Gorgon Kadın

Bazı Kadınlardan Kimsenin Haberi Yok!

Kadın Olduğum Gün

Bazı Kadınlardan Kimsenin Haberi Yok!

Yazar: Süleyman Bülbül

“Coğrafya kaderdir!”

Aslında İbn-i Haldun’a ait olan ancak son dönemlerde gittikçe popülerleşen bu sözün tanımına dair verilen örneklerin pek çoğu onun içini tam olarak doldurmuyor. Ancak bazı durumlar var ki bırakın bu söylemin içini doldurmayı, söylemin ta kendisi oluveriyor; tıpkı Orta Doğu’da kadın olmak gibi. Yaşadığımız, özellikle de bizim de içinde bulunduğumuz bu coğrafyanın, tüm çirkin yüzünü görmek zorunda bırakılan kadınlar için yerinde bir söylem.

Toplumcu gerçekçi sinemanın bir misyonu da ait olduğu toplumların problemlerini betimlemektir. Gel gelelim bu bağlamda dahi göz ardı edilen kadınların sesini duyurmak için az da olsa film yapılmakta, hikâyeleri anlatılmaktadır. Bu konuda en zengin sinemalardan birisi tüm yönetim biçimine, kültürel problemlerine tezat olarak İran sinemasıdır.

Kadının adının olmadığı bu coğrafyada yıl 2000 iken Marzieh Meshkini bir kadın yönetmen olarak, odak noktası tamamen kadın olan harikulade bir filme imza atar: Roozi ke zan shodam yani Kadın Olduğum Gün. Yönetmenin son derece cesur söylemlerine sahip bu film gerek işleyişi gerek hikâyesi gerekse de çekildiği ülke bağlamında üzerinde pek çok söz söylenmesi gereken bir yapım olarak karşımıza çıkar. Marzieh Meshkini, Kadın Olduğum Gün filminde 3 farklı karakter üzerinden “kadın olmak” üzerine bir hikâye inşa eder. Filmde yer alan 3 hikâye bir bütünün, yani her şeyden önce insan olabilmenin zorluğu üzerinedir.

Kaynak

Doğum

Filmin ilk karakteri olan Hava’nın hikâyesi 9. yaş gününden hemen önce başlar. Hava, her çocuk gibi sokakta arkadaşları ile oyun oynamayı, şeker yemeyi seven, kendi yaşının tatlı sert sıkıntıları ile uğraşan bir karakterdir. Hava’nın oyun arkadaşlarından biri olan Hasan ise onun oyun oynamaktan en keyif aldığı çocuklardan biridir. Her şey yolunda giderken ve çocuklar kendi dünyalarında, kendilerine özgü işlerle meşgul olurken Hava artık Hasan ile oyun oynayamayacağını öğrenir. Zira bir kız çocuğu olan Hava büyümekte ve bir erkekle oyun oynaması artık sakıncalı bir hâl almaktadır. En azından ailesi böyle düşünmektedir. Kendisinden istenilen şeyi pek de anlamayan Hava, bundan böyle sokağa çıkarken kıyafetine de dikkat etmeli tıpkı annesi ya da çevresindeki diğer kadınlar gibi giyinmelidir. Ancak Hava, son kez olsun Hasan ile oyun oynamak ister ve sadece öğlene kadar vakti vardır. Öğle saatinden sonra Hava artık 9 yaşına girecektir.

Yaşam

Kaynak

Ahoo ise 30’lu yaşlarda evli bir kadındır. Yaşadığı bölgede düzenlenen bisiklet yarışına katılan Ahoo hem diğer bekar kadınlar tarafından ayıplanır hem de kocasının bu duruma karşı verdiği büyük tepki ile mücadele etmek zorundadır. Ancak ne olursa olsun Ahoo’nun geri adım atmaya niyeti yoktur. Bisiklet yarışında iyi bir yarışmacı olan Ahoo, bu yarış esnasında büyük bir problem ile yüzleşir. Ahoo’nun kocası ve akrabaları at sırtında yarışa müdahil olur. Kocasının ve akrabalarının amacı Ahoo’yu bu yarıştan vazgeçirmektir. Bir yandan atlılarla uğraşan Ahoo bir yandan da yarışa devam etmektedir. Ahoo için iki seçenek vardır: Ya yarıştan vazgeçecek ya da kocası tarafından yanlarında getirdiği molla ile bisiklet üzerindeyken boşanacaktır.

Ölüm

Kaynak

Üçüncü karakter olan Hoora ise uzun bir aradan sonra şehir merkezine gelmiştir. Alacağı eşyaları taşıtmak için civardaki taşıyıcıları kiralayan Hoora; ev eşyaları, kıyafet ve ayakkabı da dâhil olmak üzere pek çok şey satın alır. Artık yaşı çok ilerlemiş olan bu kadının neden bu eşyaları satın aldığını bir türlü anlayamayan taşıyıcılar, kazanacakları paranın hevesi ile Hoora’nın sözünden asla çıkmaz. Hikâyesin aslı şudur: Artık ömrünün son zamanlarını yaşayan Hoora’ya ölen eşinden çok büyük miktarda miras kalmıştır. Hoora da genç bir kadın iken evlendirilmiş ve arzu ettiği hiçbir şey alınmamıştır. İşte Hoora şehre istediği her şeyi almak için gelmiştir. O, ilerlemiş yaşına rağmen adeta yeni bir gelin gibi kendine çeyiz düzmektedir. Hoora aldıklarını taşıyıcı çocuklarla birlikte sahile götürür ve bir gemiye yükletir. O esnada sahilden birkaç bisikletli kadın ve çarşaf giyinmiş küçük bir kız çocuğu geçer.

Kaynak

Yönetmen 3 hikâye üzerinden aslında bir kadını, yani en yalın hâli ile insan olan kadını anlatır. Bu coğrafyada yaşayan tüm kadınların yaşamları benzerdir, çocuk yaştan itibaren cinsiyetleriyle ilgili pek çok muameleyle karşı karşıya kalırlar. Marzieh Meshkini’nin bu filmdeki anlatımı o kadar berraktır ki izleyicinin dikkati başka hiçbir göstergeyle dağılmaz ve kendisine sunulan hikâyelere odaklanır. Film, her yaştan kız çocuğu ve kadın için kültürel yozlaşmışlığın yakıcı ve yıkıcı hâlini tasvir eder. Kültür, inanç, sosyal hayat, yönetim biçimi, otoriter güç, bireylerin yaşamlarını doğumundan ölümüne kadar adım adım takip eder ve onları yönlendirir. Bu yönlendirme ve müdahale durumu maalesef ki tamamen cinsiyetçi bir kimlik üzerinden şekil alır.

Muhalif bir kimliğe sahip olan Mahmelbaf ailesinin bir ferdi olan Marzieh Meshkini henüz ilk filmi ile  muhtemelen bir kadın olarak, kendisinin ait olduğu toplumda maruz kaldığı problemler üzerine yoğunlaşır. Bu bakımdan toplumcu gerçekçi sinemanın en ciddi temsilcilerinden biridir.

Bir kadının 3 dönemine; çocukluk, gençlik, yaşlılığına temas eden film aynı zamanda bireyin doğumundan ölümüne kadar ki dönemlerini de imgeler. Bir yandan her dönemin kendine ait problemlerini anlatırken bir yandan da tüm gerçekçiliği ile toplumda yer alan her bir bireyin, kadın ya da erkek fark etmeksizin, bu sisteme nasıl dahil olduğunu da gözler önüne serer. Bir yandan yasaklara mahkûm edilen kadınlar, bir yanda yasakların sindirdiği kadınlar, bir yandan da yasaklara baş kaldıran kadınlar.

 

8 Mart Dünya Kadınlar Günü Kutlu Olsun!

 

Editör: Martı Esin Şemin

Görev Alan Yayın Kurulu: Arman Tekin, Burak Erdem, Cemre Yıldırım

Related posts

Leave a Comment