?>
Nar ve Matrix Filmleri Ekseninde Mitolojinin Modern Enstrümanı Olarak Sinema
Nar ve Matrix Filmleri Ekseninde Mitolojinin Modern Enstrümanı Olarak Sinema Yazar: Erdem Gündüz (Bu yazı Gorgon e-Dergisi’nin 3. Sayısı’nda yayınlanmıştır.) Giriş Mitoloji bir mitoslar bütünüdür. İçeriğinde destansı nitelikler barındırırken, aynı zamanda doğaüstü olaylar ve kişiler de içeren sembolik öykülerdir. “Kendisini doğanın ayrılmaz bir parçası olarak gören insan, doğanın döngüsel sürekliliğini kendi yaşamına yansıtmak istemiş; doğum-ölüm olgularını ölümden sonra yaşam ya da ‘yeniden doğuş’ düşünceleriyle sürdürmüştür. İnsanın yaşamını anlamlandırmak için gösterdiği bu düşsel çaba, zamanın başlangıcından sonuna dek uzanan bir eksen üzerinde çeşitli mitolojik tasarımlar yaratmıştır”[1]. İnsanın hayal gücünden yardım alarak oluşturduğu düşsel evren, günlük yaşamında karşılaştığı olaylar karşısında ona yol göstererek sorunlarla başa çıkabilme konusunda yardımcı olmuştur. Mitoslar, insanın hayatında karşılaştığı her türlü trajik ve dramatik olay için başvurduğu bir araç konumundadır. Bu nedenle, aradan binlerce yıl geçmesine rağmen mitolojinin tuttuğu ışık hâlâ parlak bir şekilde yanmaktadır. Peki mitoloji hangi basamaklardan geçerek, nasıl bir şekilde mitoloji olmuştur? Bu soruyu sorduğumuzda meselenin köklerine bakmamız gerekir. “Mitolojilerin temelinde ilk bilimsel yönelişler yatmaktadır. Bilinmeyene karşı duyulan korku ilk zamanlardan beri bertaraf edilmeye çalışılmış, korku duyulan nesne övülerek yüceltilmiş ya da basit gözlemler sayesinde diğer bilinmeyenlerle birleştirilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Bu açıdan mitsel anlatılar korkunun gölgesindeki merak dürtüsüyle ortaya çıkmışlar ve doğal olarak dogmatik bir yapı sergilemişlerdir. Yine bu yüzden mitoloji kavramının büyük ya da küçük tüm dinlerle mutlak bir ilişkisi vardır. Hemen her inanç sisteminde güneşin tanrısal bir rol oynaması ve bir bedene büründürülüp büyük öykülerin içine sokulması, bir ritüel objesi olarak kullanılması mitoloji ile dinin etkileşimine güzel bir örnek olarak sunulabilir”[2]. Mitoloji ortaya çıktığı dönemdeki yaşantıyı anlamlandırmak ve açıklamak için gerekliydi, günümüzde ise pozitivizmin, rasyonel ve bilimsel düşüncenin gelişmesindeki birinci basamak mitolojidir. Düşüncenin evrim geçiren hâli olarak dahi düşünülebilir. Atalarımız doğada gördükleri olayları yorumlarken, şimşek çakmasının Tanrıların gazabı olarak ya da depremlerin hareket eden “öküz”ün bir icraatı olarak değerlendirilmesinden tatmin olmadıkları sonucuna en nihayetinde varırlar. Tüm bunların altında daha makul sebeplerin olması gerektiğini düşünürler ve böylece ilk rasyonel yaklaşım örneği sergilenmiş olur. Mitolojinin öneminden bahsederken, Yunan Mitolojisine göz atabiliriz. “Yunan mitolojisi felsefeye çok yakın duran bir mitolojidir; bu mitoloji düşünsel derinliğiyle seçilir. Bu başka mitolojilerin önemsiz olduğu anlamına gelmez. Öte yandan mitolojiyi özellikle geçmiş zamanların en önemli kültür yaratısı olarak görebiliriz. İnsan, kendiyle ve evrenle ilgili ilk soruları, bir masal kurgusu içinde ilkin mitolojide sormuştur. Toplumlar belli bir siyasal bütünlüğe kavuştuktan ve kent devletlerini içine alan topraklar üzerinde krallıklar kurulduktan sonra, buna göre ayrı ayrı kentlerin tanrıları bir araya gelip bir tanrılar ailesi tablosunu oluşturduktan sonra mitolojide felsefi kaygılar daha belirginleşmiştir. En önemli sorun evrenin ne olduğu ve ne’den geldiğidir, insanın evrende yerinin ne olduğudur. Buna göre mitolojiyi felsefenin ilk biçimi diye görmek doğru olur. Mitoslar, insan gerçeğini sezgisel düzeyde yakalamaya çalışırken felsefenin yolunu açtılar. Yunan kültür dünyası, ayrıntılı ve çeşitliliklerle dolu tanrılar tablosunu oluştururken alttan alta felsefi düşüncenin temellerini atmıştır”[3]. Yunan mitolojisinin bu zengin altyapısı-nın bizlere sunduğu olanaklar değerlendirildiğinde, insanın ilk felsefi sorgulayışlarının temelinde yatanları görmek ve çözümleyebilmek açısından yararlı olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca, Yunan mitlerinin geçtiği toprakların çok yakınımızda olması ise kültürel açıdan yabancılık çekmemizi engelleyecektir. Birbirine bu denli yakın olan coğrafyalarda geçen mitlerin, bizlerin yaşantısına binlerce yıl sonra hâlâ benziyor olması rastlantısal değildir. İnsanın hikâye anlatmayı gelenek hâline getirmiş bir canlı olması, mitolojinin günümüze ulaşmasındaki ana unsurdur. Ritüeller ile başlayan mit anlatıları insan hayatındaki yerini tartışmasız şekilde korumuştur. Mitosların giderek çeşitlenmesi ve yayılması ile hikâye anlatıcılığı boyut değiştirmeye başladı. Halk masallarında dilden dile anlatılan efsaneler ve öyküler, mitlerin kültürden kültüre değişim göstererek yayılmasını sağladı. Roma mitolojisinin, Yunan mitolojisine benzerliği örnek olarak gösterilebilir. Hikâye anlatım geleneğinin geçirdiği evrimsel süreç içerisinde, tiyatronun yaygınlaşmasıyla birlikte mitoslar kendilerine geniş yer buldu. Böylelikle mitoloji, tragedya ve dramanın içine girmiş oldu. “İşlenen konuların genellikle hayatın anlamını arayan bir karakter veya tanrıların doğasını anlamaya çalışmak üzerine olması, mitolojiyi hayatın vazgeçilmez bir parçası olmaya devam ettirdi”[4]. Sanatın içerisinde kendisine daha büyük yer bulmaya başlayan mitoloji, zaman içerisinde edebiyat ile kendini nesillere aktarabildi. Kameranın keşfi ve filmciliğin başlaması ile mitoloji günümüzdeki en modern anlatım aracına kavuştu. Antik çağlardan beri hikâye anlatımının yaşadığı değişimlerin sonucunda, mitoloji görsel boyutta da kendini aktarabilme şansı yakaladı. Sinemanın insanda uyandırdığı ilgi ve bıraktığı etki, mitolojinin binlerce yıllık birikimlerini sergileyebilmesi için daha geniş zemin hazırladı. Dolayısıyla, mitoloji Hollywood sinemasından, uzak doğu sinemasına kadar her alanda kendisini gösterebildi. Böylelikle günümüzde sinema, mitolojinin modern bir enstrümanı hâline geldi. Yüzlerce yıldır tekrarlanan mitlerin, sinema yapımlarında kendine has bir tarz oluşturması kaçınılmaz bir hâle geldi. Hemen hemen her stilde kendisini gösteren mitler, getirdiği birikim ve arka plan sayesinde film senaryolarında ve karakter oluşumlarında derinden etkili olmuştur. Bunların en bilinenlerinden biri olan Superman karakterinin, İsa’nın bir yeniden temsili olduğu söylenebilir. Doğaüstü güçlere sahip bir kurtarıcı miti, Hollywood’un uzun süredir tekrarlayarak sunduğu Superman ve benzeri karakterlerin yaratılış kaynağıdır[5]. Tekrarlanan mitlerin oluşturduğu yapımların giderek çeşitlenmesi sonucu mitoloji, sinema dünyası için adeta bir metot hâline geldi. Günümüz yönetmenlerinden George Miller, George Lucas gibi isimler mitolojiden beslendiklerini açıkça dile getirmişlerdir.[6] Doğu ve batı kültürü/sineması, fark gözetmeksizin, sanat filmi veya bilimkurgu türünde dahi mitolojik okumalar yapabilmekteyiz. İşte mitoloji ve sinema arasındaki bu bağ, filmlerin çözümlenmesi ve yorumlanmasında her zaman başvuracağımız, aynı zamanda kadim zamanlardan kalma anlatıların gündelik yaşantılarımıza ışık tutmasına aracılık ettiği ayrılmaz bir parçamız hâline gelmiştir. Özellikle, kitleler tarafından takdir görmüş, bir derinliği ve arka planında öğeler barındırdığı düşünülen yapımları incelediğimizde mitolojik öğelere rastlarız. Senaryo içerisinde, öykünün gidişatına ve karakterlerin yapısına oturtulmuş mitolojik arka planı ortaya çıkarmak, hem filmleri daha iyi çözümlememizi hem de verilmek/anlatılmak isteneni daha iyi kavramamızı sağlar. Mitoloji ve sinema arasındaki bağın ne derece etkili olduğunu anlayabilmek ve filmlerde tür farkı gözetmeksizin, mitlerin nasıl bulunabildiğini görebilmek amacıyla kendi coğrafyamızdan ve batı sinemasından birer örnek çalışması üstünden gidebiliriz. Nar filminin kendisine has atmosferi bizleri mitolojik bir dünyaya sürüklerken, karakterlerindeki ve öyküsünün içeriğindeki mitolojik öğeler, bizlere sinema ve mitoloji arasındaki bağlantının ne denli iç içe olduğunu gösterecektir. Öte yandan, batı kültürünün ayrılmaz bir parçası olan Hollywood sineması yapımlarından Matrix’in çözümlemesi, bizlere batı sineması bilimkurgu örneklerinin mitolojiden ne boyutta beslendiğine dair ipucu verecek, bunu yaparken de mitlerin geniş arka plan kapladığı senaryosu ve karakterleriyle, yaratıcı sinema türlerinden olan bilimkurgunun, mitlerin yeniden temsili metodunu ne denli benimsediğini kanıtlayacaktır. İnsanın varlığı ve onu anlamlandırma çabasına dair ilksel soruların işlendiği … Okumaya devam et Nar ve Matrix Filmleri Ekseninde Mitolojinin Modern Enstrümanı Olarak Sinema
WordPress sitenizde gömmek için bu adresi kopyalayıp yapıştırın
Sitenize gömmek için kodu kopyalayıp yapıştırın