Denisova İnsanı | Homo Sapiens’in Yeni Akrabası

Yazar: Emma Groeneveld (7 Eylül 2017 tarihinde yazılmıştır.) Çevirmen: Ayşe Neval Türkmen Giriş Kardeş grubu Neandertallerle birlikte fosilleşen Denisovalılar, soyu tükenen bir gruptur ve Homo Sapiens[1] ile aynı soyu paylaşırlar. Denisovalılar şu ana kadar sadece Sibirya’nın Altay Dağları’ndaki Denisova Mağarası’ndan bilinmektedir. Bu mağarada yakın zamanda bulunan diş, bilinen Denisovalı birey sayısını toplamda dört katına çıkarmıştı. Yakın zamanda bulunan örnek, insan türünün zaman aralığını 100.000-150.000 yıl öncesine götürür. Hızla incelenen bu insan türü, şimdiye kadar Orta Asya’da bulunan en eski insan kalıntıları arasında yer alır. Denisovalılar, en az 60.000-48.000 yıl öncesine kadar Denisova Mağarası’nda yaşadılar ve on bin yılı aşkın bir süredir yaşadıkları Altay Bölgesi onların ana yurdu olarak tanımlanmaktadır. Denisovalıların yaklaşık bir milyon yıl önce bilinmeyen bir arkaik insan grubunun Neandertallerle melezleşmesiyle farklı kola ayrıldığı ve ayrıca bugün Güneydoğu Asya ve Okyanusya’da yaşayan Malezyalılar’ın atası olduğu bilinmektedir. Bu son gelişme Güneydoğu Asya’da, Altay Dağları’ndan uzakta olduğuna dair bulguları işaret ettiği için Denisovalıların bilinen yerlerinden daha da uzağa yayılmış olabileceğini düşünüyoruz.   Keşif Günümüzde Rusya, Kazakistan, Çin ve Moğolistan’ın birleştiği noktada olan Sibirya’nın Altay Dağları’nda yer alan Denisova Mağarası’nda; 280.000 yıl öncesine kadar uzanan mağaranın hem Neandertaller hem de Homo Sapiensler tarafından kullanıldığını gösteren işaretler vardır. 2008 yılında, mağarada genç bir kadının parmak kemiği bulunduğunda bilinen insan türlerine bir yenisi daha eklenmiş oldu ve bu türe mağaranın adı verildi. Bulunan kadın 60.000-48.000 yıl önce  yaşamış ve daha eskiye gitmiştir; 2000’de bulunan erkek azı dişi de onun türüne atfedilmiştir. Şimdiye kadar Denisova ismini alan diğer iki fosil de azı dişidir; biri 2010’da bulunan kalıcı azı dişi ve diğeri son zamanlarda bulunan, yaklaşık 100.000 yıl hatta 150.000 yıl önce yaşamış çok genç bir kadına ait geçici azı dişidir. Bu da bu türün saptanan zaman aralığını büyük ölçüde geriye götürmektedir.   Yüzey Araştırması Şaşırtıcı şekilde, Denisovalılarla ilgili çok az sayıda malzeme olmasına rağmen hem arkeoloji hem de bilim yardımımıza yetişti ve bu türe ilişkin bazı ilk bilgileri ortaya çıkarmamıza izin verdi. Ne yazık ki şu an  itibariyle yüzlerinin ve vücutlarının canlandırması yapılamadı fakat bulunan üç azı dişi Denisovalıların Homo Erectus[2], Homo Habilis gibi eski insan türleriyle uygunluk gösteren dişleri hatta Australopitecuslardan bile daha küçük dişleri veya nispeten Neandertallerinkiler gibi daha iri olan çok büyük ve sağlam dişleri olduğunu gösteriyor. Büyük dişlerde tipik Denisova insanın özellikleri, o zamanlarda Altay Dağları’nda yaşayanlarda görülmektedir. Geri kalan özellikleriyle ilgili elimizdeki Denisovalılara ait DNA’dan ulaşabildiklerimiz, koyu bir ten rengi ile kahverengi saç ve göz görüntüsü çizmekte olduğudur ancak Denisovalıların büyük ihtimalle daha geniş alanlara yayıldığı dikkate alınırsa bu özelliklerde daha fazla çeşitlilikte olma olasılığı vardır. Çağdaşları gibi Denisovalıların da aletler yaptığı görülüyor. Genç kıza ait parmak kemiği, küçük bıçaklar gibi aletleri ayrıca Üst Paleolitik Çağ’ı gösteren cilalı taş süslemelerine de sahip olan bir tabaka bulundu (genellikle modern insanlarla ilişkili olan), bundan başka Orta Paleolitik Çağ ile bağlantılı olan yan kazıyıcılar ve Levallois yongaları (dikkatlice hazırlanmış çekirdeklerden yapılmış, el baltasıyla/iki yüzeyli aletle düzeltilenmiş) mevcuttur. Yine de şu an Denisova alet kullanımının hem detaylarını hem de kapsamlı özelliklerini belirlemek zordur. Denisovalılar hakkında yayınlanan çalışmaların çoğu, genetik türden olsa da bize derli toplu bilgiler verebilir; örneğin, Denisova popülasyonunun nasıl bir çeşitlilik göstermiş olabileceği gibi. Şaşırtıcı şekilde, şu anki Denisova fosillerinin tümünün tek yerden gelmesine rağmen (Denisova Mağarası) Neandertaller, Denisovalıların coğrafi alanlarına geçtiği için en azından eşit şekilde çeşitlilik gösterdikleri gibi, bugün modern insanlarda görülen çeşitlilik daha alçak bölgelerde yer almaktadır. Kuşkusuz ki, Altay merkezli Denisovalı grup oldukça izole edilmiş olabilir. Tahminen bütün coğrafi alanlar üzerinde Denisovalılar daha fazla çeşitlilik göstermiş olmalıdırlar. Bazen fazladan fosiller bulmak çok talihlice olacaktır. Genetiğin harika dünyası da Denisovalıları, insan soyunda sınırlandırmaktadır. Neandertallerin, Denisovalıların kardeş grubu olduğu ve onlarla ortak atayı paylaştıkları bellidir -tahmini olarak 473.000-430.000 yıl önce iki grup birbirinden farklıydı- aynı zamanda bu Neandertal-Denisova bölünmesi, kendi Homo Sapiens türümüzle de aynı soyu paylaşır. Bir taraftan hem Neandertallere hem de Denisovalılara öncülük eden, diğer taraftan da modern insan haline gelecek olan bu bölünme yaklaşık 765.000-550.000 yıl önce birbirinden ayrıldı. Bu evrimsel ilişki sadece başlangıçtır. Oysa her iki grupla olan bağlantımız daha iyi haber başlıklarını bile mümkün kılabilir. İnsanın Akraba İlişki Ağı Şimdiye dek toplanan mutlak kanıtlar sonunda doğrusal evrimin (evrimleşen bir türün bir başka türe evrilmesi ve daha sonra diğerine) kalıplaşmış fikirlerini yıkmaktadır. John Hawks’ın önerdiği gibi; Homo türünün evrimsel tarihi, içeri ve dışarı doğru akarsularla akan, bağlanan ve kopan, kollara ayrılan, karadan ayrılan ve devam eden muhtemelen bir nehir deltasında gibi görünüyor. İnsan türünün farklı grupları, çeşitli zamanlarda çeşitli yerlerde toplandılar ve melezleştiler. Böylelikle her yerde genetik yapıları değişti. Bizim hep yararlı Denisovalılığımız bu düşünceyi desteklemek adına büyük ölçüde katkıda bulunmaktadır çünkü  Neandertallerden Afrikalı olmayan modern insanlara (%2 Neandertal soyu) gen akışı zaten biliniyordu, şimdi ise bu gen akışı dışında Neandertallerden Denisovalılara, bilinmeyen arkaik insanlardan Denisovalılara ve tahmini 54.000-44.000 yıl önce Güneydoğu Asya Adaları ve Okyanusya’da yaşayan günümüz Malezyalılarından Denisovalılara gen akışı olduğunu artık biliyoruz (%2-4 Denisova soyu). Bu Denisova bileşeni ayrıca etkisi azalmış halde Amerika ve Asya topraklarına geçmiş ve alçak seviyelerde her yere göç etme isteği ve seyahat tutkusu nedeniyle genellikle modern insanlar arasında yaygınlaştı. Evrimsel genetikçi ve antik DNA öncüsü Svate Paabo iddia edilen bu karışıklığı şöyle özetliyor: “Atalarımız sınırlandırılmış ve şimdilerde soyu tükenen insan türleri ağının bir parçasıydı fakat bu aralıklı ya da belki kalıcı gen akışıdır.”[3] Neandertal-Denisova birleşimi olduğunda en azından şartların kesinlikle doğru olduğunu biliyoruz: Denisova Mağarası’nın Denisovalılar tarafından kullanımı Neandertallerin de aynı mağarayı rahatça kullanmasıyla örtüşmektedir ki bu iki grubun zaman zaman birbiriyle karşılaştığını göz önüne getirmektedir. Üstelik Malezya’daki Denisova DNA’sının büyük bir kısmı nedeniyle bizce Altay Dağları’ndan daha fazla alana yayılmış olmalılar. Yaklaşık 55.000 yıl önce Afrika’nın dışına çıkan Homo Sapiens‘in yayılması harika bir şeydir, Avrasya levhası üzerinde yeni bir tür olmuş, Neandertaller ve Denisovalılar çoktandır var olan değişime genetik olarak katkıda bulunmuşlardır. Sapiens, Neandertallerle melezleştiğinde dünyanın kuzey bölgelerine daha uygun bazı cilt ve saç rengi genlerini aldığını zaten biliyorduk fakat Sapiens olmamalarına rağmen yerel Avrasya patojenini çoktan kabul eden bu iki tür iyi bir bağışıklık sistemi kazandı. Bu, modern insanları  yeni parazit ve bakteri dizisine karşı korumaya yardımcı olacaktı. Denisovalı melezlerin kibarlık özelliğinden daha fazlası ön plana çıkıyor, Tibetlilerin baş döndürücü yüksekliklerle başa çıkabilme özelliği gibi. Ancak … Okumaya devam et Denisova İnsanı | Homo Sapiens’in Yeni Akrabası