Mitoloji

Fenrir: İskandinav Mitolojisinin Dev Kurdu

Fenrir

Yazar: Riley Winters

Çevirmen: Deniz Yılmaz

Fenrir: İskandinav Mitolojisinin Dev Kurdu

Loki’nin dev anası (jötunn) Angrboða’dan doğan üç çocuğundan biri olan Fenrir, her ne kadar İskandinav mitolojisinde pek fazla anlatılmasa da önemli bir rol oynar. Dev bir cüsseye sahip olan kurt Fenrir, İskandinav sagalarında geçen tek bir hikâyede yer alır. Ancak bu hikâye, bir tanrının cesaretini ve geri kalanlar için ölüm alametini tasvir eder. Maalesef Fenrir’in, Æsir ve Vanir için İskandinav dünyasının sonunun (Ragnarök) habercisi olan birçok işaretten biri olduğu görülmüştür.

Snorri Sturluson’un Nesir Edda’sına göre, Fenrir’in hikâyesi, herhangi bir hikâyenin olması gerektiği gibi, Fenrir’in beklenmedik ve korkunç doğumu ile başlar. Fenrir’in (Fenrisúlfr olarak da bilinir) diğer kardeşleri ise dev yılan Jörmungandr ve kara saçlı kadın Hel’dir. Asgard’lı Æsir (tanrılar), İskandinav evreninin gelecekteki yıkımına katkıda bulunacağı kehaneti üzerine bu üç tehlikeli yaratığın kaderinin ne olacağı konusunda tartışmak için bir araya gelmişti.

Hel, Hristiyanlıktaki cehenneme çok benzeyen, çok soğuk ve karanlık bir yer olan Nilfheim’e gönderilirken, Jörmungandr evrenin yok oluşuna kadar su altında kalacağı denize gönderilmişti. Ancak Fenrir çok daha büyük bir sorun teşkil etmekteydi. Hel ve Jörmungandr uzağa gönderilirken, Fenrir çok hızlı bir şekilde büyümüş ve olması gerektiği gibi diğer kurtlar arasında bir Jötunn (dev) olmuştu. Æsir’i büyük cüssesinden ve bir gün gerçekleşeceğini bildikleri korkunç kehanetten korumak için Tanrılar, Fenrir’in kontrol altına alınması gerektiğine karar vermişlerdi.

Kurdun Kontrol Altına Alınması

Tanrıların müdahalesinden önce kurdu başarılı bir şekilde kontrol altına almak için üç çeşit pranga veya halat yaratılmıştı. İlkinin adı Leyding’di ve Fenrir’in tek bir güçlü tekme darbesine dayanamamış ve parçalanmıştı. Leyding’den iki kat daha güçlü olan Dromi olarak bilinen ikinci zincir, her ne kadar uzun bir süre Fenrir’i bağlı tutsa da o da aynı sondan kurtulamamıştır. Üçüncü seferde ise tanrılar kendi becerilerinin ötesinde bir zincire ihtiyaç duyduklarını biliyorlardı. Æsir’in baş tanrısı Odin, kara elflerin diyarı Svartálfaheim’in cücelerine haber yollamıştı. Bu kara cüceler yer altında yaşıyorlardı ve çoğunlukla asabi bir mizaca sahiptiler. Buna rağmen dev kurdun kaçmasını önleyecek kadar güçlü bir zincir yapmayı kabul ettiler. Cüceler kısa süre içinde Odin’e altı efsanevi malzemeyle yaptıkları Gleipnir adlı zincir ile geldiler: kedinin ayak sesi, dağın kökleri, ayının tendonları, kadının sakalı, balığın nefesi ve kuşun salyası. Bu yönteme bakılırsa günümüzde var olması pek de olası olmayan bu altı malzemeden oluşan zincir, tıpkı bir kurdele gibi pürüzsüz ancak ölümlülere göre bir demir kadar güçlüydü. Lyngvi adasında zincirlendiğinde Fenrir bile kaçabilme becerisinden kuşku duymuştu. Öyle ki tanrılar onu kaçması için kışkırttığında Fenrir, zincirin kendisine vurulmasına izin vermeden önce iyi niyet göstergesi talebinde bulunmuştu.

Herkesin iyiliği için kendini riske atabilecek kadar cesur olan Æsir’in tek tanrısı, hak ve adalet tanrısı Tyr öne atılarak elini kurdun ağzına sokmuştur. Fenrir ancak bu şekilde yeniden zincirlenmeye izin vermiş ve kışkırtma da Tyr’ın cesareti ile başarılı bir taktik olmuştu. Kurdun kurtulmak adına yaptığı her hamle yersiz bir hâl almıştı. Tanrıların onu bastırabilecek kadar becerikli olmaları ve kendi başarısızlığının getirdiği öfkeyle tuzağa düşen Fenrir, Tyr’in elini kopardı. Tyr haricinde herkes Fenrir’in bağlı olmasından dolayı rahatlamıştı. Aesir tanrıları Gleipnir’in kordonu Gelgja’yı Gjöll adında devasa bir taş levhaya dolamış ve Thviti olarak bilinen büyük bir kayaya demirlemişlerdi. Böylece Fenrir’i etkili bir şekilde kalıcı olarak tek bir yere sabitleyebilmişlerdi. Kurdun amansız ulumaları bir kılıcın ağzının içinden geçmesine ve kılıcın kabzasının da ağzını ardına kadar açmasına neden oldu. Bu durum da onu Ragnarök zamanına kadar susturacaktı. Ancak o zaman Fenrir özgürlüğüne kavuşacaktı. Dünyanın sallanması ve dağların yerle bir olması Gleipnir’i parçalayacak, kurdun Odin’in peşine düşmesine ve baş tanrıyı bir bütün olarak yutmasına olanak verecekti.

Æsir’in Sonu

Bu Æsir’in sonunun başlangıcı olacaktı. Prose Edda, Fenrir’in iki oğlu Sköll ve Hati Hróðvitnisson’un, babalarının izinden giderek, sırayla güneşi ve ayı yuttuklarını, yıldızları ve zamanın özünü yok ettiklerini anlatmaktadır. Bütün bunlar gerçekleştikten sonra Fenrir, Odin’in oğlu Víðarr tarafından öldürülecekti. Uzunca bir süre kapalı kalan Fenrir’in çenesi, en nihayetinde Víðar’ın ayağını onun ağzına doğru germesiyle paramparça olacaktı. Kısa bir süre sonra, Æsir’in evrenleri tüketilecek ve yerine yeni bir dünya var olacaktı.

Yüzyıllar boyunca süre gelen Antik İskandinav inancına ait masallar arasında bir tek bu masal Fenrir’den bahsetmektedir. Kurt, hayatının geri kalanını diğer yaşayan tüm varlıklardan uzakta bir adada hapsedilmiş olarak geçirmiş, tanrılar kaçınılmaz son ile yüzleşene dek tutsak kalmıştır. Fenrir’in hikâyesi, İskandinav mitolojisinde anlatılan en önemli hikâyelerden biridir. Çünkü Fenrir, aile üyeleri arasında en etkileyici rolün sahibidir. Ragnarök sırasında babası Loki, jötunnları (devleri) ve Nilfheim’in güçlerini Æsir’in üzerine salacak ve erkek kardeşi Jörmungandr, Fenrir’i Gleipnir’den kurtaracaktır. Bununla birlikte, baş tanrı Odin’i de öldürecek olan o olduğundan, Fenrir her zaman hatırlanacaktır.

 

Redaktör: Burak Erdem

Editör: Cemre Yıldıırm

Görev Alan Yayın Kurulu: Arman Tekin, Kübra Karaköz, Martı Esin Şemin, Utku Baran Ertan

 

Metnin orijinali için:

https://www.ancient-origins.net/myths-legends-europe/legend-fenrir-wolf-bite-002498

Related posts

Leave a Comment