12. Sayı Yazıları

“Mars Yıllıkları” Üzerine Eleştirel Bir İnceleme

Mars Yıllıkları

Bu yazı Gorgon E-Dergisi’nin 12. Sayısında yayımlanmıştır. 12. Sayımıza ulaşmak için tıklayınız.

“Mars Yıllıkları” Üzerine Eleştirel Bir İnceleme

Yazar: Cemre Yıldırım[1]

Yazar Hakkında Bilgiler

Ray Douglas Bradbury (1920-2012), korku, bilim kurgu, fantezi türlerinde eserler vermiş Amerikalı bir yazardır. 50’ye yakın kitap, 400’den fazla kısa öykü, birçok senaryo, tiyatro ve şiir yazmıştır.[2] En bilinen eserlerinden biri Fahrenheit 451’dir. Ancak bahsedilen bu eser dışında, Sonbahar Ülkesi (The October Country), Cadılar Bayramı Ağacı (The Halloween Tree), Uğursuz Bir Şey Geliyor Bu Yana (Something Wicked This Way Comes), Resimli Adam (Illustrated Man), Güneşin Altın Elmaları (The Golden Apples of the Sun), Karahindiba Şarabı (Dandelion Wine) gibi pek çok eseri Türkçeye çevrilmiştir. Bu eserlerin birçoğu (tıpkı kaynak metin Mars Yıllıkları gibi) İthaki Yayınları tarafından dilimize kazandırılmıştır.

Eser Hakkında Bilgiler

Mars Yıllıkları, kısa öykülerden oluşan bir romandır. Başta ayrı öyküler olarak yayımlanmış fakat Bradbury daha sonra hepsini bir araya toplamıştır. Öyküler kronolojik bir sırayla ilerlemektedir ve kimi zaman birbirlerine gönderme yapsalar da temelde bağımsız metinlerdir. Bazı anlatılar Dünya’da bazılarıysa Mars’ta geçmektedir. Bu parçalardan oluşan öyküleriyle bütünlüklü bir yapı oluşturmuştur.

The Martian Chronicles özgün eserinin birden fazla baskısı mevcuttur. İlk baskıda olamayan bazı öyküler eklenmiş veya çıkartılmış; tarihler 31 yıl ileri alınmıştır. Bir baskısında çıkarılan “Way in the Middle of the Air” öyküsü daha sonra kitaba tekrar eklenmiştir. Ayrıca The Illustrated Man kitabına ait olan “The Fire Balloons” ve bu kitaptan ayrı olan “The Wilderness” da dâhil edilmiştir. Tarihlere örnek vermek gerekirse önceden 1999 yılında geçen bir öykü yeni baskıda 2030 yılında geçmektedir veya 2026 yılında geçen öykü aynı şekilde 31 yıl ileri alınmış ve 2057 olarak değiştirilmiştir. Türkçeye çevrilirken ise öykülerin sayısı ve tarihler eserin son hâli gibidir fakat 2013 yılındaki ilk çeviride tarihler 31 yıl öncesi, yani ilk baskıdaki gibidir.

Fütüristik öykülerin konu edildiği eserde, Amerikalıların Mars’a koloni kurması anlatılmaktadır. Bu öyküler basitçe; gönderilen keşif ekipleri, Marslılar, Dünyalılar, Mars’a gitmek isteyenler, Mars’ta koloni kurulması, Mars’ta yaşayanlar ve Dünya’da geçen olaylar hakkındadır. Karakterler Dünyalı olduklarında “John Black, Kaptan Williams, Samuel Teece” gibi Amerikalı yani Dünyalı isimleri varken; Marslı olduklarında “Bay K, Ylla, Bay Vvv, Dr. Nlle” gibi isimler tercih edilmiştir. Birçok şiire yer verilmiş ve şiirsel bir dil kullanılmıştır. Bu yüzden bazı betimlemelerde gerçeğe uymayan yanlar (Tablo 1, Örnek 1) vardır. Ancak bunlar Mars’ı anlatırken kullanıldığı için şiirsellik ve gerçeklik bir aradadır. Uzun ve kısa cümle yapılarına yer verilmiş ve özellikle Marslıların betimlenmesi (Tablo 1, Örnek 2) titizlikle işlenmiştir.

Bradbury, öykülerinde teknolojinin nasıl olduğunu anlatmak yerine teknolojinin yanlış kullanımını vurgulamış, insanlığın getirdiği yıkımlardan bahsetmiştir. Marslıları ise bir anlamda insanın nasıl olması gerektiğini göstermek için doğayla uyumlu yaşadıklarını anlatır. İnsanın getirdiği yıkımı, doğayı bozmasını ve soykırıma yol açmasını ise dünyada artık çocukları bile öldürmeyen bir hastalıkla, su çiçeğiyle göstermiştir. Ayrıca Dünya Savaşları, Soğuk Savaş, yapılan soykırımlar gibi dönemin şartlarından etkilenerek insanların soyunun tükenme raddesine gelmesi de çıkan atom savaşlardan olmuştur. Bradbury, öykülerinde insanların duyarsızlaşması, modern toplumun acımasızlığı, ırkçılık, savaşın getirdiği yıkımlar, kadın erkek ilişkileri, din, insanın var olmak için yapabileceği eylemler gibi konuları eleştirmiştir. Ayrıca “Usher II” isimli öyküsünde, etkilendiği yazarlara ve kendi eseri olan Fahrenheit 451’e de gönderme yaparak insanların bir anlamda robotlaşmalarını da tenkit etmiştir.

Tablo 1:

EREK METİNKAYNAK METİN
Örnek 1.
“Uzaktan kocasının durmadan kitabını çaldığını duydu. Parmakları o eski şarkılardan hiç bıkmazdı” (s. 18)“In the distance she heard her husband playing his book steadily, his fingers never tired of the old songs.” (s. 7)
Örnek 2.
“Bay ve Bayan K yaşlı değillerdi. Safkan bir Marslıya özgü açık, kahverengimsi cilt, madenî paralar gibi yuvarlak, sarı gözler ve yumuşak ahenkli bir sese sahiptiler. Bir zamanlar kimyasal ateşle resim yapmaktan, şarap ağaçlarının yeşil içkilerle doldurduğu mevsimlerde kanallarda yüzmekten ve sohbet odasında fosforlu mavi portrelerin yanı başında, şafak sökene değin konuşmaktan zevk alırlardı.” (s. 17)“Mr. and Mrs. K were not old. They had the fair, brownish skin of the true Martian, the yellow coin eyes, the soft musical voices. Once they had liked painting pictures with chemical fire, swimming in the canals in the seasons when the wine trees filled them with green liquors, and talking into the dawn together by the blue phosphorous portraits in the speaking room.” (s. 7)

 

 Çevirmen Hakkında Bilgiler ve Çeviri Projesi Varsayımları

Mars Yıllıkları kitabının çevirmeni, Barış Emre Alkım[3] (1976), lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi İngiliz Dil Eğitimi bölümünde, yüksek lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Çeviribilim bölümünde ve doktora eğitimini İstanbul Teknik Üniversitesi Sanat Tarihi bölümünde tamamlamıştır. 1999 yılından beri popüler bilim, fantastik kurgu, bilimkurgu, korku konularında ve Popular Science Türkiye dergisinde çevirmenlik yapmaktadır. CHIP, PCnet gibi bilgisayar dergilerinde de çeviriler yapmıştır. Aynı zamanda Çankaya Üniversitesi Mütercim Tercümanlık bölümünde öğretim görevlisi ve Bilimkurgu ve Fantezi Topluluğu akademik danışmanıdır; ayrıca Fantazya ve Bilim Kurgu Sanatları Derneği (FABİSAD) üyesidir. H.P. Lovecraft, Mary Shelly, Terry Brooks gibi yazarlardan çevirileri vardır.

Mars Yıllıkları kitabının çevrilmesine karar verilmesi muhtemelen popülerleşen bilimkurgu eserleridir. Daha sonra SpaceX olarak bilinen Space Exploration Technologies Corp. isimli şirketin gündeminde olan Mars’ta koloni kurulması ve Mars’ta su bulunması gibi bir dönem gündem olmuş konular da bunun önünü açmıştır. Çevirmenin Barış Emre Alkım olmasının nedeni ise büyük olasılıkla daha önceden bilimkurgu ve fantezi türünde çevirileri olması ve üyesi olduğu dernektir. Herhangi bir röportaj, söyleşi bulunamamış olması bunlar hakkında kesin bilgilere ulaşılamamasına sebebiyet vermiştir.

Bütünce Hazırlama Aşaması

Bütünce hazırlığı için öncelikle erek metin okunmuş ve dikkat çeken yerlerin altı çizilmiştir. Kaynak metin için 1985 baskısı[4] kullanılmış, olmayan iki bölüm diğer kitap[5] ve kaynaklardan[6] sağlanmıştır. Daha sonra erek metin okunarak söz konusu yerler tespit edilmiş ve Tablo 2’deki gibi karşılıklı olarak yazılmıştır. 2013 yılındaki baskısıyla da karşılaştırılmış fakat tarihler ve önsöz haricinde bir değişikliğe rastlanmamıştır. Son olarak seçilen bölümler “Başlıklar”, “Yer İsimleri”, “Şiir, Şarkı ve Kitap İsimleri”, “Pasaj, Şiirler ve Şarkılar”, “Kabul Edilebilirlik”, “Yeterlilik”, “Aykırı Kullanımlar” başlıkları altında toplanmıştır. Burada bütüncenin seçilme nedeni ve yapılan çıkarımlar da belirtilmiştir.

Tablo 2:

EREK METİNKAYNAK METİN
Mars YıllıklarıThe Martian Chronicles

Bütüncenin Açıklanması

Başlıklar

Tablo 3’e baktığımızda, çevirmenin kitap ve bölüm başlıkları için farklı bir tercihte bulunmadığını, kaynak metindeki başlıklar Türkçeye aktarılmış olduğunu görebiliriz. Tarihler de kullanılan kaynak metin baskına göre seçilmiştir.

 Tablo 3:        

 Başlıklar
EREK METİNKAYNAK METİN
Mars YıllıklarıThe Martian Chronicles
Ocak 1999/2030: Roket YazıJanuary 1999/2030: Rocket Summer
Şubat 1999/2030: YllaFebruary 1999/2030: Ylla
Ağustos 1999/2030: Yaz GecesiAugust 1999/2030: The Summer Night
Ağustos 1999/2030: DünyalılarAugust 1999/2030: The Earth Men
Mart 2000/2031: Vergi YükümlüsüMarch 2000/2031: The Tax Payer
Nisan 2000/2031: Üçüncü Mars SeferiApril 2000/2031: The Third Expedition
Haziran 2001/2032: Ve Ay Hâlâ IşıldıyorduJune 2001/2032: -And the Moon Be Still as Bright
Ağustos 2001/2032: YerleşimcilerAugust 2001/2032: The Settlers
Aralık 2001/2032: Yeşil SabahDecember 2001/2032: The Green Morning
Şubat 2002/2033: ÇekirgelerFebruary 2002/2033: The Locusts
Ağustos 2002/2033: Gece KarşılaşmasıAugust 2002/2033: Night Meeting
Ekim 2002/2033: SahilOctober 2002/2033: The Shore
Kasım 2002/2033: Ateş BalonlarıNovember 2002/2033: The Fire Balloons
Şubat 2003/2034: AraFebruary 2003/2034: Interim
Nisan 2003/2034: MüzisyenlerApril 2003/2034: The Musicians
Mayıs 2003/2034: YabanMay 2003/2034: The Wilderness
Haziran 2003/2034: Göğün Ortasındaki YolJune 2003/2034: Way in the Middle of the Air
2004-05/2035-2036: İsimlerin Koyulması2004-05/2035-2036: The Naming of Names
Nisan 2005/2036: Usher IIApril 2005/2036: Usher II
Ağustos 2005/2036: YaşlılarAugust 2005/2036: The Old Ones
Eylül 2005/2036: MarslıSeptember 2005/2036: The Martian
Kasım 2005/2036: Bavul DükkânıNovember 2005/2036: The Luggage Store
Kasım 2005/2036: Ölü MevsimNovember 2005/2036: The Off Season
Kasım 2005/2036: İzleyicilerNovember 2005/2036: The Watchers
Aralık 2005/2036: Sessiz KasabalarDecember 2005/2036: The Silent Towns
Nisan 2026/2057: Uzun YıllarApril 2026/2057: The Long Years
Ağustos 2026/2057: Yağmurlar ÇiseleyecekAugust 2026/2057: There Will Come Soft Rains
Ekim 2026/2057: Bir Milyon Yıllık PiknikOctober 2026/2057: The Million-Year Picnic

“Dünyalılar”, “İsimlerin Koyulması” başlıklarında “Dünya Adamları” veya “İsimlerin isimlendirilmesi” gibi karşılıklar tercih edilmemiş, bunun yerine Türkçeleştirilerek erek okur hedef alınmıştır. “Night Meeting” başlığı da bağlama uygun olarak, “Gece Buluşması” yerine “Gece Karşılaşması” olarak çevrilmiştir. “Ve Ay Hâlâ Işıldıyordu” başlığına ise aşağıda (şiirlerin ele alındığı bölümde) değinilecektir.

Yer İsimleri

Yer isimleri, özel isim olarak olduğu gibi bırakılabileceği gibi tercih edilen stratejiye göre erek dile de çevrilebilir. Tablo 4’teki karşılaştırmaya bakıldığında, kimilerinin çevrildiği kimilerinin ise kaynak dildeki hâliyle kullanıldığı görülmektedir.

Tablo 4:

Yer İsimleri
EREK METİNKAYNAK METİN
“Mavi Dağlar” (s. 26)“Blue Mountains” (s. 10)
“Yeşil Vadi” (s. 28)“Green Valley” (s. 11)
“Oak Knoll Caddesi” (s. 73)“Oak Knoll Avenue” (s. 36)
“Eniall Dağları” (s. 129)“Eniall Mountains” (s. 64)
“Aziz Peter Kilisesi” (s. 156)“St. Peter” (s. 11)
“DEMİR KASABASI” (s. 194)“IRON TOWN” (s. 79)
“ÇELİK KASABASI” (s. 194)“STEEL TOWN” (s. 79)
“ALÜMİNYUM ŞEHRİ” (s. 194)“ALUMINUM CITY” (s. 79)
“ELEKTRİK KÖYÜ” (s. 194)“ELECTRIC VILLAGE” (s. 79)
“MISIR KASABASI” (s. 194)“CORN TOWN” (s. 79)
“TAHIL VİLLASI” (s. 194)“GRAIN VILLA” (s. 79)
“DETROIT II” (s. 194)“DETROIT II” (s. 79)
“Yeşil Tepe” (s. 194)“Green Hill” (s. 79)
“Küf Kasabası” (s. 194)“Moss Town” (s. 79)
“Çizme Tepesi” (s. 194)“Boot Hill” (s. 79)
“Azıcık Dayan” (s. 194)“Bide a Wee” (s. 79)
“Green Lawn Parkı” (s. 217)“Green Lawn Park” (s. 91)
“SAM’İN SOSİSLİ SANDVİÇLERİ!” (s. 236)“SAM’S HOT DOGS!” (s. 101)
“Umrumda değil” dedi Sam. “Koskoca Dünya Yerleşimcileri Şirketi var arkamda!” (s. 240)“I don’t care,” he said. “I got the whole Earth Settlements, Inc., back of me!” (s. 102)
“Mars Caddesi” (s. 256)“Mars Avenue” (s. 91)
“Yeni Texas Şehri” (s. 262)“New Texas City” (s. 114)
“Marlin Köyü” (s. 263)“Marlin Village” (s. 115)
“Eski Deniz Yolu” (s. 263)“old Sea Road” (s. 115)

“Mavi Dağlar-Blue Mountains”, “Yeşil Vadi-Green Valley”, “Demir Kasabası-Iron Twon”, “Küf Kasabası-Moss Town”, “Yeni Texas Şehri-New Texas City” gibi isimler Türkçeye çevrilmiş hatta kasaba ismi olan “Bide a Wee” de “Azıcık Dayan” olarak aktarılmıştır fakat “Oak Knoll Caddesi-Oak Knoll Avenue”, “Green Lawn Parkı-Green Lawn Park” gibi isimlerde yalnızca “cadde” ve “park” sözcükleri çevrilmiştir. Ayrıca şirketin ismi de Türkçeleştirilmiştir. Bu isimlerin pek çoğu Amerika’daki caddeler, kasabalar, yerlerdir. Örneğin “Oak Knoll Avenue” Kaliforniya’da bir caddenin ve “Boot Hill” ise Batı Amerika’daki pek çok mezarlığın ismidir. Büyük harfle yazılan isimler Mars’taki bölgelere takılan isimler oldukları için onların çevrilmesi erek okuyucunun kendisiyle özdeşleştirmesi için tercih edilmiş olabilir. Dünyada yalnızca kurgusal değil gerçekte de var olan yer adlarının çevrilmesi ise erek okuyucunun konuyu (yine Mars’taki bölgeler gibi) kendisiyle özdeşleştirmesi istenmiş olabilir. Yahut yayınevi, yabancı sözcük kullanımını asgari düzeyde tutmayı tercih etmiştir. Çevrilmemesi ise bulunduğu bağlamda yabancılık hissi verilmek için bilinçli olarak tercih edilmiş olabilir.

Şiir, Şarkı ve Kitap İsimleri

Bu tür isimlerin erek dilde kabul görmüş bir karşılığı yoksa kaynak dildeki hâliyle bırakılabilir. Var ise onun kullanılması gerekmektedir. Ancak metin içindeki yerine göre öyküde bir konuya katkı sağlıyorsa çevrilebilir veya dipnot olarak eklenebilir. Tablo 5’te görüldüğü üzere, çevirmen metin içinde geçen şarkı isimlerini çevirmiş; ancak şiirlere eklediği dipnotlarda şiir başlıklarını çevirmemiştir. Ayrıca en son örnekte, erek dilde karşılığı olan eserler, erek kültüre göre çevrildiği gösterilmiştir.

Tablo 5:

Şiir, Şarkı ve Kitap İsimleri
EREK METİNKAYNAK METİN
“Ben Jonson’un “to Celia” adlı şiirinden” (çn) (s.21)
“Lord Byron’ın “She Walks in Beauty” şiirinden” (çn) (s. 35)
“Güzel Ohio” (s. 60)“Beautiful Ohio” (s. 29)
“Güzel Hayalci” (s. 64)“Beautiful Dreamer” (s. 31)
“Akşam Karanlığında Gezinti” (s. 64)“Roamin’ in the Gloamin” (s. 31)
“Okyanusun Mücevheri Columbia” (s. 80)“Columbia, the Gem of the Ocean” (s. 39)
“Şu Benim Eski Çetem” (s. 256)“That Old Gang of Mine” (s. 112)
“Her zaman’ı”  (s. 76)“Always.” (s. 37)
“Başka Dünyalarda Günah Sorunu” (s. 137)

(kitap)

“The Problem of Sin on Other Worlds” (s. 1)
“Böylece, otuz yıl önce, l975’in bir Pazar sabahı hepsini, Noel Baba‘yı, Başsız Binici‘yi, Pamuk Prenses‘i, Rumpelstiltskin’i, Ana Kaz‘ı bir kütüphane duvarına yasladılar -ah, feryatları gitmiyor kulağımdan- ve onları kurşuna dizdiler. Kâğıttan şatoları, peri masallarının kurbağalarını, yaşlı krallarını ve ‘sonsuza dek mutlu yaşayan insanları’ yaktılar (çünkü hiç kimsenin sonsuza dek mutlu yaşayamayacağı bir gerçekti elbette!), ‘Evvel zaman içinde‘ler, ‘Asla!’ oldu. Hayalet Çekçek’in küllerini, Oz Diyarı‘nın molozlarıyla birlikte savurdular, İyi Glinda ve Ozma’nın etini kemiğinden ayırdılar ve çok renkliliği bir tayfölçerde ayrıştırdılar, Biyologların Ziyafeti’nde krema eşliğinde Balkabağı Jack’in servisini yaptılar! Fasulye Sırığı, dikenli bir bürokrasi böğürtlen çalısı tarafından kurutuldu. Uyuyan Güzel, bilim adamının öpücüğüyle uyandı ve onun şırıngasının ölümcül batışıyla göçüp gitti. Alice’e bir şişeden öyle bir meret içirdiler ki, ‘tuhaf ve daha tuhaf’ diye bağıramayacağı kadar ufaldı ve Ayna’ya balyozu indiriverip, onu, Kırmızı Kral’ı ve İstiridye’yi bin bir parçaya ayırdılar!” (s. 199)“So they lined them up against a library wall one Sunday morning thirty years ago, in 1975; they lined them up, St. Nicholas and the Headless Horseman and Snow White and Rumpelstiltskin and Mother Goose—oh, what a wailing!–and shot them down, and burned the paper castles and the fairy frogs and old kings and the people who lived happily ever after (for of course it was a fact that nobody lived happily ever after!), and Once Upon A Time became No More! And they spread the ashes of the Phantom Rickshaw with the rubble of the Land of Oz; they filleted the bones of Glinda the Good and Ozma and shattered Polychrome in a spectroscope and served Jack Pumpkinhead with meringue at the BiologistsBall! The Beanstalk died in a bramble of red tape! Sleeping Beauty awoke at the kiss of a scientist and expired at the fatal puncture of his syringe. And they made Alice drink something from a bottle which reduced her to a size where she could no longer cry ‘Curiouser and curiouser,’ and they gave the Looking Glass one hammer blow to smash it and every Red King and Oyster away!” (s. 81)

Şiirlerin başlığı metin içinde ele alınmadığı için dipnotta açıklama verilmesi yoluna başvurulmasının nedeni bağlamı etkilememesi olabilir. “Beautiful Ohio”, “Beautiful Dreamer”, “Roamin’ in the Gloamin’”, “Columbia, the Gem of the Ocean”, “That Old Gang of Mine”, “Always” şarkıları 1800’lerin sonu, 1900’lerin başında Amerika’da yazılan şarkılardır. Bunların Türkçeleştirilmesi kitaptaki Amerika göndermelerinin etkisini azaltmıştır. Dipnotta Türkçe çevirilerinin verilmesi kaynak metnin hedeflediği etkiyi karşılamak için daha başarılı olabilirdi. Çevirmen, şarkıların bağlamdaki yerini, göndermeyi daha belirgin kılmak için bunu tercih etmiş olabilir. Ancak çeviriler yalnızca çevirmenin tercihlerinden oluşmazlar; yayınevi politikaları, editör düzeltmelerinin de çeviriye etkisi olabilir. Yine aynı şekilde fazla dipnot kullanımının okuma eylemini etkilediği düşünülmüş olabilir.

Pasaj, Şiirler ve Şarkılar

Bir üst başlıkta da belirtildiği gibi bunların çevrilip çevrilmemesi veya dipnot olarak eklenmesi çevirmenin tercihine bağlıdır. Ancak şiirler alıntı olduğu için, erek kültürde kabul görmüş bir çevirisi varsa o tercih edilmelidir ve kimin çevirisi olduğu belirtilmelidir. Yapılan araştırmalar ve çevirmenin verdiği bilgiler ışığında, yalnızca “Usher Evi’nin Çöküşü” isimli eserin çevirisinden alıntı yapılmıştır. Diğer söz konusu aktarımlar çevirmene aittir ve metin içerisinde verilmiştir (Tablo 6). Yazarın burada da kaynak odaklı bir yaklaşım benimsediği görülmektedir.

Tablo 6:

Pasaj, Şiirler ve Şarkılar
EREK METİNKAYNAK METİN
“Sırf gözlerinle iç şerefime, karşılık vereyim benimkilerle,” diye okudu usulca alçak sesle, ağır ağır. “Ya da kadehe bir buse bırak, bana şarabı aratmayacak.”

“Ben Jonson’un “to Celia” adlı şiirinden” (çn) (s. 21)

“Drink to me only with thine eyes, and I will pledge with mine,” she sang, softly, quietly, slowly. “Or leave a kiss within the cup, and I’ll not ask for wine.” (s. 9)
“O güzellikle yürür tıpkı,

Bulutsuz iklimlerin, yıldızlı göklerin gecesi gibi;

Karanlıkta ve aydınlıkta güzel olan her ne varsa,

Buluşur onun gözlerinde ve endamında…” (s. 35)

(Lord Byron’ın “She Walks in Beauty” şiirinden)

“_She walks in beauty, like the night

Of cloudless climes and starry skies;

And all that’s best of dark and bright

Meet in her aspect and her eyes…” (s. 16)

“—Kız oraya gittiğinde dolap tamtakırdı,

ve zavallı köpeciği aç kaldı!” (s. 36)

(Çocuk şarkısı)

“–_and when she got there, the cupboard was bare,
And so her poor dog had none!_” (s. 16)
“Artık kürek çekmek yok bize,

Gecenin geç vakitlerinde,

Yürek eskisi kadar sevse de,

Ay hala ışıldasa da”

 

Şehir gri, yüksek ve hareketsizdi. Adamların yüzleri biçimini kaybetmişti ışıkta.

 

“Nasıl ki kılıç eskitir kını,
Ruh da öyle yıpratır bedeni,
Kalp nefes almak için duraklamalı,

Aşkın kendisi dinlenmeli.

Gece sevişmek için yaratılmış da olsa,

Gün çabucak ağarsa da,
Artık kürek çekmek yok bize,
Ayın ışığı altında.” (s. 92, 93)

 

(Lord Byron)

“So we’ll go no more a roving
So late into the night,
Though the heart be still as loving,And the moon be still as bright_.” The city was gray and high and motionless. The men’s faces were turned in the light. 

“_For the sword outwears its sheath,
And the soul wears out the breast,
And the heart must pause to breathe,

And love itself must rest.

 

“Though the night was made for loving, And the day returns too soon,
Yet we’ll go no more a-roving
By the light of the moon_.”

“Ah, o Güzel Zaman geldi Sonunda,

Yolumuz Mars’tır, Bayım,

Gökyüzünde beş bin kadın,

Bu gerçekten bahar ekimidir, Bayım!” (s. 164)

(Eski bir Wyoming şarkısı)

“Oh, the Good Time has come at last,

To Mars we are a-going, sir,

Five Thousand Women in the sky,

That’s quite a springtime sowing, sir!” (s. 14)

“Bulutların göklerde bunaltıcı şekilde alçakta asılı durduğu, donuk, karanlık ve sessiz bir sonbahar günü boyunca, at sırtında, son derece kasvetli bir yöreden bir başıma geçiyordum ve akşamın gölgeleri uzarken, sonunda kendimi melankolik Usher Evi’nin karşısında buldum…” (s. 196)

*Usher Evi’nin Çöküşü, çeviren: Dost Körpe

“’During the whole of a dull, dark, and soundless day in the autumn of the year, when the clouds hung oppressively low in the heavens, I had been passing alone, on horseback. through a singularly dreary tract of country, and at length found myself, as the shades of evening drew on, within view of the melancholy House of Usher…’” (s. 80)

 

Lord Byron ve Ben Jonson’dan yapılan çevirilere bakıldığında, çevirmenin uyaklara da dikkat ettiği göze çarpmaktadır. Yalnızca anlam aktarılmakla kalmamış aynı zamanda şiirsellik de bozulmamıştır. Ancak dördüncü örnekte geçen “And the moon be still as bright” dizesi aynı zamanda öykünün de adıdır. Çevirmen şiirin geçtiği öykünün ismini “Ve Ay Hala Işıldıyordu” olarak çevirmiş fakat şiirin içinde “Ay hala ışıldasa da” olarak aktarmıştır. Bunun nedeni başlık olarak uygun görülmemiş olması olabilir veya gözden kaçmış olabilir.

Kabul Edilebilirlik

Kabul edilebilirlik grubunun oluşturulmasının nedeni erek kültür unsurlarının kullanılmasıdır; bu sebeple, başta da belirtildiği gibi, gruplandırma için Toury’nin kabul edilebilirlik (acceptability) kavramı tercih edilmiştir.

Tablo 7:

Kabul Edilebilirlik
EREK METİNKAYNAK METİN
“Sarkıtlar düşüp paramparça oldular ve erimeye yüz tuttular.” (s. 15)“The icicles dropped, shattering, to melt” (s. 6)
“Ylla gölgeliğe sırtını yasladı ve kocasının bir sözüyle cayır cayır kuşlar, karanlık gökyüzüne atıldılar.” (s. 23)“Ylla laid herself back in the canopy and, at a word from her husband, the birds leaped, burning, toward the dark sky.” (s. 9)
“Kuşlar uçmaya devam ettiler, rüzgarda on bin delifişek.” (s. 24)“The birds flew on, ten thousand firebrands down the wind.” (s. 10)
“—Kız oraya gittiğinde dolap tamtakırdı,

ve zavallı köpeciği aç kaldı!” (s. 36)

“–_and when she got there, the cupboard was bare,
And so her poor dog had none!_” (s. 16)
“Üniformalarına çeki düzen verdiler, yakalarını düzelttiler.” (s. 39)“They adjusted their uniforms, fixed their collars.” (s. 19)
“’Öyle,’ dedi bir başkası öğlen öncesinin sıcak geçmek bilmezliğinde.” (s. 40)“Yeah,” said someone else in the slow warm time of early afternoon.” (s. 19)
“Gitmezlerse günlerini görürlerdi!” (s. 57)“See if they wouldn’t!” (s. 29)
“Hay Allah, sizleri görmek çok güzel.” (s. 71)“Gosh, it’s good to see you.” (s. 34)
“‘Tastamam bu’” (s. 76)“This is it.” (s. 37)
“Ay ışığı onun asker tıraşlı saçlarında ve genç, sinekkaydı yanaklarında parlıyordu.” (s. 86)“The moonlight shone on his crewcut hair and his young, clean-shaven cheeks.” (s. 42)
“Teyzeler, amcalar, kuzenler, göksel bir doktora, “aaa” dermişçesine ağızlarını açmış bağırıyorlardı.” (s.144)“The aunts, uncles, cousins crying, as to some celestial physician.” (s. 5)
“Peder Stone bir külçe gibi sessizce uyuyordu” (s. 149)“Father Stone slept like a stiff bundle, quietly.” (s. 8)
“Kabul etmelisiniz ki, İsa ister bir daireyle, ister bir kareyle gösterilmiş olsun, İsalığından hiçbir şey kaybetmez.” (s. 152)“Christ is no less Christ, you must admit, in being represented by a circle or a square.” (s. 9)
“Ağzından bal damlıyor, Peder Stone.’’ (s. 159)“That’s a lot, coming from you, Father Stone.” (s. 13)
“Oraya ilk giden diğerlerine tekmeyi basar!” (s. 161)“First one there gets to kick!” (s. 69)
“Sona kalan kızdır” (s. 161)“Last one there’s a girl!” (s. 69)
“Ve apışıp kalmışlardı.” (s. 167)“And they were struck numb.” (s.15)
“Hiçbir kahrolasıca gündüz feneri için eve gelmem!” (s. 179)“I’m not comin’ home for no damn darkie!” (s. 71)
Kara başlar dönmediler, ya da duymuyormuş gibi yaptılar, ama gözlerinin akları hızla gidip geldi” (s. 184)“The dark heads didn’t flicker or pretend to hear, but their white eyes slid swiftly over and back.” (s. 73)
Vay canına, ne değişiklik benim için.” (s. 236)Boy, what a change for me.” (s. 101)
“Bu mevsim ölü geçeceğe benzer.” (s. 250)“This looks like it’s going to be an off season.” (s. 108)
“Ya falanca ve filanca?” (s. 251)“What about this one and that one?” (s. 109)
“Benimse hiç uykum yok,” dedi Walter. “Hayret.” (s. 266)”Funny. I’m wide awake.” (s. 116)

 

Tablo 8’deki örneklere baktığımızda, erek kültürdeki kullanımlar dikkat çekmektedir. “Dolap tamtakırdı”, “Ağzından bal damlıyor”, “aa dermişçesine”, “apışıp kalmışlardı”, “falanca ve filanca”, “Hay Allah” gibi örnekler erek kitlede benzer etkiyi yaratmak için seçilmiş konuşma dili kullanımlarıdır. “Cayır cayır kuşlar”, “delifişek” gibi kullanımlar ise Mars’taki betimlemelerde kullanılmış ve betimlemelerin zihinde canlandırılmasını kolaylaştırmıştır. “Oraya ilk giden diğerlerine tekmeyi basar!”, “Sona kalan kızdır” sözleri çocuklar arasında geçmektedir ve erek kültürde çocukların birbirlerine meydan okuması göz önüne alınarak çevrilmiştir. “Darkie” ve “dark heads” kaynak metinde hakareti ve ırkçılığı göstermek için tercih edilmiştir; erek metinde kullanılan “gündüz feneri” ve “kara başlar” tamlamaları erek kültürdeki konumuna göre yine hakaret içermektedir. Özellikle “kara başlar” ifadesi Alevi mezhebine mensup olanlar için kullanılan “kızıl baş” ifadesine çok yakındır; bu sebeple erek kültürde de benzer bir etki yaratmıştır.

Yeterlilik

Bu grubun oluşturulmasının sebebi kaynak metne yakın unsurların bulunmasıdır; bu sebeple gruplandırma için Toury’nin yeterlilik (adequacy) kavramı tercih edilmiştir. Burada erek kültüre yabancı, hatta bazı yerlerde Dünya’ya yabancı unsurlar olduğu için çevirmen kaynak-odaklı bir yaklaşım tercih etmiş olabilir.

Tablo 8:

Yeterlilik
EREK METİNKAYNAK METİN
“her çatıyı saçaklayan buz” (s. 15)“icicles fringing every roof,” (s. 6)
“Uzaktan kocasının durmadan kitabını çaldığını duydu.”  (s. 18)“In the distance she heard her husband playing his book steadily, his fingers never tired of the old songs.” (s. 7)
“Kadın fısıldayan yağmur sütunlarının arasında dolaşırken şarkıyı söylemeye başladığında,” (s. 21)“It was late in the day when she began singing the song as she moved among the whispering pillars of rain.” (s. 8)
“Tertemiz yerlerimin üstüne!” (s. 38)“All over my clean floor!” (s. 18)
“Çenesi sarktı.” (s. 55)“His jaw sagged.” (s. 26)
“Küçük oğlanlar, “Hurra!” diye bağırdılar.” (s. 72)“Little boys shouted, “Hooray!” (s. 35)
“Schoenke adlı birisi akordeonunu çıkardı ve tekme dansı yaptı. Etrafında tozlar yükseliyordu” (s. 86)“A man named Schoenke got out his accordion and did a kicking dance, the dust springing up around him.” (s. 42)
“Bildiğimiz kadarıyla, şehirlerini yıkmak için son bir düş kırıklığı savaşı vermeksizin ırksal ölüme boyun eğdiler.” (s. 89)“They acceded to racial death, that much we know, and without a last-moment war of frustration to tumble down their cities.” (s. 44)
“Neredeyse yere düşüyordu, fiziksel tepki bu kadar bunaltıcıydı.” (s. 97)“He almost fell, the physical reaction was so overwhelming.” (s. 47)
Dünya erkekleri Mars’a geldiler.” (s. 113)The men of Earth came to Mars.” (s. 56)

Örneklerle açıklamak gerekirse, “kitabını çaldığını duydu”, “fısıldayan yağmur sütunlar” yine Dünya’da olmayan unsurlar olduğu için kaynak-odaklı bir yaklaşım tercih edilmiştir. “Irksal ölüm” olarak çevrilen “racial death” ve “tekme dansı” olarak çevrilen “kicking dance” ifadelerinin kaynak-odaklı çevrilmesinin nedeni özgün bir kullanım olmasından kaynaklanıyor olabilir. “Çenesi sarkmak” ve “hurra” ifadeleri yerine başka sözler seçilebilirdi; zira erek kültürde çene sarkması daha çok estetik olarak kullanılmış olup “hurra” yerineyse “yaşa” veya “yaşasın” ifadeleri tercih edilebilirdi. “Çenesi sarkmak” olarak betimlenmesinin altında yatan sebep, Marslıların bize yabancı olması ve bu yabancılığın alışılmadık bir biçimde hissettirilmek istenmesi olabilir. “Hurra” ünlemi sözlükte “Genellikle Batılı uluslarda hep bir ağızdan “yaşa” anlamlı destek vermek amacıyla kullanılan bir söz.”[7] olarak geçmektedir. “Yaşasın veya yaşa” ünlemlerinden farklı olarak “destek” anlamını taşınmaktadır. Metnin geneline bakarsak, çevirmenin “hurra” ifadesini tercih etmesinin nedeni aile arasındaki desteği göstermek olabilir. “Hurra” ayrıca, “Bir yerden toplu olarak gürültülü bir şekilde çıkışı anlatmak için”[8] de kullanılmaktadır; çocukların yaptığı gürültü vurgulanmak için de tercih edilmiş olabilir.

Tablo 9:

Yeterlilik-2
EREK METİNKAYNAK METİN
“Hayır, kutsal olan her şey adına, onları öldüren suçiçeği gibi artık Dünya’da çocukları bile öldürmeyen bir çocuk hastalığı olmalı.” (s. 84)“No, in the name of all that’s holy, it has to be chicken pox, a child’s disease, a disease that doesn’t even kill children on Earth!” (s. 41)
“Herhalde roketlerinize isim de vermişsinizdir?”

Arabanın ön panelindeki saate baktılar.

“Evet, efendim.”

Elijah ve At arabası, Büyük Tekerlek ve Küçük Tekerlek, İnanç, Ümit ve Merhamet gibi, ha?”

“Gemilere isim verdik, Bay Teece.”

Baba, Oğul ve Kutsal Ruh, gibi mi merak ettim? Söyle evlat, İlk Baptist Kilisesi adında bir roketiniz de var mı?”

“Artık gitmemiz gerekiyor, Bay Teece.”

Teece güldü. “Aşağıdan Salla ve Tatlı At Arabası yok mu?”

Araba çalıştı. “Hoşça kalın, Bay Teece.” “Çalkala Kemikleri de var mı?”
“Hoşça kalın, bayım!”

“Ve bir tane de Jordan’ın Üzerinden! Hah! Rokete koştur oğlum, kaldır roketi, devam et, havada patlayın, umurumda bile değil!” (s. 189)

“I suppose you got names for your rockets?”
They looked at their one clock on the dashboard of the car.
“Yes, sir.”
“Like Elijah and the Chariot, The Big Wheel and The Little Wheel, Faith, Hope, and Charity, eh?” “We got names for the ships, Mr. Teece.”
God, the Son and the Holy Ghost, I wouldn’t wonder? Say, boy, you got one named the First Baptist Church?”
“We got to leave now, Mr. Teece.”
Teece laughed. “You got one named Swing Low, and another named Sweet Chariot?”
The car started up. “Good-by, Mr. Teece.”
“You got one named Roll Dem Bones?”
“Good-by, mister!”
“And another called Over Jordan! Ha! Well, tote that rocket, boy, lift that rocket, boy, go on, get blown up, see if I care!” (s. 76)

Tablo 9’un diğer örneklerden ayrılmasının sebebi İslam kültüründe olmayan ifadelerin kullanılmasıdır. Kalın ile vurgulanan sözlerin kaynak-odaklı olarak çevrilmesinin nedeni İslam kültüründen farklı bir kültür dizgesinde olduğunu göstermek olabilir. Kimi özellikle ikinci örnekte bulunan “Aşağıdan Salla”, “Tatlı At Arabası”, “Çalkala Kemikleri” deyişleri erek dizgede bir çağrışımda bulunmasa da içindeki alay erek kültüre aktarılabilmiştir.

Cümle Yapısı

Çeviri metinde kimi cümleler bölünmüş kimileriyse kaynak metne benzer bir şekilde uzun aktarılmıştır. Cümle başında Türkçe yapısında “ve” bağlacı kullanımları vardır ve bir örnekte kaynak metindeki gibi iki çizgi arasında bilgi verilmiştir. (Tablo 10).

Tablo 10:

Cümle Yapısı
EREK METİNKAYNAK METİN
“Öğleden sonraları, fosil denizin ılık ve durgun, bahçedeki şarap ağaçlarının dimdik, uzaktaki Mars kemik şehrininse kapalı metal kapılarından kimsenin dışarı adımını atmaz olduğu vakitlerde, Bay K odasında; elini kabartılı hiyerogliflerin üzerinde arp çalarmış gibi dolaştırdığı metal kitabını okurken görebilirdiniz.” (s. 17)“Afternoons, when the fossil sea was warm and motionless, and the wine trees stood stiff in the yard, and the little distant Martian bone town was all enclosed, and no one drifted out their doors, you could see Mr. K himself in his room, reading from a metal book with raised hieroglyphs over which he brushed his hand, as one might play a harp.” (s. 7)
“Çevrede kırmızı tuğlalı ve beyaz evler, rüzgârda sallanan upuzun karaağaçlar, akçaağaçlar, at kestaneleri. Ve kilisenin altın çanları sessiz kuleleri vardı.” (s. 60)“There were white houses and red brick ones, and tall elm trees blowing in the wind, and tall maples and horse chestnuts. And church steeples with golden bells silent in them.” (s. 29)
“Mars’ın bu kurumuş denizinin ince havasını aydınlatan ateşin ışıltısında omzunun üzerinden baktı ve hepsini; Kaptan Wilder’ı, Cheroke’yi, Hathaway’i, Sam Parkhill’i ve kendisini sessiz, yıldızlarla dolu kara uzaydan bu ölü, düş dünyasına taşıyan roketi gördü.” (s. 81)“In the flare that lighted the thin air of this dried-up sea of Mars he looked over his shoulder and saw the rocket that had brought them all, Captain Wilder and Cheroke and Hathaway and Sam Parkhill and himself, across a silent black space of stars to land upon a dead, dreaming world.” (s. 40)
“Eliyle ateşi besledi. Bu, sanki ölmüş bir deve sunuda bulunmak gibiydi.” (s. 82)“He fed the fire by hand, and it was like an offering to a dead giant.” (s. 40)
“Spender, küçük kapı aralanıp doktor-jeolog -hepsi de yerden tasarruf etmek için çift yetenekli kimselerdi- Hathaway dışarı adımını atınca, izledi” (s. 83)“Spender watched as the small port opened and Hathaway, the physician-geologist—they were all men of twofold ability, to conserve space on the trip—stepped out.” (s. 41)
“Arzusu Mars’ın bitki örtüsü ve uzun ağaçlarla yemyeşil olmasıydı. Hava üreten, daha fazla hava sağlayan, her geçen mevsim büyüyen, cayır cayır yaz geldiğinde kasabaları serinleten, kış rüzgârlarında set çeken ağaçlarla.” (s. 115)“And the thing that be wanted was Mars grown green and tall with trees and foliage, producing air, more air, growing larger with each season; trees to cool the towns in the boiling summer, trees to hold back the winter winds.” (s. 57)
“Roketler çıplak çayırları ateşe verdiler, kayaları eritip lava, tahtayı yakıp kömüre, suyu kaynatıp buhara dönüştürdüler. Kum ve silisi, yaklaşan istilayı yansıtan paramparça aynalar gibi saçılmış yeşil cama çevirdiler” (s. 122)“The rockets set the bony meadows afire, turned rock to lava, turned wood to charcoal, transmitted water to steam, made sand and silica into green glass which lay like shattered mirrors reflecting the invasion, all about.” (s. 60)
“Yetmiş sene evvel yılbaşında bana bir hediye gibi -adına kaleydoskop derlerdi- içinde kristal parçaları, incik boncuk olurdu.” (s. 124)“It’s like a thing I got for Christmas seventy years ago—don’t know if you ever had one—they called them kaleidoscopes, bits of crystal and cloth and beads and pretty junk.” (s. 61)
“İlk dalgayla birlikte boşluğa, soğuğa ve yalnızlığa alışkın insanlar geldiler. Vücutlarında bir dirhem yağ olmayan, senelerin yıprattığı yüzleri, çivi başı gibi gözleri, eskimiş eldivenleri andıran o her şeye dokunmaya hazır eller, kır kurtları ve sığır çobanları.” (s. 134)The first wave carried with it men accustomed to spaces and coldness and being alone, the coyote and cattlemen, with no fat on them, with faces the years had worn the flesh off, with eyes like nailheads, and hands like the material of old gloves, ready to touch anything.” (s. 67)
“Büyükbaba küçük mumu yakıp da sıcak havanın üfürerek elindeki hafifçe tombul, ışık saçan, ellerinden bırakmakta gönülsüz oldukları, bir kez bırakılınca insanın hayatından bir yılı, bir 4 Temmuz’u, Güzellik’in bir parçasını götüren, parıltılı bir hayal olan balonu şekillendirmesine izin verirken, Peregrine, çoktan ölmüş ve küfle örtülmüş sevgili akrabalarının solgun yüzlerini görürdü.” (s. 144)“He saw the dim faces of dear relatives long dead and mantled with moss as Grandfather lit the tiny candle and let the warm air breathe up to form the balloon plumply luminous in his hands, a shining vision which they held, reluctant to let it go; for, once released, it was yet another year gone from life, another Fourth, another bit of Beauty vanished.” (s. 5)
“Derken yıldızların kayışı ve mavi ışığın parıltısında bir farklılık, ve kendini mavilikle sarmalanmış, havada asılı hissetti.” (s. 157)“And then there was a shift of stars, a glimmering of blue light, and he felt himself surrounded by blueness and suspended.” (s. 8)
“Yavaşça kabardı ve taştı; ve bu, erkeklerden, kadınlardan, atlardan ve havlayan köpeklerden, küçük oğlanlardan ve kızlardan oluşmuş bir dalgaydı.” (s. 177)“It surged slow, slow, and it was men and women and horses and barking dogs, and it was little boys and girls.” (s. 70)
“Köpeğin ağzından köpükler aktı. Kapının önüne uzanmış, gözleri alev alev kokluyordu.” (s. 285)“The dog frothed at the mouth, lying at the door, sniffing, its eyes turned to fire.” (s. 285)

Tablo 10’daki örnekleri ele alalım. Sayfa 17, 81, 115, 122, 134’ten verilen örneklerde kaynak cümlenin kimi zaman nokta kimi zaman noktalı virgül ile bölündüğünü görüyoruz. Türkçede akıcılık sağlamak ve okumayı kolaylaştırmak için çevirmen bu yola başvurmuş olabilir. Sayfa 144’ten verilen örnekte cümle bölünmemiş ve kaynak metindeki gibi uzun cümle yapısı kullanılmıştır. Ancak sayfa 285’ten verilen örneklerde cümle kısa ve bağlanabilir olmasına rağmen ayırmayı seçmiştir. Ek olarak, kaynak-odaklı bir yol izleyerek “ve” bağlacından önce virgül kullanımları mevcuttur fakat sayfa 82’den verilen örnekte cümle erek-odaklı bir yaklaşımla aktarılmıştır. Sayfa 83 ve sayfa 124’ten verilen örneklerde ise yine kaynak metne bağlı kalınarak kısa çizgi kullanımı göze çarpmaktadır. Verilen örnekler ışığında, çevirmenin cümle yapısı konusundaki tercihinin, yapıyı kaynak metindeki haliyle erek metine taşımak olduğunu söylemek mümkündür.

Aykırı Kullanımlar

Aykırı kullanımlarda, Türkçede yanlış yazılan ve yanlış kullanılan sözcükleri kapsamaktadır. Bu kullanımlar Tablo 11’de kalın olarak belirtilmiştir. “Banço” ve “vantrlog” sözcükleri Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünde[9] “banjo” ve “vantrilok” olarak karşımıza çıkmaktadır. Başka bir deyişle, gözden kaçan bir sözcük yazımı hatası olmuştur.

Tablo 11:

Aykırı Kullanımlar
EREK METİNKAYNAK METİN
“Ve onun ötesinden –banço sesleri mi?” (s. 164)“And beyond that –banjos playing?” (s. 13)
“Çok, çok zaman önce 1849’da Missouri’nin hiç değişmeyen Independence Kasabası’nda işte tam bu caddede bir araya gelen vantrlogların, vaizlerin, falcıların, aptalların, bilginlerin soluk sesleri duyulmuştu.” (s. 164)“Long, long ago, 1849, this very street had breathed the voices of ventriloquists,  preachers, fortunetellers, fools, scholars, gamblers, gathered at this selfsame Independence, Missouri.” (s. 13)

 

Sonuç

Genel olarak bakıldığında çevirmenin, anlam bakımından erek kitleye yönelik tercihlerde bulunduğunu söyleyebiliriz. Bradbury’nin hedef kitle üzerinde yaratmaya çalıştığı etkiler, Alkım tarafından da yaratılmaya çalışılmıştır. Unsurların yabancı olduğunu göstermek için özgün metne bağlı kalarak çevirmiş ancak konuşma dilini, alaycılığı ve göndermeleri göstermek için erek okuyucuyu göz önüne almıştır.

Çeviri metindeki çevre betimlemeleri, tıpkı Bradbury’nin yaptığı gibi, çevreyi yabancılıklarıyla hayal etmemize imkân vermiştir. Özellikle “Ağustos 2057: Yağmurlar Çiseleyecek” öyküsündeki sinematografik denilebilecek anlatımda, kahramanlar olmadan olayları tasvir edebilmemizi, geleceğin şu ana özgü olmayan eşyaları içerisinde yine kendimizden bir parça bulabilmemizi sağlamıştır. Öykülere genel olarak baktığımızda, çevirmenin yalnızca anlaşılmayı kolaylaştırmak için cümleleri bölmediğini, gergin durumu ifade etmeye çalıştığını da görebiliriz. Türkçeye uygun durmayan cümle yapılarıyla aslında gerçekten bize yabancı olan bir yerde olduğumuzu hissettirmiştir.

Bradbury öykülerinde teknolojiden çok onun etkilerini, Mars’ın yapısından çok insanın Mars’a olan etkilerini betimlemiştir. Bize uzak gelen bir gelecek, tamamen kurgu olaylar ve durumlar gibi gözüken anlatımda, aslında gündelik hayatta karşılaşılan problemler ve genel olarak Dünya sorunları ele alınmıştır. Çeviride de pek çok unsurun erek kültüre yaklaştırılması, bilmediğimiz bir gerçeklikteki aşina olduğumuz durumları fark etmemize ve bazı açılardan kendimizle özdeşleştirilmemize yardımcı olmuştur. Mars’ta, Amerika’da veya erek kültür dünyasında yaşananların benzer olduğu Alkım tarafından yansıtılmıştır.

Çeviride alınan bazı kararların sebebi, herhangi bir açıklamaya veya röportaja ulaşılamadığı için tespit edilememiştir. Ayrıca ulaşılan tanıtım yazılarında da çeviri hakkında bir bilgiye erişilememiştir; bu yazılar Bradbury ve eseri hakkındadır. Ancak İthaki Yayınları ile ilgili yapılan yazım hataları eleştirileri dikkat çekmektedir. Bu sebeple bazı durumların düzelti sürecinden de kaynaklı olabileceği unutulmamalıdır.

 

Dipnotlar

[1] Okan Üniversitesi, Çeviribilim Bölümü Yüksek Lisans Öğrencisi, [email protected]

[2] https://raybradbury.com/life/ Ray Bradbury’nin bibliyografyası için: https://raybradbury.com/work/

[3] Çevirmen hakkındaki bilgilere şu adresten ulaşılmıştır: https://www.fabisad.com/kisi/baris_emre_alkim/

[4] Bradbury, R., (1985), The Martian Chronicles, Spectra, Grand Master’s Edition.

[5] https://csuclc.files.wordpress.com/2013/03/illustrated-man-by-ray-bradbury.pdf (The Illustrated Man)

[6] http://www.astro.sunysb.edu/fwalter/AST389/Wilderness.txt (Wilderness)

[7] https://sozluk.gov.tr

[8] http://www.lugatim.com/s/hurra

[9] https://sozluk.gov.tr

 

Kaynakça

Bradbury, R., (1985), The Martian Chronicles, Spectra, Grand Master’s Edition.

Bradbury, R., (2013), Mars Yıllıkları, (Barış E. Alkım), İthaki Yayınları, İstanbul.

Bradbury, R., (2020), Mars Yıllıkları, (Barış E. Alkım), İthaki Yayınları, İstanbul.

Rifat, M., (2008), Çeviri Seçkisi I: Çeviriyi Düşünenler. Ece. A., “Çeviri Eleştirisinde Yaklaşımlar”, İstanbul.

Toury, G., (1995), Descriptive Translation Studies and Beyond, John Benjamins Publishing, Amsterdam/Philedelphia.

 

Web Kaynakçası

https://raybradbury.com/work/i

http://www.astro.sunysb.edu/fwalter/AST389/Wilderness.txt

https://csuclc.files.wordpress.com/2013/03/illustrated-man-by-ray-bradbury.pdf

https://raybradbury.com/life/i

https://sozluk.gov.tr

https://www.fabisad.com/kisi/baris_emre_alkim/

https://www.nationalgeographic.com/animals/invertebrates/group/locusts/

 

Mars Yıllıkları Mars Yıllıkları Mars Yıllıkları Mars Yıllıkları Mars Yıllıkları Mars Yıllıkları  Mars Yıllıkları Mars Yıllıkları Mars Yıllıkları  Mars Yıllıkları Mars Yıllıkları Mars Yıllıkları  Mars Yıllıkları Mars Yıllıkları Mars Yıllıkları  Mars Yıllıkları Mars Yıllıkları Mars Yıllıkları  Mars Yıllıkları Mars Yıllıkları Mars Yıllıkları  

Related posts

Leave a Comment