?> Batı Afrika’da Roma İmparatorluğu - Sahra Altı Afrika

Batı Afrika’da Roma İmparatorluğu

Batı Afrika’da Roma İmparatorluğu Yazar: Arienne King Çevirmen: Cemal Özer Batı Afrika’da Roma İmparatorluğu Roma İmparatorluğu en geniş sınırlarına ulaştığında günümüzde Asvan olarak bilinen, Mısır’ın en güneydeki noktasından kuzeydeki Büyük Britanya’ya kadar uzanıyordu. Ancak ticaretin ve nüfus hareketlerinin bir sonucu olarak Roma İmparatorluğu’nun etkisi kendi sınırlarının çok ötesine geçti. Sahra Çölü’nün Orta Çağ’ın öncesinde ticaret için aşılmaz bir engel olduğuna dair yaygın inanışın aksine, Romalıların Sudan ve Sahra Altı Afrika ile güçlü ve dinamik bir bağı vardı. Köleler, altın, yiyecekler ve baharatlar, Roma’nın Kuzey Afrika kıyısındaki hareketli limanlarına ulaşmadan önce Nijer nehrindeki kompleks kentsel yerleşimlerden, ilerisindeki Sahra’nın vaha şehirlerine taşınıyordu. Ters istikamette devam edildiğinde ise değerli taşlar, tekstil ve madeni paralar Orta Nijer’in bereketli kıyıları boyunca şehirlere ulaşıyordu. Klasik Yunan ve Roma yazarları Sudan ve Sahra Altı Afrika’dan “Etiyopya” olarak bahsederken, “Afrika” terimi aslında sadece kıtanın kuzeybatı kıyısındaki Mağrip bölgesi için kullanılıyordu. Roma İmparatorluğu’ndaki Etiyopyalıların çoğu muhtemelen Doğu Afrika’dan Mısır ve Nubia’ya gelmişti ancak yeni kanıtlar Batı Afrika ve Roma İmparatorluğu arasındaki ticari ve askeri etkileşimlerinin rolünün de altını çizmektedir. Batı Afrika’daki Roma Keşifleri Erken İmparatorluk döneminde Roma’nın Sahra’ya yaptığı seferler başlarda iyi belgelenmiştir. Ancak Geç Antik dönemde Kuzey Afrika’nın hızlı bir şekilde çölleşmesinden dolayı azalmıştır. MÖ 19’da Roma Valisi Cornelius Balbus, Sahra’nın kuzeydoğusundaki Libya Çölü’nün Fizan bölgesinde yaşayan Berberi halkı Garamantların isyankâr hareketlerini cezalandırmak için Libya’ya 10.000 kişilik lejyondan oluşan bir kuvvet gönderdi. Balbus, Garama (Germa) üzerine yürümeden ve fethetmeden önce Gadames şehrini ele geçirdi. Ardından, Nijer Nehri olduğuna inanılan yere ulaşıncaya kadar kıtanın güneyine doğru ilerledi. Romalı general Suetonius Paulinus, Atlas Dağları’nın karşısından Sahra’nın Fizan bölgesinin içlerine doğru ünlü seferine çıkmadan (MS 41) önce MS 40 yılında Moritanya’da çıkan bir isyanı bastırmıştı. MS 50 yılında Septimius Flaccus adında bir general, günümüz Libya’sında bulunan Leptis Magna şehrinin huzurunu bozan göçebe haydutlara karşı askeri bir sefer düzenledi. Düzenlediği sefer başarılı oldu ama en etkileyici kısmı bu askeri yolculuğun Sahra Çölü’nün çok daha güneyine ulaşmasıydı. Aslında Flaccus, geri dönmeden önce orayı filler ve gergedanlar tarafından çevrilmiş devasa bir göl (Çad Gölü) hâline getirmişti. MS 2. yüzyılda yaşayan İskenderiyeli tarihçi Ptolemaios’a göre Romalı bir tüccar olan Julius Maternus, Flaccus’un ayak izlerini takip etmek ve Batı Afrika’da yeni ticaret yolları açmak maksadıyla bir sefer düzenlemişti. Bu yolculuğun MS 83 civarında olduğu ve günümüz Libya’sındaki Garama şehrine yapıldığı düşünülmektedir. Garamantların kralı, Maternus’un güneye düzenlediği bir seferde kendisine eşlik etmesine izin verdi ve güneydeki Afrika krallarına Roma adına tanıtıcı mektuplar gönderdi. Maternus Roma’ya Kolezyum’da sergilenen iki boynuzlu gergedanla dönmeden önce en son Çad Gölü’nü gezdi. Orta Afrika’dan gelen siyah veya beyaz olabilecek bu hayvan arenada sergilediği performans ile Roma’da sansasyon yarattı. Roma İmparatoru Domitianus (MS 81-96) bu canavardan ve onun karşılanmasından o kadar etkilendi ki 83 ve 85 yılları arasında onun resmini taşıyan paralar bastırdı. Nijer Nehri’ndeki Ticaretin Kaynakları Batı Afrika’da Orta Nijer boyunca gelişmiş şehirler ve devletler, antik dönemde yer yer Sahra ötesinde kurulan ticari ilişkilerin bir parçasıydılar. Bu yerleşim yerleri Batı Afrika’da bağımsız olarak geliştiler ve Mezopotamya, Kuzey Afrika ve Akdeniz’in kent merkezlerinden temelde farklı olan ekonomik, sosyal ve mimari modelleri vardı. Bu şehirler ve yerleşim yerleri, nadir bulunan ithal mallar karşılığında bölgelerinde yetişen tarım mahsullerini Sahralı bağlantılarıyla takas ediyorlardı. MÖ 3. yüzyılın başında bugünkü Djenne, Mali yakınlarında Demir Çağ Nok kültürü tarafından inşa edilen Djenne-Djenno Batı Afrika’daki Klasik Akdeniz ticaretinin bilinen en eski kalıntılarından bir kısmına sahiptir. Djenne-Djenno’daki tüccarlar daha MÖ 3. yüzyıl başlarında Roma ya da Helenistik kökenli cam boncuklar ithal ediyorlardı. Sahra-ötesi ticaretin kanıtları Kissi, Burkina Faso ve Dia Shoma, Mali’de bulunmuştur. Bu durum ticaretin sadece Orta Nijer şehirleriyle yapılmadığını ama Nijer Nehri’ne kadar da genişlediğini göstermektedir. Sahralı Aracılar Sahra Çölü’nde yaşayan insanlar arasındaki Sahra ötesi bağlantının büyüklüğü, Yunan yazar Herodotos’un MÖ 5. yüzyıl tarihli Tarih’i ve Yaşlı Plinius’un MÖ 2. yüzyıl tarihli Doğa Tarihi (Natural History) gibi kaynaklar da dahil olmak üzere Yunanlıların ve Romalıların anlatılarında (anlatımlarında) sıkça ima edilmiş olmasına rağmen epeyce tartışılmıştı. MS 1. ve 4. yüzyıl arasında, Roma (daha sonra kendisine bağlı bir ülke olacak olan) Garamant Krallığı ile yakın ticari ilişkilere sahipti. Greko-Romenlere ait klişelerin etkisiyle Garamantlar sıklıkla asi göçebeler olarak yaftalanıyorlardı: “[Libya] Sınırlarında hayatı kovalamacayla geçen, hafif örtünmüş, çevikçe bir çadır kabilesi olan Garamantlar yaşar.” (Lucian of Samosata, Dipsas the Thirst-Snake, Ch. 2, translated by Fowler, p. 27) Arkeologlar, Garamantların gelişmiş sulama teknikleri ile desteklenmiş kalıcı yerleşim yerleri olduğuna dair farklı bir tabloyu açığa çıkardılar. Garama’da yapılan kazılar yaklaşık 10.000’e yakın nüfusa sahip dinamik bir ticaret merkezi ortaya çıkardı. İçinde zeytinyağı ve şarap bulunan Akdeniz amforalarının yanı sıra ithal seramikler de Roma İmparatorluğu ile sıkça ticaret yapıldığını doğrulamaktadır. Roma etkisine dair diğer kanıtlar ise Roma tarzı mermer, beton ve şarap preslerinin kullanılmasıdır. En çarpıcı olanı ise Romalı muadillerinden mimari alanda belirgin şekilde ilham aldıklarını gösteren büyük bir mozoleye sahip olmalarıdır. Kızıl Taşlar, Altın & Eski Tahıllar Garamantların hem Roma hem Batı Afrika tüccarlarına sunması gereken en önemli şeylerden biri karnelyan ve amazonit gibi yarı değerli taşlardı. Bu küçük taşlara (kızıl taşlar olarak adlandırılır) Romalılar tarafından çok değer verilirdi ve bu alışverişi anlatan yazınsal açıklamalara göre en öncelikli ticari mallar bunlardı. Kızıl taşlar ve diğer yarı değerli taşlar, Batı Afrika’nın Sahra-ötesi ticaretini en iyi temsil eden objeleridir. Nadir olmaları ve zor elde edilmeleri göz önüne alındığında, Nijer Nehri’nin yerlileri için bu kızıl taşlar bölgesel bir emtia ve statü sembolü olarak görülüyorlardı. Ayrıca, Garamantlar Romalılara şarap, zeytin yağı ve çömlek karşılığında gıda, egzotik Sahra Altı kölelerle birlikte muhtemelen tekstil, tuz, altın ve fildişi tedarik ediyorlardı. Büyük miktarda Sahra Altı malları Akdeniz’e ulaşırken, Akdeniz malları Sahra Altına aynı miktarlarda ulaşmıyordu. Bunun sebebi ise Garamantların ve diğer aracıların pahalı Roma ürünlerini güneydeki bağlantılarıyla değiş tokuş etmek yerine kendileri için tutma eğiliminde olmalarıydı. Bunun yerine, Batı Afrika’daki komşularına tuz, yiyecek ve tekstil ürünleri tedarik ettiler. Roma Akdeniz’inden gelen cam boncukların ve bakır parçaların da ticareti nadiren yapılıyordu. Garamantlar, pirinç, sorgum[1], pamuk, inci darısı gibi çok çeşitli Batı Afrika mahsullerini ithal ediyor ve bu mahsullerden bazıları Garama’da yetiştiriliyordu. Sahra Altındaki su aygırı vb. hayvanlardan elde edilen deri ve fildişi de ithal ediliyordu. Kuzey Afrika’dan deve, tavuk ve eşek gibi evcilleştirilmiş hayvanlar Batı Sahra’ya Sahra-ötesi ticaretin bir sonucu olarak ilk kez MS … Okumaya devam et Batı Afrika’da Roma İmparatorluğu