?>
Vikingler Yazar: Joshua J. Mark Çeviri: Cemil Erdem Bilgiç, Duru Akman Vikingler Vikingler yaptıkları seferler ve sonrasında kurdukları yerleşimler ile Avrupa kültürünü önemli ölçüde etkileyen, nüfuzları Akdeniz bölgesine kadar hissedilen, MS 790 – 1100 yıllarında İsveç, Norveç ve Danimarka’dan gelen muhtelif denizcilerdi. İskandinavların hepsi Viking değildi ancak Vikinglerin tümü İskandinavdı. Viking terimi diğer kültürler tarafından değil, ilk olarak İngiliz yazarlar tarafından diğer topraklara akınlar düzenleyerek servet elde etmek amacıyla denizcilik faaliyet yürüten kişiler için kullanıldı. Çoğu İskandinav Viking değildi ve başka kültürlerle ticaret yapanları Northmen, Norsemen ya da kökenlerini açıklayan başka isimlerle biliniyordu. Vikingler, MS 793 yılında başlayarak ve 300 yıl boyunca devam ederek, Avrupa’nın kıyı ve iç kesimlerine akınlar düzenlemiş, doğuda ise Bizans İmparatorluğu’nun toprakları boyunca ticaret yapmışlardır. Hatta Bizans imparatoruna, seçkin Vareg Muhafız Gücü olarak hizmet etmişlerdir. Etkileşimde bulundukları kültürler üzerindeki etkileri; İskoçya, İngiltere, Fransa ve İrlanda bölgeleri başta olmak üzere hayatın her alanında gözle görünür bir öneme sahipti. Vikingler Dublin’i kurdular, Fransa’da Kuzeyli toprakları anlamına gelen Normandiya’yı sömürgeleştirdiler, Britanya’da Danelaw bölgesini kurdular ve İskoçya boyunca sayısız topluluğa yerleştiler. İzlanda’da ve Grönland’daki yerleşimleri, İskandinav kültürünün Kuzey Atlantik’e doğru yayılmasını sağladı ve daha fazla keşif ve kolonizasyon için onlara önemli bir jeopolitik avantaj sağladı. Vikingler Kuzey Amerika’ya ulaşabilen ve orada yerleşim kuran ilk Avrupalılardı. L’Anse Aux Meadows’un Newfoundland bölgesi, erken Viking yerleşim yeri olarak tanımlanırken; Main’de Rhode Adası’nda ve hatta daha güneyde, Viking yerleşimlerinin ya da en azından bu bölgelere yapılan Viking seferlerinin kanıtlarının olup olmadığı konusunda tartışmalar devam etmektedir. Vikingler’in, boynuzlu miğfer giyen savaşçılar olduğu yaygın ancak yanlış bir bilgidir. Boynuzlu miğferler savaş alanında kullanışsızdı ve büyük olasılıkla sadece tören amaçlı giyilirdi. Dahası, büyük savaşçılar olan Vikinglerin ismi günümüzde savaş, katliam ve yıkım ile anılsa da -popüler medya temsilleriyle teşvik edilen bir çağrışım- İskandinav kültürü oldukça gelişkindi ve diğer ülkelere yapılan Viking seferleri bu medeniyetin sadece küçük bir kısmını göstermektedir. İsim “Viking” kelimesinin kökeni bilim insanları tarafından hala tartışılıyor. Profesör Keneth W. Harl’ın temsil ettiği geleneksel düşünceye göre: “Viking kelimesi, korsanların pusuya yatıp ticaret gemilerini avlayabileceği bir yerden; koy ya da küçük fiyort anlamına gelen Norveççe vik’ten gelmektedir.” (3). Filolog Henry Sweet, bu kelimenin Eski Norsça’daki[1] “korsan” kelimesinden türetildiğini iddia ediyor (Whitelock, 222). Profesör Peter Sawyer, kelimenin Oslo fiyortlarının yanındaki Viken bölgesinden gelmesi gerektiğini ileri sürerek şöyle yazıyor: “Danimarkalıların, Norveç’te üretilen demiri alabildikleri yer olan bu bölge oldukça önemliydi. Viking kelimesi aslen Viken yerlilerini niteleyen bir kelimedir. Ülkesinden ayrılıp sefere çıkmayı seçen Viken erkekleri için İngiltere doğal bir hedefti ve bu, neden yalnızca İngilizlerin İskandinav korsanlarını Viking olarak adlandırdığını açıklamaktadır.” (8) Sawyer, diğer kültürlerin hepsinin bu aynı insanlara farklı isimlerle atıfta bulunduğuna ancak hiçbirinin onları Vikingler olarak adlandırmadığına işaret ediyor. İrlanda kayıtları Vikingleri paganlar ya da basitçe “yabancılar”olarak, Fransızlar; Kuzeyliler olarak, Slavlar; Ruslar (ki bu daha sonra Rusya’ya ismini vermiştir) olarak adlandırdılar ve Almanlar, tekneleri için dişbudak ağacından yararlandıkları için onları Ashmen[2] olarak bildiler. Vikingler, başka topraklara yapılan, yağma amacı taşıyan silahlı akınları nitelendirmek için Viking kelimesini kullandılar. Eski Norsça ifade fara i viking’in (sefere çıkmak), meşru ticaret amaçları için deniz yolculuğuna çıkmaktan çok farklı bir anlamı vardı. Eğer birisi “Viking’e gitmeye” karar verirse; bu kişi, başka diyarlardaki oldukça kârlı hedeflere yapılacak bir akına katılma niyetini bildirmiş oluyordu. Kültür Viking kültürü; Jarllar (aristokratlar), Karllar (alt tabaka) ve Thrallar’dan (köleler) oluşan üç sınıfa bölünmüş İskandinav kültürüydü. Karllar için bir üst sınıfa geçmek mümkünken, Thrallar için aynı durum söz konusu değildi. Diğer topraklara yapılan Viking akınlarının başlıca motivasyon kaynaklarından biri olarak kabul edilen kölelik sistemi, İskandinavya boyunca yaygın olarak uygulandı. Kadınlar İskandinav/Viking kültüründe diğer birçok kültüre göre çok daha fazla özgürlüğe sahipti. Kadınlar mülk edinebilir, evlenmemişlerse nerede ve nasıl yaşayacaklarını seçebilir, kendilerini yasaların önünde temsil edebilir ve bira fabrikaları, tavernalar, dükkanlar ve çiftlikler gibi iş yerlerine sahip olabilirlerdi. Viking kültüründe erkek dini lider yoktu; kadınlar tanrı Odin veya tanrıça Freyja’nın peygamberleri olarak tanrıların mesajlarını halk için yorumlardı. Evlilikler klandaki erkekler tarafından ayarlanır ve ne erkekler ne de kadınlar kiminle evleneceklerini seçebilirdi. Kadınların elbiseleri ve mücevherleri kendileriyle aynı sosyal sınıfa ait erkeklerle aynıydı ve her iki cinsiyet de alt sınıflarla ilişkilendirilen bir takı olan küpeyi takmazlardı. Evi çekip çevirmek ve çocuk yetiştirmek gibi görevler kadının sorumluluğunda olsa da yemekleri erkek-kadın birlikte hazırlardı. İskandinavların çoğu çiftçiydi ama aynı zamanda toplumda demirciler, zırhçılar, bira üreticileri, tüccarlar, dokumacılar, telli enstrümanlar üreten çalgı satıcıları, davul üreticileri, şairler, esnaflar, marangozlar, kuyumcular ve başka birçok meslek sahibi insanlar da vardı. Vikinglerin önemli gelir kaynaklarından biri bol miktarda sahip oldukları çam ağacının fosilleşmiş reçinesi olan amberin ticaretiydi. Sık sık İskandinav kıyılarına vuran amber ya kuyumculukta kullanılır ya da yarı işlenmiş bir şekilde Roma ve Bizans İmparatoruluklarına satılırdı. Başka kültürlere sahip topluluklar kadar İskandinavlar da, spor yaparak, masa oyunları oynayarak ve festivaller düzenleyerek boş zamanlarını değerlendirirlerdi. Sporlar; savaş mizansenini, güreşi, dağcılığı, yüzmeyi, cirit atmayı, avcılığı, at dövüşü olarak adlandırılan –detayları tam olarak bilinmeyen- bir piyesi ve Knattleik olarak adlandırılan hokey benzeri bir oyunu içeriyordu. Masa oyunları ise zar oyunu, satranç tahtasında oynanan bir çeşit strateji oyunu ve satrançtan oluşuyordu. Akıllardaki pis ve vahşi imajın aksine, Vikingler oldukça titizlerdi ve dış görünüşleri ile temizliklerine çok fazla önem verirlerdi. Doğuyla ticari faaliyet kurulduktan sonra, Viking Jarlları sık sık ipek giyip pahalı mücevherler taktılar. Bakımlı saçlarını ördüler, hoş pelerinler giyip titizlikle işlenmiş, el yapımı mücevher kolyeler, el ve kol bileklikleri taktılar. Vikinglerde, temizlik yalnızca zenginlik ve statü göstergesi değildi, aynı zamanda dini öneme sahipti. Vikingler, devasa yılan Jormungat tarafından salıverilmiş Naglfar gemisinin sularda yüzerken göründüğü, tanrıların ve dünyanın sonunun alacakaranlığı olan Ragnarok gününe olan inançları yüzünden el ve ayak parmaklarının tırnaklarını daima kısa tutmaya özen gösterdiler. İnanışlarına göre, Nalfgar ölülerin tırnaklarından inşa edilmişti ve bu nedenle, kesilmemiş tırnaklarla ölen herkes gemiye inşaat malzemesi sağladığı için kaçınılmaz sonu hızlandırırdı. İskandinav Dini İskandinav inanışına göre dünyanın sonu mukadderdi ancak yine de buna karşı mücadele edilebiliyordu. İskandinav tanrıları insanlara yaşamın nefesini vermişlerdi ve bu armağanın hakkını vermek tamamen bireye bağlıydı. Tanrılar İskandinavya’ya, Bronz Çağı’nın (MÖ 2300- MÖ 1200) başlangıcına denk düşen bir tarihte Cermen göçleriyle birlikte gelmişlerdi. Bunlar zamanlarının sınırlı olduğunu anlayan ve hayatlarını bu sınırlı zamanı en iyi şekilde değerlendirmeye adayan tanrılardı; onların takipçileri de aynısını yapmaya … Okumaya devam et Vikingler
WordPress sitenizde gömmek için bu adresi kopyalayıp yapıştırın
Sitenize gömmek için kodu kopyalayıp yapıştırın