?>
Viking Dönemi’nde Grönland Viking Age Greenland Yazar: Emma Groeneveld Çevirmen: Selin Çergel Kategori: Tarih Grönland, MS 980’lerin sonlarında yerleşen ve varlıkları MS 15. yy’a kadar devam eden İskandinav Vikinglerin yerleşmesiyle Viking Çağı’na[1] girdi. Grönland’ın buzlarla kaplı coğrafyasına rağmen, İskandinavlar, güneybatı kıyılarında yeşil bölgeler arayıp Doğu Yerleşimi’ni (kafa karıştırıcı bir şekilde, güneybatı Grönland’da yer alır) ve günümüz Nuuk[2] bölgesinin 650 km kuzeyinde batı kıyılarında yer alan Batı Yerleşimi’ni bularak kendilerine bir yaşam alanı oluşturdular. Aklı başında herhangi bir insanın eğlenmek için bile oraya yerleşmeden önce iki kere düşünmesi gereken Grönland’ın uçsuz bucaksız topraklarının%75’i kıyılarda yüzen buzullarla birleşen karasal buzullarla kaplıdır. Dağlar ve buzullar doğal sınır işlevi gördüğü için iç kısımlarında düz bir biçimde yol almak zordur.Çoğunlukla Kuzey Kutup Bölgesi ikliminin en sıcak olduğu aylarda 10℃ altında sıcaklığa sahip olan ve sadece bir kısmı bu sıcaklığın üstünde olan Grönland, tahıl gibi ana gıda maddelerini yetiştirmek için ideal değildir ve çok az ağaç vardır. Bu koşullarda hayatta kalmak için, İskandinavlar hayvancılıkla fok ve Kuzey Amerika ren geyiği avını birleştirdiler ve kuzeydeki av bölgelerine (Nordsetur, Disko Bay’de) mors, narval ve hatta kutup ayısı avlamak için yolculuk girişimlerinde bulundular. Viking Dönemi’nde Grönland toplumu, yerleşim yerlerinin etrafına yayılmış, onlara eşlik eden birçok kiliseyle Hıristiyanlığın görünür olduğu birçok çiftlikle destekleniyordu. Bu çiftlikler aynı zamanda deri, post, mors fildişi gibi değerli malları doğrudan ihraç ederken lüks malların yanı sıra gerekli demiri ithal ederlerdi. Rekabet, gücün bir grup seçkin çiftçi arasında dağıtılmasını sağladı ve hiçbir hükümet organı yoktu ama Grönland MS 1261’de resmi olarak Norveç egemenliği altına girdi. Bu gidişat ile Grönlandlı İskandinavlar su üstünde kaldılar. Ta ki 15. yüzyıl sırasında gizemli bir sessizlik başlayana ve herhangi bir haberin adanın ötesine ulaşması durdurulana kadar. Başka etkenlerin yanı sıra iklimin soğuması (Küçük Buz Çağı sayesinde, MS 1300–1800) ortadan kaybolmalarında rol oynamıştır. MS 1721’de Norveçli misyoner Hans Egede, sessizlikten beri yüzen buzulları başarılı bir şekilde geçip Grönland’ın eski Batı Yerleşimi’ne ulaştığında, orada İnuitleri buldu ancak Norveçli Vikinglerden hiçbir iz yoktu. Keşif ve İlk Yerleşme MS 9. yüzyıl boyunca İskandinav Vikingler İzlanda’ya yerleşince, Kuzey Atlantik onlara daha tanıdık gelmeye başladı. Kısa bir süre sonra yeni toprakların bilgisi daha da batıya inmeye başladı, ilk olarak Grönland adalarının görüş açısındayken gemisi rotadan çıkan (tarihi bilinmiyor) Gunnbjörn Ulfsson ile başladı ve MS 978’de SnæbjörnGalti aynı yönde sefere çıktı ama felaketle sonuçlandı. Hayattayken Grönland’da karaya çıkan ilk Vikingli –bildiğimiz kadarıyla – Kızıl Erik’ti. MS 982’de cinayet suçlamasıyla İzlanda’dan sürülen Kızıl Erik, Grönland’ın güney ucunun etrafından geçerek cesurca Eriks fjord (Erik’in fiyordu) adını verdiği fiyorda vardı ve gelecekte Doğu Yerleşim Yeri olarak anılacak yerde karaya çıktı. Kızıl Erik Destanı’na göre (The Saga of Erik TheRed) Grönland ismi kendisine ithaf edilir, çünkü eğer yerin ismi güzel olursa insanların oraya gitmek isteyeceğini düşünmüştür (Grönland, “yeşil toprak” anlamına gelmektedir). Kızıl Erik, MS 985 veya 986’da Grönland’a yapacağı ikinci bir sefer için insanları toplayarak İzlanda’ya geri döndü. Zorlu koşullarla geçen birkaç günden sonra, Landnámabók (Book of Settlements)’ın belirttiği gibi, “yirmi beş gemi Breiðafjörður ve Borgarfjörður’dan Grönland’a yola çıktı, on dört tanesi varabildi, bazıları geri alındı ve bazıları kaybedildi.” (Vikings’in Oxford Resimli Tarihi, 118 – The Oxford Illustrated History of the Vikings, 118). Yerleşim başlamıştı. Doğusu donmuş çorak topraklarla kaplı olduğu için, İskandinavlar için Grönland’ın cazibesi iç güneybatı fiyortlarında ve etrafındaki uygun geçim stratejisi ve doğru miktarda inatçılıkla yaşanabilir ve yeşil kıyılardaydı – ki bu kıyılar iklim açısından olmasa da manzara açısından Norveç’e benziyordu. İzlanda, toprak sahipleri için daha da kalabalıklaştıkça, Grönland’ın geniş ve el değmemiş toprakları, kendi arsasına sahip olmak isteyenler için cazip olmalıdır. İlk Viking kolonici dalgası 500 civarı kişiden oluştuğu düşünülen, çoğunlukla kendi gemilerine sahip şef ve zengin çiftçilerden oluşuyordu. Toprak alma olarak bilinen bir dönemde (landnám), bu çiftçiler toprakların nispeten verimli olduğu iç fiyortlarda, kendi gemileriyle getirdikleri evcil hayvanlarla çiftliklerini kurdular. Daha kuzeyde, batı kıyılarındaki Nuuk bölgesiyle aynı zamanlarda kurulan Batı Yerleşimi’nde (Eski İskandinav dilinde: Vestribyggð) çevre,mera ekonomisi için fazla düşmancaydı ancak birçok toprakla birlikte, örneğin saf fokların gölgesinde deniz avcılığı sağlıyordu. Ayrıca, Kızıl Erik’ın oğlu Leif Erikson’un Newfoundland’de bir Viking yerleşimi kurduğu yer Kuzey Amerika’ya seferler için bir başlangıç noktası oldu. Çiftçilik Doğu Yerleşimi’nde yaklaşık olarak 500 çiftliğin, buna karşılık Batı Yerleşimi’nde muhtemelen 100 çiftliğin bulunduğuna dair kanıtlar var. Bu çiftliklerin sürekli aktif olma gibi bir durumu yoktu; bazıları bitki örtüsünün durumuna göre dönemsel olarak kullanılıyordu. Grönland’daki İskandinav toplumu tahminlere göre MS 1200 civarında en yüksek 2000 olmak üzere ortalama 1400 kişiden oluşuyordu. Fiyortlara yakın buzul taş ovalar ve aynı zamanda verimli topraklara sahip korunaklı vadiler arayan köylülere göre, bu çiftlikler için en önemli şey konumlarıydı. Tabii ki de yer seçmek için ilk hakka sahip olan Kızıl Erik, çiftliğini şu anda bile en önemli çiftçilik merkezlerinden olan, bir fiyordun iç kesiminde rahatça konumlanmış, kıyılardan gelen dondurucu sulara ve sise karşı korunaklı Brattahlíð’e (Doğu Yerleşimi’nde) kurdu. Aksine yüksek noktalar, dış etkenlere kolay bir av olurdu ama eğer avcılığa odaklanılırsa hayatta kalınabilirdi. Dışarıdan gelen sığır, koyun ve keçiler Grönland koşullarına uyum sağladı, çoğunlukla sütleri ve süt ürünleri (tereyağı ve peynir) için bakılıyordu; koyunların yünü de kullanışlı oluyordu. Sığırlar aylarca içeride tutulmak zorunda olmasına rağmen,koyun ve keçiler dışarıda hayatta kalabiliyordu. Bu çiftlikler, iç-dış sistemle yönetiliyordu; otlakçılar yazın dışarılarda otluyor, içeridekiler vejetasyon mevsiminde gübreleme ve hatta sulama yapıyordu. Etin çoğu avlanan Kuzey Amerika ren geyikleri (caribou) ve foklardan gelmesine rağmen, bazı büyük çiftlikler kendi sığır sürülerinden faydalanıyordu. Daha düzenli bir yerleşim döneminden sonra çiftlikler çeşitlendirildi: daha büyük, yüksek statülü çiftliklerde, uzun evlerle (longhouses) birlikte binalar genellikle dağınıkken, daha küçük çiftliklerde binalar daha merkeziydi ve evler, ahırlar ve ambarlar birbirine o kadar yakındı ki, bir binadan diğerine dışarı çıkmadan geçilebiliyordu – iklim değişikliğinden dolayı böyle yapılmıştı. Ayrıca büyük çiftlikler, en çok getirisi olan iyi yerleri kaptılar; bu sebeple zenginliklerini arttırdılar ve bu prestijli ancak diğer taraftan işe yaramaz büyük baş hayvanlara sahip olmalarını sağladı ve ilave olarak tören salonu ve kilise gibi yapılarda seçkinler arasındaki yerlerini korudular. Tüm boyutlardaki çiftlikler kendi kendilerine yetebiliyordu ama bunu sadece çiftlik hayvanlarına güvenmeyip avlanma fırsatlarını değerlendirerek yapıyorlardı. Avcılık ve Ticaret İskandinav Grönland ekonomisi,kırsal çiftlik ile avcılık, biraz da balık avcılığı, kombinasyonuna dayanıyordu. İlkbahar ve sonbaharda, göçmen fokları avlamak için yakın yerlere yapılan av ve sahil gezilerinin yanı … Okumaya devam et Viking Dönemi’nde Grönland
WordPress sitenizde gömmek için bu adresi kopyalayıp yapıştırın
Sitenize gömmek için kodu kopyalayıp yapıştırın