Gravürler ve Cadılar

Woodcuts and Witches Yazar: Jon Crabb Çevirmen: Elif Dereçineli Bu Makalenin / [Woodcuts and Witches] orijinali The Public Domain Review’a aittir. Creative Commons Attribution-ShareAlike 3.0 lisansıyla korunmaktadır. Jon Crabb erken dönem modern Avrupa’daki cadı merakını, aynı zamana rastlayan topluca üretilmiş gravürün günümüzde kazan ve kedilerle birlikte aşina olduğumuz süpürgeli yaşlı kadın arketipini pekiştirmesine nasıl yardım ettiğini açıkladı. On altıncı ve on yedinci yüzyılların yayıncılık devrimi basılı malzeme patlamasına tanık oldu ve bu durum bilgiyi demokratikleştirerek hiç olmadığı kadar insanın bilgiye ulaşmasını sağladı. Büyük ucuz bir kâğıt parçası, bildiri ile yayımlanır, bir gravür ile süslenir ve geniş kitlelere ulaştırılırdı. Bu bildiriler sokak köşelerinde bir sente satılır, birahane duvarlarına asılır ve pazar yerlerine yapıştırılırdı. 1952 yılında oyun yazarı ve kırtasiyeci olan Henry Chettle, halk şarkılarının İngiltere’nin gözdesi olan Londra’yı nasıl bozduğunu anlattı ve daha sonra Londra’daki kitapçılardan daha fazla devletin yasakladığı kitapçıkları yayabilecek şarkıcı tüccarlar aracılığıyla ülkeyi dolaştı.[1] Günümüzde de olduğu gibi o zamanda da seks ve skandal hikâyeleri için bir açlık söz konusuydu ve ilk kez bir grup çizer, matbaacı ve dağıtıcı bu açlığı giderebileceklerdi. Jakoben oyun yazarı Thomas Middleton halk şarkılarını “moda, kurgu, suç ve maskaralık” olarak nitelendirmiştir. Ucuz baskı, geniş kitlelerin eğlence aracıydı ve bu basit ağaç baskıları erken dönem İngiltere’sinin görsel diliydi. Bu yayıncılık devrimi “Avrupai cadı çılgınlığı” olarak adlandırılan dönemle aynı zamana denk gelmiştir. Bu cadı hayranlığı, 16 ve 17. Yüzyıllarda Avrupa ve İskandinavya boyunca yayılan ahlaki panik ve ortak psikoz şeklinde tanımlanmıştır. Bu histerinin tohumları 1484 yılında iki Dominikan engizitörün VIII. İnnocentius’a cadı avı başlatma izni için başvurduklarında Papa’nın resmi bir kararname (papal bull) vererek bu engizitörlerin çalışmalarını onaylayacağı şeklinde cevap vermesiyle atılmıştır. İki yıl sonra Malleus Maleficarum (Cadıların Çekici) isimli tezlerini yayınladıklarında ilk kez cadılığa karşı işlenen sapkınlık suçlarının önünü açtılar ve bu katliamı da papadan aldıkları yetkiyle meşrulaştırdılar. Papa’nın sözde onayına dayanarak, Malleus Maleficarum’dacadılıkla ilgili korkunç bir resim çizerek bu ziyadesiyle kabul edilmemiş şeytanın hakkından gelinmesinin mutlak gerekliliği üzerine bir vaaz verdiler. Görünüşe göre cadılar her yerdeydiler. İtiraf elde edebilmek için cadılara işkence yapılması önerildi, ölüm cezası büyünün tek çaresi olarak gösterildi, kazıkta yakılma ise infaz için en uygun yol olarak öngörüldü. Bir çırpıda cadılara karşı işkence hareketi başladı ve tüm yöntem belirlendi. Zamanının en çok satan kitabı olan ve yavaşça Avrupa kıtası ve özellikle bu konuda saplantılı haline gelen İskandinav ülkelerine yayılan bu kitap, iki yüzyıllık bir süre boyunca cadılık takıntısını derinden etkiledi. Britanya’da ise cadı çılgınlığı daha sonra ortaya çıktı fakat şeytani kötülüğün müstehcen ayrıntılarına vakfedilen sayısız el kitabı ve halk şarkısıyla bu çılgınlık mükafatlandırıldı. İlk dönem ve gelmiş geçmiş en kötü şöhretli İngiliz cadı el kitabı 1579 yılında “A Rehearsall both Straung and True, of Hainous and Horrible Actes Committed by Elizabeth Stile, alias Rockingham, Mother Dutten, Mother Deuell, Mother Margaret, Fower Notorious Witches” ismiyle yayımladı. Çerçevede 65 yaşındaki bir dul ve bir dilenci bir hancıya büyü yapmakla suçlanmaktadır. Bu el kitabı, dul kadının Mother (Anne/Ana) Margaret, Mother Dutten ve Mother Devell olarak bilinen üç yaşlı kadınla ve istediği yaratığın şeklini alabilen Father (Baba) Rosimunde ile olan iş birliğini tasvir eder. Gravürler, bu yaşlı kadınları ve söylentiye göre bu kadınların kanlarıyla beslenen çeşitli hayvan dostlarını gösterir. Yaşlı kadının folklorik görüntüsü bu resimlerle oluşturulmuş olup daha sonraki yüzyıllarda da benzer el kitaplarında tekrarlanmıştır. Yalnız yaşayan ve kedileri ve diğer hayvanları evcil hayvan olarak besleyen bu cadılar genelde oldukça yaşlıdır. The Wonderful Discoverie of the Witchcrafts of Margaret and Phillip Flower, Daughters of Joan Flowerneere Beuer Castle (1619) ve A Most Certain, Strange and True Discovery of a Witch (1643) kitapları, bu arketipi sağlamlaştıran, bilinen önemli örneklerdir. Gizli cinsellik ve toplumdan tamamen ayrı yaşamış olan bu kadınlara karşı hissedilen bu korku şüphesiz ki işkence hareketini iki katına çıkarmıştır. İkinci kitapçık kadınların büyü konusunda erkekler kadar yetenekli olup olmadığını sorgulayarak cinsiyetçilik ile aşağılama konularını bir arada kullanmıştır: “Çoğu kişi, kadınların cehaletleri ve öğrenme isteklerini göz önüne alarak ki bu öğrenmeyi erkekler en başarılı şekilde yapmışlardır, bu aptal kadın cinsinin katiyen alçak ve lanetli büyücülük ve cadılık eyleminde başaramayacaklarına inanıyor. Adem baştan çıkarak aldatıcı elmaya dokundu ve onu tattı, bu yüzden onu aldatan o aynı baştan çıkarma vasıtasıyla öğrenip okuyan bazı kibirliler, şeytanla anlaşma yapma tuzağına düştüler. Oxford’dan İngiliz Bacon, Hollanda’dan Vandermast, Almanya’dan Bungay, aynı yerden Fostus, Bury’den İngiliz Rahip Franciscusthe, Doktor Slackleach ve diğerleri gibi ilişkilendirmekten usandıklarımız birer örnektir. Fakat zayıf olan kadının aynı şekilde nasıl kazandığı akıl almazdır ve çoğu bu düşünceye karşıdır çünkü şüphelerinin doğru olabileceği ihtimalini değerlendirirler; bu şüphe de fesatın ve intikam dolu öfkesine tümüyle kendini adayan kadının kökleşmiş fesatının ıssız ve tenha yerlere dadanması ve arzu ettikleri baştan çıkarmaya yol vermesidir ki arzu ettiklerinin aksine kükreyen aslanlar olsun muhatapları.” 1589 yılında İskoçya Kralı I. James, Danimarka Prensesi Anne ile evlenmek üzere Kopenhag’a doğru gemi ile yola çıktı. Dönüş yolculuğunda kötü hava şartları nedeniyle sorun yaşandı ve İskoçya güzergâhındaki korkunç fırtınalar gemiyi bir sığınak aramak için Norveç’e gitmek zorunda bıraktı. Yolculuk güvenli bir şekilde sonuçlandı fakat gemideki herkes duruma uygun şekilde gergindi. Hayret verici bir dizi hadiseden sonra Danimarkalı saray adamları akabinde kadınları büyü yaparak yolculuğu sabote etmekle suçladı, ilk önce Danimarka’da cadı yargılamalarını harekete geçirdiler ve sonra Kuzey Berwick, İskoçya’da da James aynı şeyi yapmaya karar verdiğinde olay devam etti. Çeşitli İskoç asilzadeleri töhmet altında bırakıldı ve haset ve şüpheyle adeta kuduran iki kraliyet ailesi Kuzey Denizi’nin iki tarafında da daha fazla suçlamalara sebep oldu. Cadılardan dolayı hayatının tehlikede olduğundan şüphelenen Kral James mahkemeleri bizzat teftiş etmiş ve 100’ü aşkın insanın tutuklanmasına sebep olmuştur. Newes from Scotland, Declaring the Damnable Life of Doctor Fian, a Notable Sorcerer, who was Burned at Edenbrough in Januarie Last, isimli 1591 yılına ait kitapçıkta, heyecan uyandıran mahkemelerin kroniği çıkarılmış ve sayısız ilginç detayla birlikte iki çizim ön plana çıkartılmıştır. İlk gravür hikayedeki birçok bölümü tek bir resimle özetlemektedir. Cadılar dalgalar oluşturmaları için şeytanları göndermekle suçlanır ve resmin sol en üst kısmında şeytanlar James’ in gemisi etrafında yüzerken görünür. Sağ en üstte, kadınlar bir kazan etrafında uğraşmaktadır ve ateşin yanmasını ve kazanındaki baloncukları izlemeleri büyüyü anımsatmaktadır. İlginçtir ki bu çizim aslında her türden menfur büyü imalarından ayrılmış halde, diğer kitaplarda da kullanılan hazır bir … Okumaya devam et Gravürler ve Cadılar