11. Sayı Yazıları

“Modern Türk Şiirinde Fransız Etkileri” Kitabı Üzerine: Taklit ve Etki İkilemi

Modern Türk Şiirinde Fransız Etkileri

Bu yazı e-dergimizin 11. Sayısı içerisinde yer almaktadır.

 Yazar: Cemre Yıldırım[1]

“Modern Türk Şiirinde Fransız Etkileri” Kitabı Üzerine: Taklit ve Etki İkilemi

Bu çalışma, Kemal Özmen’in kitabının değerlendirmesinin yanı sıra, kitabı okurken ve okuduktan sonra aldığım notlar ışığında ortaya çıkan düşüncelerimin, bir nevi harmanından oluşmaktadır. Lisans eğitimim süresince edindiğim dilbilim ve edebiyat bilgim ile hâlihazırda devam etmekte olan yüksek lisans eğitimimde edinmekte olduğum bilgiler ve bakış açım, düşüncelerim oluşturan temellerdendir. Bu yazı, pür bilgiden oluşan bir çalışma olmaktan ziyade, düşünsel bir sorgulamadır.

Kemal Özmen, Sel Yayıncılık tarafından 2016 yılında yayımlanan Modern Türk Şiirinde Fransız Etkileri isimli kitabında bilgi ve düşünce seline yer yer edebi diyebileceğimiz bir dille aktarmasına, eğer onu tanıyorsanız, şaşırmamak gerekir. Özmen bu kitabında, Tanzimat sonrası dönemdeki “frankofon” şairlerimizi ve etkilendikleri Fransız şairlerini detaylı bir şekilde ele almıştır. Bunu yaparken de “Önsöz” ve “Tanzimat Modernizasyonu, “Frankofoni”, Kaynak Kültür ve Etkilenme” başlıklı Giriş yazısında önce genel bir çerçeve çizer ve gerekli bilgileri verir. Daha sonra bunları Tanzimat Dönemi’nden başlayarak kendi düşüncelerini ve “etki izlerini” (2016: 256) Tevfik Fikret, Ahmet Haşim, Yahya Kemal Beyatlı, Cahit Sıtkı Tarancı, Orhan Veli Kanık, Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Muhip Dıranas, İlhan Berk gibi özellikle Simgeci Fransız şiirleriyle ilgilenen şairlerden örneklerle destekler.

Çeviri tarihi derslerinde de üzerinde durduğumuz; tarihyazımı, Türk edebiyat tarihinin değerlendirilmesi, Türk ve Doğu çeviri tarihi, Tanzimat Dönemi’ni ve sonrasını yorumlarken karşılaşılan “Batı merkezli” görüşlere paralel olarak, Özmen de kitabında, Tanzimat sonrası dönemin şiirlerinin yanlış konumlandırıldığına dikkat çeker. Özmen (2016: 16), “Edebiyatımızda bugün de gözlemlenen kuramsal düşünce üretimindeki yetersizliklerin edebiyatı ‘araç’ konumuna indirgeyen bu olguyla ilişkili olabileceği hâlâ ciddi olarak araştırılmayı, sorgulanmayı bekliyor.” diyerek, “yazınsal/sanatsal gelenek” ve sosyo-kültürel geleneğin karıştırıldığını ve edebiyatımızı biçimlendiren “somut hayat olgularını” vurgular. Bu olguların altını çizmesinin sebebi ise söz konusu şairlerin çoğunlukla Fransız simgecilerinden esinlenmiş olmalarıdır; ancak her ne kadar onlardan “etkilenmiş” olsalar da Özmen, Fransız şairlerin tam olarak anlaşılabildiğinden emin değildir. Buradan yola çıkarak, edebiyatımızda içi “taklit” olarak doldurulan fakat, Özmen’e göre, “modern edebiyatımızın ilk dönemlerinde yaratıcılığı motive eden bir yöntem” olarak nitelendirilmesi gereken “etki izleri”ni sorgulamasının temelini oluşturur.

Özmen’in sorgulamasını temellendirdiği kuramsal bakış açısı metinlerarasılıktır ve o da kaynak metin ve “varış metni” (erek metin) arasındaki bağlantıları ve benzerlikleri bu çerçevede değerlendirmiştir. Özmen, “yenileşmenin mayası” olarak gördüğü “etkilenme”nin olumsuz görülmemesi gerektiğini ve “bireysel heyecan ve izlenimleri ya da toplumsal sorunları öykülemek olarak algılanan şiirin dil düzeyinde Divan şiiri dili, terkipleriyle ve çoğu zaman da nesre yakın bir dille kurulmaya çalışılması dönemin belirsizliklerle dolu koşulları içinde anlaşılır” olduğunu belirtir (2016: 21).

Kendini bulmak isteyenlerin, yenileşmenin, değişimin, Batılılaşmanın ivme kazandığı bir ortamı ve öncesinde de “üstat” olarak gördükleri şairlerin çeviri ve gönderme yoluyla anıldığı Doğu geleneğini düşününce “taklit” diye kötülemek gerçekten doğru mu? Özmen’in de örneklediği gibi, Fransız yazar ve eleştirmen Marcel Proust’un da başlangıçta kendisinden önce gelenleri “taklit” ederek, “kendi sesini” bulduğunu biliyoruz; ancak onu “taklitçi” olarak görmüyoruz (Aktulum, 2000). O zaman Paker’in (2014) de sorgulama kapısını araladığı gibi, Osmanlı veya Doğu geleneği mi unutturulmak isteniyor? Peki, biz bu “taklit” meselesini Doğu yazın geleneği olarak ele alamaz mıyız? İç içe geçmiş, eklenmiş, göndermeler bulunan metinlerin metinlerarası özelliği yok mu? Metinlerarasılık özelliği olmayan, özgün bir metinden söz edilemez; çeviri de bunun bir parçası değil midir? “Etki izleri”ni yabancı dilde metin okuduktan sonra da kazanamaz mıyız? Çeviri ve metinlerarasılık bir “yeniden-yazma” (réécriture) ve “yeniden-yaratma” (récréation) eylemi değil midir? Çeviri, en yalın anlamıyla, bir dilden başka bir dile aktarımdır; aslında çevirmen de kendi üslubuna göre “yeniden” bir metin “yaratmaz” mı? Edebiyat tarihine baktığımızda “etkilenme”nin farklı diller ve kültürler arasında gerçekleştiğini görebiliriz; O zaman bu bağlamda, her metinlerarası olgu aynı zamanda çeviri, her çeviri de metinlerarası bir olgu değil midir?

Öncelikle, metinlerarasılık ve çeviri olgularını bir “yeniden-yazma” olarak ele aldığımızı belirtmemiz gerek. Julia Kristeva’ya göre, tüm metinler “alıntılar mozaiği”dir; yani tamamen özgün bir metinden söz edemeyiz. Hatta Mikhail Baktin, “Yalnız-Âdem bütünüyle söyleşimci yöntemden kurtulabilir.” diyerek hiçbir metnin özgün olamayacağını pekiştirir (Aktulum, 2000: 27). Aktulum (2000: 27), Baktin’den bahsederken, “Baktin bir metnin daha önce ya da kendi döneminde yazılmış öteki metinleri özümsediğini, hatta kimi zaman onlara bir yanıt olduğunu kesin olarak kabul” ettiğini belirtir. Burada dikkatimizi çekmesi gereken sözcük “yanıt”tır. Osmanlı yazın geleneğindeki “nazire” lerde bir anlamda “yanıt” değil midir? Özmen’in (2016: 27) de belirttiği gibi, “Divan şairlerimizin de ‘ustaya saygı’ çerçevesinde taklidi ‘ustayı aşma’ biçiminde uç noktalara taşıdıkları”nı biliyoruz. Bunların, kültürün aktarma, yazma geleneği olduğunu söyleyemez miyiz? Bu bağlama ek olarak, Tel Aviv ekolünden çeviribilimci Gideon Toury’nin “varsayılan çeviri” (assumed translation) kavramını da göz önünde bulundurduğumuzda ve her aktarım ilişkisini “çeviri” olarak ele aldığımızda, metnin tamamı çeviri değilse de buna “çeviri” mi diyeceğiz? Bence, bu noktada Paker’in önerdiği, Osmanlı kültürüne özgü kavramlardan yararlanmak gerekecektir. Günümüzde çeviri dediğimizde akla gelen metnin tamamıdır. Ancak bir kısmı çevrilmişse ve metinlerarası bir ilişki söz konusuysa bunu nasıl kavramsallaştıracağız?

Ayrıca Özmen (2016:170), kitabındaki Tarancı ve Baudelaire incelemesinde, “ortak duyarlılık köprüsü”nden söz eder. “Ortak duyarlılık köprüsü”nden anlamamız gereken, benzer duyguları, sorunları, sorguları yaşayan yazarların ister istemez benzer yazılar ortaya çıkarmasıdır, birbirinden etkilenmesidir.

Bunu Özmen (2016: 29), Edgar Allan Poe’yu Fransızcaya çeviren Charles Baudelaire’den yaptığı şu alıntıyla destekler: “Beni de Edgar Poe’yu taklit etmekle suçluyorlar! […] o, sadece aklımdan geçirdiğim konuları değil, benim düşündüğüm cümleleri, benden yirmi yıl önce yazmış.” Ardından da André Gide’in etki ile ilgili şu sözlerini ekler: “Etki bir şey doğurmaz, uyandırır […] Etkiler bizim görünen çehremizi değil, aksine gizli çehremizi aksettiren bir nevi aynadır […] ” (Özmen, 2016: 29). Henüz kendisini keşfedememiş, “yazınsal ve entelektüel formasyonunu tamamlayamamış” (2016: 29) Tanzimat Dönemi ve sonrası yazarlarını da kapsar bu düşünceler. Ayrıca telif hakları kavramının Avrupa’da da yeni yeni ortaya çıktığını ve yüzünü Batı’ya yeni dönmüş bir kültürün “taklit” meselesini olumsuz bir anlamda hemen kavrayamayacağını da göz önünde bulundurmak gerekir. Oggito sitesinde 2017 yılında yayımlanan, Kubilay Aktulum’un sorular sorduğu, Kemal Özmen’in yanıtladığı söyleşinin girişinde vurgulandığı gibi “Edebiyat hayatımızda içi bir kez doldurulmuş ‘kalıp düşünce’lerle hiçbir yere varılamayacağını da artık görmemiz gerekiyor.”

Özmen’in kitabındaki sorunların başında kaynak metne çoğunlukla yer verilmemesi geliyor. Sürekli kaynak metni araştırmak zorunda bırakarak okumayı zorlaştırıyor ve bu durum da okuyucuyu, yapılan çevirileri kabul etmek zorunda bırakıyor. Yalnızca metinlerarasılık ile sınırlı kalması da kuramsal temelini biraz zayıf bırakıyor. Ancak Meliha Özhan’ın (2018: 329) “Modern Türk Şiirinde Fransız Etkileri Üzerine Genel Bir Giriş” isimli tanıtım yazısında belirttiği gibi “Modern şiirimizin gelişim aşamalarını da inceleyen bu yazılarda, öne çıkan medeniyet merkezli değişim ve etkileşim sürecinde ‘özgünlük’ bağlamının yeniden gözden geçirilmesi, metinlerdeki etkileşimi ve bağlantıları daha anlaşılır” kıldığı bir gerçektir. Şairlerin ruhsal durumlarına, hayatlarına, sosyokültürel ve sosyopolitik koşullara, “Frankofoni” kavramına ve şairlerimizin Fransızca bilgilerine ve Fransızcanın bahsedilen dönemdeki yerine değinerek arka planı fazlasıyla doldurması, bizim gibi “yeni” araştırmacılara farklı bakış açıları kazandıracaktır.

Yukarıda pek çok cevaplanmamış soru kaldı. Bu sorular daha detaylı araştırma, okuma yapılması gerektiren konuların kapısını aralamıştır. “Çeviri” kavramının çerçevesinin baştan çizilmesi, çevirmenin yeniden tanımlanması gerektiği ve yeni kavramlara ihtiyaç duyulduğu aşikardır. Nikolai K. Garbovsky’nin, “bir dilin göstergelerinin başka bir dilin göstergelerini dönüşümü değil, koruma süreci ve kısmi bir süreç” olarak belirttiği çeviri sürecinin de yeniden, bu bakış açısıyla yorumlanması gerektiği sonucu çıkarılmıştır. Çeviri ve metinlerarasılık iç içe geçmiş iki kavramdır. Sözcüğü sözcüğüne çeviri bile yapılsa, erek kültürün özellikleri, sözcüklerin alt anlamları, çevirmenin bakış açısı gibi birçok etken bir noktada metnin özgünlüğünü bozacaktır ve ortaya “yeniden yazılmış”, “yeniden yaratılmış” bir metin çıkacaktır.

Bir anlamda tüm metinler “çeviri”dir. Metinlerarası ilişkiler bağlamındaki gibi, bir başka metnin “çevrilmiş” hâlidir. Çeviri, aktarım, uyarlama, gönderge, vb. kavramlar, özellikle edebi metin çevirileri ve incelenmesi için, yeniden kavramsallaştırılmalıdır; zira aktarım ilişkilerine keskin sınırlar çizmemizin imkânı yok; bu yüzden kavramlar genişletilmeli ve “-arasılık”lar da göz önünde bulundurulmalıdır.

 

Dipnotlar

[1] Okan Üniversitesi, Çeviribilim Bölümü Yüksek Lisans Öğrencisi, [email protected]

 

Kaynakça

Aktulum, K. (2000). Metinlerarası İlişkiler, Ankara: Öteki Yayınevi.

Dzera, O. (2018). “Intertextuality and Translation Theory: Strategies of Research”.

Klimovich, N. V. (2014). “Phenomenon of Intertextuality in Translation Studies”, Journal of Siberian Federal University Humanities & Social Sciences, 2 (7), s. 255-264.

Özhan, M. (2018). “Modern Türk Şiirinde Fransız Etkileri Üzerine Genel Bir Giriş”, Dil ve Edebiyat Araştırmaları, 17 (17), s. 323-329.

Özmen, K. (2016). Modern Türk Şiirinde Fransız Etkileri, İstanbul: Sel Yayıncılık.

Paker, S. (2002). “Translation as Terceme and Nazire: Culture-bound Concepts and Their Implications for a Conceptual Framework for Research on Ottoman Translation History,” Crosscultural Transgressions: Research Models in Translation Studies II Historical and Ideological Issues (ed.) Theo Hermans. Manchester: St. Jerome Publishing, s. 120-143.

Paker, S. (2014). “Türkiye Odaklı Çeviri Tarihi Araştırmaları, Kültürel Hafıza, Unutuş ve Hatırlayış İlişkileri” in Journal of Turkish Studies (Türklük Bilgisi Araştırmaları), Kaf Dağının Ötesine Varmak, Günay Kut Armağanı, vol. 28/

III, Şinasi Tekin, Gönül Alpay Tekin (ed.), Zehra Toska (guest ed.), Harvard University, s. 275 284.

Sokolovsky, Y. V. (2010). “On the Linguistic Definition of Translation”, Journal of Siberian Federal University. Humanities & Social Sciences 2 (2010 3), s. 285-292.

 

İnternet Kaynakları

https://oggito.com/icerikler/kemal-ozmen-edebiyat-hayatimizda-ici-bir-kez-doldurulmus-kalip-dusuncelerle-hicbir-yere-varilama/26209

 

11. Sayımızdaki tüm yazılarımızı incelemek için tıklayınız.

Related posts

Leave a Comment