belirleyici olan bir eleştirmen bu sanat eserinde “ressamın şiirselliğini” görememişti, zira esere sanki “bir roman- bir tarih- veya bir anekdot” gibi yaklaşmıştı.[7]

Wilde, Whistler’ın sadece sanatçının estetik güzelliği anlayabileceği inancına itiraz ederek karşılık verdi. Wilde’ın anlayışına göre, “bir sanatçı soyutlanmış bir unsur değildir; sanatçı belirli bir sosyal çevrenin sonucudur ve o, bir incirin bir dikenden büyüdüğü veya bir gülün bir deve dikeninden yetiştiği herhangi bir güzellik duygusundan yoksun bir milletten çıkmış olamaz.”[8] Başka bir deyişle, Wilde en güzel sanat biçimlerinin gelişebileceği ortamların kültürel gelenekler tarafından inşa edildiğini iddia etmiştir. Dahası, bu modern zamanlarda, “bir sanatçının çirkin olanda güzellik bulacağını” öne sürmüştür.[9] Kendisine meydan okunan Whistler, World’de (Dünya) Wilde’ın “çirkin olanda güzelliği bulmanın” modern şairlerin işi olduğunu ima etmiş olabileceğini öne sürerek yanıt vermiştir.[10] Wilde buna karşılık olarak, eleştirisinin Whistler tarafından neredeyse hiç anlaşılmadığını belirterek sert bir yanıt vermiştir: “Bunu bu sefer bir uyarı olarak al, James ve tıpkı benim yaptığım gibi anlaşılmaz olmaya bak. Başarılı olmak yanlış anlaşılmaktır.”[11] Wilde kasıtlı olarak tepeden bakan bir tutum sergilemiş ve en son satırında, bariz bir biçimde belirtmemiş olmasına rağmen, Emerson’ın ünlü yazısı, “Self-Reliance” (Özgüven) (1840) eserinden alıntı yaparak ana fikrini ikna edici bir şekilde açıklamıştır.[12] Böylelikle aslında, başka bir kişinin bilgeliğini sahiplenerek kendini güçlü ve etkili bir biçimde savunmuştur.

Oscar Wilde ve Whistler, Phil May’in yazarından bir fotoğraf, 1894. Başlıkta şu yazılı: “Dün yap-tığın son derece [nükteli söz] iyi bir şakaydı. Keşke ben [yapmış olsaydım] bu şaka bana aittir diye-bilseydim.’ / ‘ Diyeceksin dostum. Diyeceksin. (Altı çizili)’”

1886’nın sonlarına doğru Whistler’ın öfkesi Wilde’ın kendisine ait bazı ifadeleri pervasızca sahiplendiğini fark ettiği anda iyice alevlendi. “Oscar’ın Sanat ile ortak noktası nedir? Bizim soframızda yemek yiyip, tabaklarımızdan erikleri seçip taşralarda sattığı sütlü tatlıların üzerine serpiştirmesi dışında tabii!”[13] Whistler’ın iğneli sözleri şöyle devam eder: “(Oscar’ın) fikirlerini ortaya dökme cesareti vardır… ama başkalarının fikirlerini! ”[14]

Mesele bu kadarla kalmadı. Yıllar sonra, Amerikalı ressam, 1889 yılının sonbaharında Herbert Vivian’ın London Sun’da yayımlanan hatıra yazılarını okuduğunda yeniden küplere bindi. Vivian, Wilde’ın yaklaşık yedi yıl önce vermiş olduğu bir konuşmayı hatırlatmıştı ve Whistler bu konuşma için “onu dostluğa boğmuştu”. Konuşmada Wilde, Whistler’a alaycı bir tavırla “kelebek” diye hitap etmiş (Whistler resimlerini genellikle kelebek motifiyle imzalardı) ama bu kıdemli sanatçıya verdiği destek için teşekkürlerini sunmamıştı.[15] Bunun yanı sıra, Vivian, Nineteenth Century’de (On Dokuzuncu Yüzyıl) 1889 Ocak ayında yayımlanan The Decay of Lying (Yalancılık Sanatı) başlıklı kitapta Wilde’ın, Whistler’ın söylemiş olduğu “fikirlerini ortaya dökme cesareti… ama başkalarının fikirlerini” ifadesini, Whistler’ı referans dahi göstermeden kullandığını iddia etmiştir.[16] Wilde’ın iddia edilen intihal suçu, bu hassas mevzudaki ana konuşmacı yazısının başlarında, Wilde’ın artık yalan söyleme yeteceğini kaybettiğini ve basit bir şekilde “kurgu kisvesi altında onlara vurdumduymaz, can sıkıcı hadiseleri sunduğunu” iddia ettiğinde anlaşılmaktadır:

“Başka insanların fikirleriyle cesaret gösterdiği de yok aslında; tek yaptığı, her şeyi elde edebilmek için doğrudan hayatın kendisine başvurmak ve nihayetinde ise ansiklopediler ve kişisel deneyimleri arasında, karakterleri aile içinden veya her hafta gelen temizlikçi kadından ilham alarak yaratmış ve kendisini hiçbir zaman, hatta en düşünceli zamanlarında bile, tamamen kurtaramayacağı bir miktar yararlı bilgi edinmiş hâlde dibe vurur.”[17]

Whistler’ın nazarında, yapılan ironi bundan daha aşikâr olamazdı. Whistler’ın açısından bakıldığında, Wilde romanda sanatsal orijinallik adına tartışacak durumda değildi, zira sonu tahmin edilebilen tekrarlayıcı romanlara yönelik yaptığı eleştiriler bir zamanlar ustası olan Whistler’dan çalmış olduğu sözlere dayanmaktaydı. Whistler, Wilde’a sabıkalı “baş-sahtekâr”, “foyası ortaya çıkmış intihalci” ve “her yere sinmiş eser hırsızı” diyecek kadar ileri gitmişti. Amerika’da olsa “84 yasasını”[18] ihlal etmiş olacağını da belirtmeyi unutmamıştı. Oysa ki Wilde’a göre, Whistler’ın “cırtlak intihal çığlıkları” “ahmakça bir kibrin veya kifayetsiz sıradanlığın” acınası belirtisiydi.[19]

1880’lerde Whistler, fotoğraf: G. P. Jacomb Hood

Whistler’ın yakınmaları ne kadar ehemmiyetsiz görünürse görünsün, bu şikayetler esasında Wilde’ı düzenbaz bir eser hırsızı rolüne sokmanın getirdiği zorlukları da yansıtmaktaydı. Whistler, kendisini bu genç adamın iyiliğini isteyen alelade bir eğitmen konumuna sokarak ve pedagoji ile intihal arasındaki ilişkiye dair ısrarlı sorular sorarak, ileri sürdüğü bu iddiaları bir çeşit “sınava hazırlama” olarak tanımlıyordu: Sırf öğretilen dersin içeriğini taklit etti diye bir öğretmen öğrencisini intihal ile suçlayabilir mi? Bir sınava yoğun bir biçimde hazırlanırken, edinilen bilgiyi aslına en iyi şekilde sadık kalarak teksir etmek değil midir amaç?

Eleştirel olarak bakıldığında, Whistler’ın Wilde’a yönelttiği büyüklük taslayan suçlamaları aleni bir anlaşmazlık yaratma bahanesi olarak görülebilir. Bu da Whistler’ın toplumun göz önünde olmasını ve tanınmasını kolaylaştıracak bir hamledir. Bununla beraber, Whistler’ın aşağılamaları Wilde’ın orijinal bir zihne sahip olmadığına dair ithamların devam etmesine ve güçlenmesine vesile olmuştur. Çok sonraları, Wilde ile hem editörü hem de arkadaşı olarak yakın bir ilişki kuran Frank Harris, Wilde’ın ince zekasının ve nükteciliğinin şekillenmesinde Whistler’ın herkesten çok daha fazla katkı sağladığı düşüncesini yinelemiştir: “Oscar Wilde’ın yeteneğinin şekillenmesinde payı olan tüm isimler arasında, Whistler şüphesiz ki en önemlisiydi; Whistler ona nüktenin kıymetini, bir dehanın bilincinin gücünü ve sanatçıya ödünç verilmiş insan bilgisinin önemini öğretmiştir.” Harris’e göre, Wilde bir yazar olarak “büyük yeteneği” ve “ölçüsüz kibirliliği” ile, hiçbir intihal suçlaması tarafından bastırılamayacak özellikler sayesinde başarı kazanmıştır.[20]

Velhasıl bu başarı Wilde’ı, eserlerinin sahte olduğuna yönelik iddialardan kurtaramamıştır. 1892 yılının başlarında, ilk Halk komedisi, Lady Windermere’s Fan (Bayan Windermere’nin Hayranı) St. James Tiyatrosu’nda bir sürü alkış aldığında, Wilde’ın bariz bir şekilde yaptığı alıntılar eleştirmenleri yeniden öfkelendirmeye yetmişti. Örnek vermek gerekirse, bir hayli liberal görüşlü olan A.B. Walkley, oyundaki “olayların bayatlığının” “yarım düzine kadar Fransız oyunundan” alındığını öne sürmüş ve Wilde’ın kadın başkahramanının “Alexandre Dumas Fils’in Françillon” karakterine benzeyen “art niyetsiz genç bir gelin” olduğunu gözlemlemiştir.[21] Aynı zamanda, Walkley’nin bildiği kadarıyla, Wilde’ın karakterlerinden bir diğeri olan Bayan Erlynne, yine Dumas Fils’in 1876 tarihli başka bir oyunu olan L’Étrangère’den (Yabancı) esinlenerek yazılmıştır. Öte yandan oyunu izleyen bir eleştirmen de oyunun, “Mr. Edgar Saltus’ın Eden’i (Adem) ile Haddon Chambers’ın The Idler (Aylak) eserinin çok da ustaca hazırlanmamış bir harmanı” olarak yorumlamıştı.[22] Bu eserlere ek olarak, ünlü oyun Françillon (1887), bu iddiaları güçlendirmek adına, bir kez daha referans gösterilmişti. Herkes bunların büyük suçlar olduğunu düşünmüyordu. Frederick Wedmore’un anlayışına göre, bu gibi alıntılar tiyatroda yaygındı ve normal karşılanırdı; Wilde’nın oyununa referans olarak gösterilen çok sayıda metinde bu açıklama desteklenmiştir. Wedmore’a göre, Wilde’ın ana sahne aksesuarı olan vantilatör, Haddon’ın The Idler (1890) oyununda önceden kullanılmış olsa da, “en cahili bile bunu intihal olarak değerlendirmeyi aklına getirmemiştir.”[23]

Lady Windermere’s Fan posteri, “yeni ve orijinal bir oyun” olarak betimlenmiştir.

Öyleyse bu alıntılar nasıl izah edilebilir? Seneler içinde, Wilde’ın sonraki çalışmaları üzerine yapılan bir yığın bilimsel araştırma, birçok metnin Wilde’ın entelektüel gelişimi için esas olan yazılı eserleri taklit ettiğini göstermiştir. Bu araştırmalar, The Critic as an Artist (Sanatçı olarak Eleştirmen)’in bazı bölümlerinin, Pater’in Studies in the History of the Renaissance (Rönesans Tarihindeki Çalışmalar) yazısındaki fikirleri tekrarladığını açığa çıkarmıştır.[24] Aynısı The Picture of Dorian Gray’de (Dorian Gray’in Portresi) Lord Henry Wotton’ın konuştuğu diyaloğun birçok kısmı için de söylenebilir.[25] Bunlara rağmen Wilde, Pater’in Rönesans’ının “Oxford’daki lisans eğitim yıllarından” beri kendisi üzerinde bıraktığı etkiyi neredeyse hiç örtbas etmemiş, hatta bunu Pater’in Appreciations (Değerlendirmeler) (1889) eseri üzerine yaptığı incelemesinde hiç çekinmeden belirtmiştir:

“Bay Pater’ın yazıları benim için “ruhun ve sezginin altın kitabı, güzelliğin kutsal fermanı” olmuştur. Bu hâlâ böyledir. Mübalağa yapıyor olmam pek tabii olasıdır ve yaptığımı umuyorum; zira, mübalağanın olmadığı yerde sevgi yoktur ve sevginin olmadığı yerde de anlayış yoktur.”[26]

Wilde’ın ima ettiği gibi, başka bir yazarın çalışmalarına karşı coşkulu olmak ona kendi ilham kaynağını eleştirel olarak anlama imkânı vermiştir. Herhangi bir durumda, Wilde’ın Pater’den esinlenerek kurduğu cümleleri hırsızlıkla bağdaştırmak pek olası değildir.[27] Wilde’ın tek romanında kolaylıkla tespit edilebilen, Pater’ın Rönesans’ının yankılarını göz önüne getirelim. Mesela, Lord Henry’nin New Hedonism (Yeni Hedonizm) savunmasının, yazarın oldukça tanınmış bir kaynaktan gizlice çalma niyetini açığa vurduğu iddiasında bulunmak mantıklı olmazdı. Lord Henry’nin Dorian Gray’e hazzın peşinde koşma ihtiyacıyla ilgili verdiği tavsiyenin, dehşet verici sonuçları vardır. Bu tavsiye Pater’in 1873 yılındaki çalışmasının “Sonuç Bölümü”ndeki cümlelerle benzerlik göstermektedir. Bu sonuçlar da Pater’in “çabuklaştırılmış, çoğaltılmış bir bilincin meyvesi” olarak gördüğü “güzelliğe duyulan hazza” olan ısrarcı tutumu ile bütünüyle çelişmektedirler.[28] İşleme ve dantel üzerine yazılmış bir Fransız kitabı ve John Addington Symond’un beş ciltlik Renaissance in Italy (İtalya’da Rönesans) (1875-1886) adlı eserini içeren Güney Kensington Müzesi (South Kensington Museum) kataloglarındaki verileri açıklayan kapsamlı bölümler intihal suçlamalarına daha hassas yaklaşmaktadır.[29] Bu teferruatlı liste, Dorian Gray’in dikkatini çeken eserler, enstrümanlar ve resmî giysilerle detaylandırılmıştır. Aynı zamanda J. K. Huysmans’ın zevk sahibi bir koleksiyoncuyu konu alan, À rebours (Tersine, 1884) başlıklı gerçekçilik karşıtı romanındaki sanat objelerini çağrıştırmaktadır. Huysmans’ın romanı, Wilde’ın yağmaladığına inanılan birçok Fransız kaynakları arasında sayılan oldukça tanınmış bir eserdir.[30]

A. H. Church, Precious Stones (Değerli Taşlar), iç kapak resminden bir detay, Wilde’ın Dorian Gray’in Portresi’ndeki tasviri dizin için yararlandığı Güney Kensington Müzesi Sanat Kitapçıklarından bir tanesi.
Dorian Gray’in Portresi’nden alınan bu bölümdeki taşların her birini betimlemek için A. H. Church’ün Precious Stones (Değerli Taşlar) eserinin 7. Bölümündeki sıfatların aynıları kullanılmıştır.

Bununla birlikte, Wilde’ın diğer yazarların fikirlerini, ifadelerini ve senaryolarını korkusuzca çaldığına dair yapılan bu çeşitli suçlamalar, Wilde’ın edebi alıntı, suçluluk ve yaratıcı anlatım üzerine itinayla işlenmiş fikirleriyle tezat oluşturmaktadır. Wilde, 1880’lerde yaptığı değerlendirmede, ilhamsız, hayal gücünden yoksun edebi alıntılamayı, yazarın sanatsal bütünlüğünün veya çalışma etiğinin bir göstergesi olarak değil, zevksizliğinin bir belirtisi olarak ele almıştır. Bir başka deyişle hem bir yazarın izinsiz bir şekilde çalışmalarından alıntı yaptığı müellifler hem de bu çalma eylemini gerçekleştirirken sergilenen kurnazlık, bu tipte bir hırsızlığı değerlendirmek için uygun zemin hazırlamaktadır.  O dönem rağbette olan Pall Mall Gazetesi’nde iki şiir üzerine yazmış olduğu inceleme bu ayrımı ortaya çıkarmaktadır: Bir sayısı görünürde Two Tramps (İki Serseri) tarafından, diğeri sayısı da H. C. Irwin tarafından yazılmıştır. Burada Wilde şiirsel alıntılamanın meşruiyetini göz önünde bulundurmaktadır. “Chatterton” not defterinden (intihal suçlamaları yaratan bir başka metin) direkt alınmış bir dil kullanarak, “tüneklerden çıkan savunulabilir hırsızlık” ile “şairlerin yaptığı savunulamaz hırsızlığı” bağdaştırdıkları için bu “iki serserinin” ağızlarının payını veriyor.[31] Wilde şöyle yazmıştır: “Kapkaç ne kadar kötüyse, intihalin daha da kötü olduğunu düşünüyoruz. ‘Facilis descensus Averno!’ Birisi eşkıyalık ve şiddet suçlarından sıyrılıp, yavaş yavaş ehemmiyetsiz edebi hırsızlığa düşebilir”[32]

İncelemesinin ilk kısımlarında, Wilde bu yazarları hoş görmüş hatta kâğıt rengine ve kitap kapağına yönelik estetik tercihleri yüzünden “bir ressamın etkinlik alanına el koymaya” çalıştıkları için onları övmüştü bile. Ancak burada, Wilde intihalin bundan çok daha ağır bir suç olduğunu ileri sürmekteydi.[33] Bunun sebeplerinden biri şuydu: ressamların kullandıkları renklerin benimsenmesi tamamlanmış bir çalışmanın güzelliğinin kaynağı olmasına rağmen, çalınmış satırlar berbat bir edebi eser meydana getirmekteydi: beş yapraklı lale ile üç yapraklı lale arasındaki farktır bu. Bu karşıtlık, Wilde’ın Irwin’in derleme eserlerine dair yaptığı olumlu değerlendirmesi üzerinden abartılmıştı; Irwin’in derlemesi, Wilde’ın dile getirdiği gibi, “canlılığını yayınevinden değil, şairin kendisinden almaktadır.”[34] Irwin’in şiirlerinde, Wilde şüphesiz ki Matthew Arnold’un çalışmalarının izlerine rastlamıştı, yine de Irwin’i “mükemmel bir şairi, kendisinden herhangi bir şey çalmadan çalışmak çok zor bir şeydir ve üflediği çalgıların çoğuna başka dudaklar dokunmuş olsa bile, hâlâ onlardan yeni melodiler çıkarabilen bir adam” diyerek övmüştü.[35] Diğer bir deyişle, bir taklitçinin, ustasından ders alırken bile, onun ürettiği bariz yankıları yenilikçi sanata dönüştürmesi ihtimal dâhilindedir. Bu, taklitçinin rolüne vurgu yapan bir anlam taşımaktadır; Wilde’a göre, kaynak malzemeyi dönüştürmek ve geliştirmek edebi yaratıcılık için tamamen meşru bir girişimdir.

Wilde’ın karikatürü Punch’da yer alıyor, 25 Haziran

Wilde’ın intihal ile ilgili sonuncu ve en muazzam dolaysız münasebeti Pall Mall Gazetesi’nde The Ethics of Journalism (Gazetecilik Etiği) başlığı altında yayınlanan bir dizi mektupta görülmektedir.[36] Hadise tam olarak 5 Ağustos 1894 tarihinde, Londra’da bulunan Hadise tam olarak 5 Ağustos 1894 tarihinde, Londra’da bulunan Weekly Sun gazetesinde, yanlışlıkla Wilde’a atfedilen The Shamrock (Yonca) adlı bir şiirin yayımlanmasıyla başlamıştır. Çok geçmeden şiir New York Sun gazetesinde de yayımlanmış ve dikkatli bir okur eserin daha önce “Helena Calahan” tarafından yayınlandığını hatırlamış ve Londra’daki gazeteye bir mektup yazarak Wilde’dan açıklama talep etmiştir.

Weekly Sun editörü T. P. O’Connor (Wilde bariz bir şekilde kendisinin gazetesinden haz etmemiştir), Pall Mall Gazetesine gönderdiği bir mektupta Wilde’ı cevap vermesi için sıkıştırmıştır.[37]

Tabii Wilde bu durumun abesliğinin farkına varmıştır ve bunu dile getirmiştir. Sonuç olarak, şiiri yayınlamak için kendisinin, yani şiirin (sözde) yazarının iznini almak bir yana dursun, gerçek eser sahibini araştırıp teyit etme gereksinimi dahi duymadan, kendi ismi altında bu şiiri yayınlayan bir editör tarafından intihal suçlamalarına maruz kalmıştır. Wilde “The Shamrock” şiirini alaycı bir şekilde “yazınsal değeri olmayan birtakım dizeler” şeklinde betimlemiştir; Bu da “modern gazeteciliğin etiği” meselesine ek olarak yazarın ve yayıncının üslubuna ve zevkine dair kafa karışıklığına yol açmıştır.[38]

Weekly Sun’ın editör yardımcısı tarafından yazılan bir reddiye mektubu çok geçmeden Pall Mall Gazetesinde yayınlanmıştır. Mektubuna editörlerin “intihal fikrini ileri sürmelerinden dolayı son derece pişmanlık duyduklarını” ifade ederek başlayan editör yardımcısı, şiirin Wilde’a atfedilme sürecini şu şekilde açıklamıştır: Şiir Wilde’ın ismine atfedilmiş bir şekilde gazeteye postalanmıştı ve dolayısıyla Weekly Sun şiiri Wilde’ın adı altında yayınlamaya karar vermişti. Belki de bu açıklamaya kolaylıkla itiraz edilebileceğini öngörmüş olacak ki editör sonrasında tartışmanın  rotasını zevk konusuna çevirmişti. Şiirin “ezgisel cazibesi” ile “saf ve yüce vatanperverliğini” savunuyor, editörlerin bu şiiri Wilde’a atfetme niyetlerinin esasında bir cömertlik olduğunu ileri  sürüyordu:

“Şiirin yüceltici üslubu aslında öylesine aşikardı ki, Bay Oscar Wilde’inki gibi bir zihnin ürünü olabileceğine inanmaya tereddüt ettik, unutulmuş ve cömert bir gençliğin dönemine ait olduğu inancına sığındık.”[39] 

Wilde’dan gelen uzun bir mektup tartışmayı sonlandırmıştı. Weekly Sun gazetesini baştan savma editörlük çalışmaları ve etik ile zevk arasındaki sınırları bulandırmaları gerekçesiyle eleştirdi. Eğer editörler hakikaten “beşli dizelerin” kendisine ait olduğuna inandılar ise şiiri yayınlamak için kendisinden izin alırlardı.[40] “Saygılı hiçbir editör”, diye yazdı Wilde, (kendisi geçmişte bir süreli yayında editörlük yapmıştır), “bir yazarın rızasını almadan onun eserlerini bastırıp yayımlamayı hayal dahi etmez.”[41]

Bu olaylar ışığında Wilde’ın basındaki konumunu görmüş oluyoruz. Wilde uzunca bir süre intihal suçlamalarının odağında olduğu için, ahlaki değerleri hiçe sayan Weekly Sun, Wilde’ın sözde sanatsal kalitesizliği üzerine yapılan eski tartışmaları yeniden gündeme taşımak için habercilik  etiğini bir kenara bırakmıştır. Dahası, editör yardımcısının yazdığı mektupta yazarın İrlanda asıllı oluşunun bir utanç kaynağı olarak görüldüğü ima edilmiştir. Göze çarpan bir diğer nokta ise tüm bu alevli tartışmaların ortasında, editör yardımcısının hatasını kabul edip Wilde’ı suçladığı için özür dilediği mektubunda verilen bir dipnot Weekly Sun gazetesinin adeta reklamını yapar niteliktedir: “Bir sonraki sayımızda ‘’The Shamrock’ ile ilgili bazı mektuplara yer vereceğiz, şiirin gerçek yazarının notu da dâhil.” Kendine hizmet eden böylesi bir özür mektubu, yeterince açık bir şekilde, geç Viktorya dönemindeki basımevlerinin edebi intihal polemiklerine aracılık ederken kaybedecek pek bir şeyleri olmadığı fikrini netleştirmektedir.

Kaynakça

[1] Recorded by Robert Ross, “Introduction”, in Oscar Wilde, Salome (1912), xxiii.

[2] Anon., “Recent Poetry”, Saturday Review, 23 July 1881: 118; in Karl Beckson, ed., Oscar Wilde: The Critical Heritage (London: Routledge and Kegan Paul, 1970), 37.

[3] Henry Newbolt, My World as in My Time (London: Faber and Faber, 1932), 96.

[4] See Merlin Holland, “Plagiarist, or Pioneer?” in Rediscovering Oscar Wilde, ed. George Sandulescu, (Gerrards Cross: Colin Smythe, 1994), 199. Richard Ellmann states that the proceedings at the Oxford Union had a “Swiftian lunacy” (Oscar Wilde [New York: Knopf, 1988], 146). The Union voted against the acceptance of Wilde’s volume by a fairly narrow margin: 188 against 180 votes. Elton proceeded to a distinguished career as a university professor of English; he became best known for his Survey of English Literature, 1780–1830, 2 vols. (London: Edward Arnold, 1912).

[5] Averil Gardner, “‘Literary Petty Larceny’: Plagiarism in Oscar Wilde’s Early Poetry”, English Studies in Canada 8 (1982): 52.

[6] James Abbott McNeill Whistler, “Mr. Whistler’s ‘Ten O’ Clock’”, in Whistler, The Gentle Art of Making Enemies, New ed. (London: Heinemann, 1892), 146.

[7] Whistler, The Gentle Art of Making Enemies, 146-47.

[8] Wilde, “Mr. Whistler’s Ten O’Clock”, Pall Mall Gazette, 21 February 1885: 1–2; in Journalism Part I, 6:35.

[9] Wilde, in Journalism Part I, 6:35.

[10] Whistler, “Tenderness in Tite Street”, World, 25 February 1885: 14; in The Gentle Art of Making Enemies, 162.

[11] Wilde, “To the Painter”, World, 25 February 1885: 14; in The Gentle Art of Making Enemies, 163; and in Complete Letters, 250.

[12] In “Self-Reliance”, Emerson writes: “A foolish consistency is the hobgoblin of little minds, adored by little statesmen and philosophers and divines. With consistency a great soul has simply nothing to do…. To be great is to be misunderstood.” Essays: First Series in The Collected Works of Ralph Waldo Emerson, ed. Joseph Ferguson, Alfred F. Carr, and Jean Ferguson (Cambridge, MA: Harvard University Press, 1980), 2:33–34.

[13] James McNeill Whistler, “To the Committee of the ‘National Art Exhibition”’, World, 17 November 1886, 16; in The Gentle Art of Making Enemies, 164.

[14] Whistler, “To the Committee of the ‘National Art Exhibition’”, in The Gentle Art of Making Enemies, 164.

[15] Whistler, “The Habit of Second Natures”, Truth, 2 January 1890, 4-5; in The Gentle Art of Making Enemies, 237; and in Wilde, Complete Letters, 418.

[16] Whistler, “The Habit of Second Natures”, in The Gentle Art of Making Enemies, 237; and in Wilde, Complete Letters, 419.

[17] Wilde, “The Decay of Lying”, in Wilde, Criticism, ed. Guy, 75–76. Zola writes of Flaubert’s Madame Bovary, “c’est un document humain d’une vérité universelle, une page arrachée de l’histoire de notre société” (“It is a human document of the universal truth, a page torn from the history of our society”): Les Romanciers Naturalistes (Paris: Charpentier, 1893), 143. “[U]ne ouvre d’art est un coin de la creation vu à travers un tempérament”) (“a work of art is a corner of creation seen through a temperament”): Émile Zola, “M. H. Taine, Artiste,” in Mes haines: Causeries littéraires et artistiques (Paris: Charpentier, 1879), 229.7. Wilde, “The Decay of Lying”, in Wilde, Criticism, ed. Guy, 75–76. Zola writes of Flaubert’s Madame Bovary, “c’est un document humain d’une vérité universelle, une page arrachée de l’histoire de notre société” (“It is a human document of the universal truth, a page torn from the history of our society”): Les Romanciers Naturalistes (Paris: Charpentier, 1893), 143. “[U]ne ouvre d’art est un coin de la creation vu à travers un tempérament”) (“a work of art is a corner of creation seen through a temperament”): Émile Zola, “M. H. Taine, Artiste,” in Mes haines: Causeries littéraires et artistiques (Paris: Charpentier, 1879), 229.

[18] Whistler, “The Habit of Second Natures”, in The Gentle Art of Making Enemies, 236; and in Wilde, Complete Letters, 418. Whistler’s reference to the “Law of ’84” is presumably an ironic one, since it implicitly alludes to Burrow-Giles Lithographic Co. v. Sarony (1884), in which Napoleon Sarony, whose studio retained copyright over all of the photographs accompanying Wilde’s 1882 lecture tour, sued because he believed his rights to the images had been violated by a company selling unauthorized lithographs of them. The Supreme Court judged in Sarony’s favor.

[19] Wilde, “In the Market Place”, Truth, 9 January 1890, 51; in Whistler, The Gentle Art of Making Enemies, 239; and in Wilde, Complete Letters, 419.

[20] Frank Harris, Contemporary Portraits (London: Methuen, 1915), 104.

[21] A. B. Walkley, Review of Lady Windermere’s Fan, Speaker, 27 February 1892: 257–58; in Beckson, ed., Oscar Wilde: The Critical Heritage, 120. Dumas filsFrançillon, in which the husband consorts with a courtesan, and the young wife responds by keeping company with another man, has arguably a much more risk-taking plot than Lady Windermere’s Fan.

[22] [Anon.,] Review of Lady Windermere’s Fan, Black and White, 27 February 1892: 264; in Beckson, ed., Oscar Wilde: The Critical Heritage, 127.

[23] Frederick Wedmore, “The Stage”, Academy, 5 March 1892: 236–37; in Beckson, ed., Oscar Wilde: The Critical Heritage, 128.

[24] See: for example, the main text and the editorial commentary on a passage from ‘The Critic as Artist”, in Wilde, Criticism, ed. Guy, 176 and 499-500.

[25] On the echoes of Pater’s writings in Wilde’s novel, see The Picture of Dorian Gray, Joseph Bristow, ed., The Complete Works of Oscar Wilde (Oxford: Oxford University Press, 2005), 3:359–62.

[26] Wilde, “Mr. Pater’s Last Volume”, Speaker, 22 March 1890: 319-20; in Journalism Part II, 7:243.

[27] For more on parsing the distinction between allusion and plagiarism, see Christopher Ricks, Allusion to the Poets (Oxford: Oxford University Press, 2002), and Harold Bloom, The Anxiety of Influence (New York: Oxford University Press, 1973).

[28] Pater, “Conclusion”, in The Renaissance: Studies in Art and Poetry, The 1894 Text, ed. Donald L. Hill (Berkeley, CA: University of California Press, 1980), 190.

[29] For Wilde’s adaptation of these and other sources in his novel, see Wilde, The Picture of Dorian Gray, ed. Bristow, 398–419.

[30] “Mr. Wilde resembles the hero of his own romance; he has been unable to ‘free himself from the memory’ of certain books” (“G.,” “The Long Arm of Coincidence,” Scots Observer, 6 September 1890, 410). This critic also detects similarities between sections of Wilde novel and Honoré de Balzac’s short story, “Massimilla Doni” (1837-39) and Nathaniel Hawthorne’s “Prophetic Pictures”, which was first collected in Twice-Told Tales (1837).

[31] Wilde, “The Poets’ Corner”, in Journalism Part I, 6:96. For a comprehensive discussion of Wilde’s “Chatterton” notebook, see Joseph Bristow and Rebecca N. Mitchell, Oscar Wilde’s Chatterton: Literary History, Romanticism, and the Art of Forgery (Yale: Yale University Press, 2015), from which this article is adapted.

[32] Wilde, “The Poets’ Corner”, in Journalism Part I, 6: 96. The Latin translates as “easy is the descent”, and it comes from Virgil, Aeneid, VI, line 126.

[33] Wilde, “The Poets’ Corner”, in Journalism Part I, 6:96.

[34] a.g.e.

[35] Wilde, “The Poets’ Corner”, in Journalism Part I, 6:97. On his aspect of Wilde’s review, Jerome H. Buckley, “Echo and Artifice: The Poetry of Oscar Wilde,” Victorian Poetry 28 (1990): 19.

[36] For a discussion of the events surrounding “The Shamrock”, see Wilde, Decorative Art in America, ed. Richard Butler Glaenzer (New York: Brentano’s, 1906), 265–267.

[37] Wilde realized that there was little point in sending out review copies of the French edition of Salomé (1893) to reviewers who were likely to express hostility toward his work; in early February 1893, he informed his publisher, John Lane, “pray remember it was agreed that no copy of Salomé is to be sent either to the National Observer or to Mr. O’Connor’s Sunday Sun” (Complete Letters, 547). One of Wilde’s archenemies, W. E. Henley, edited the National Observer.

[38] Wilde, “The Ethics of Journalism”, “To the Editor of the Pall Mall Gazette”, Pall Mall Gazette, 20 September 1894: 3; in Collected Works, 14:172; and in Complete Letters, 611.

[39] [Anon.,] “The Ethics of Journalism”, Pall Mall Gazette, 22 September 1894: 3; and in Wilde, Complete Letters, 614. Millard observes that “The Shamrock” was reprinted, with Wilde’s name, in the Manchester New Weekly: A Journal with Illustrations, 11 August 1893, 3 (Mason [Millard], Bibliography, annotated copy, 3 vols. I, facing 162, Clark Library PR5822 A1M64bi 1914a).

[40] Wilde, “The Ethics of Journalism”, “To the Editor of the Pall Mall Gazette”, 25 September 1894: 3; in Collected Works, 14:173; and in Complete Letters, 614.

[41] a.g.e.

 

Genel Kullanıma Açık Eserler

  • The Picture of Dorian Gray (1891), by Oscar Wilde.
  • Internet Archive
  • Intentions: The Decay of Lying; Pen, Pencil and Poison; The Critic as Artist; The Truth of Masks (1905), by Oscar Wilde.
  • Internet Archive
  • Poems (1881), by Oscar Wilde.
  • Internet Archive
  • Against the Grain (1922), by J.-K Huysmans, translated by Jacob Howard Lewis
  • Internet Archive
  • The Renaissance; Studies in Art and Poetry (1888), by Walter Pater.
  • Internet Archive
  • Selection of South Kensington Museum Art Handbooks
  • Internet Archive
  • Wilde v. Whistler : being an acrimonious correspondence on art between Oscar Wilde and James A. McNeill Whistler (1906).
  • https://www.artic.edu/artworks/181408/invitation-to-mr-whistler-s-ten-o-clock

 

İleri Okuma (İntihal Üzerine Romanlar)

  1. Tahsin Yücel, Yalan, Can Yayınları.
  2. Stephen King/Çevirmen: Gönül Suveren, Gece Yarısını 2 Geçe, Altın Kitaplar

 

Redaktör: Duru Başak Uğurlu

Editör: Cemre Yıldırım

Görev Alan Yayın Kurulu: Arman Tekin, Martı Esin Şemin

 

Görseller yazı metninin olduğu siteden alınmıştır.

Metnin orijinalini okumak için:
https://publicdomainreview.org/essay/on-oscar-wilde-and-plagiarism

Related posts

2 comments

dilpe 24 Nisan 2020 at 16:46

üstteki fotoğraf 1982 değil 1892 olmasın sakın

Reply
Gorgon Dergisi 24 Nisan 2020 at 16:59

Bu tür teknik aksaklıklar olabiliyor. Siz değerli okuyucumuza bize yardımcı olduğunuz için teşekkür ediyoruz. Keyifli okumalar dileriz 🙂

Reply

Leave a Comment