?> Arkeolojide Marksist Teorinin Kökleri Üzerine Bir İnceleme -

Arkeolojide Marksist Teorinin Kökleri Üzerine Bir İnceleme

Arkeolojide Marksist Teorinin Kökleri Arkeolojide Marksist Teorinin Kökleri Üzerine Bir İnceleme[1] Yazar: Soner Akın[2] (Bu yazı Gorgon e-Dergisi’nin 2. Sayısı’nda yayınlanmıştır.) Çevirmen: Haşim Durak 1. Giriş Günümüzdeki bilimsel araştırmalar arkeologların hangi alanlarda çalışma yapılacağının belirlenmesinden ziyade, belirli alanlardaki insan aktivitelerinin dağılımı ile ilgili değişikliklerin ve örüntülerin yanı sıra insanlar ve onları çevreleyen koşullarla birlikte mevcut doğal kaynaklar arasındaki ilişkilerin incelenmesi üzerine yoğunlaştığını göstermektedirler.[3] Gerçekten de arkeolojik çalışmanın misyonunda bahsedilen bu gelişen bakış açısı, temellerini bir yüzyıl önce ortaya çıkan Marksist arkeolojinin gelişmesiyle bulmuştur. Bu bakımdan, Marksist arkeolojinin evrimsel adımlarına ve katkı sağlayanlarına bakmak, bize bu sorunun arkasındaki mantık hakkında kısa bir görüş sunabilir. Gordon Childe, entelektüel alandaki insanlar için Marksist arkeolojinin katkıcısı olan difüzyon[4] arkeoloğu olarak görülebilir. Daha yakın zamanlarda difüzyonu hızlandıran diğer bir hareket 1980-1990 arasında ortaya çıkan post-süreçsel arkeolojiydi[5]. Bilindiği gibi, arkeolojik topluluk içinde Marksist arkeoloji bir kere daha popülerleşti. Marksizme yakından bakıldığında, aslında üç bağlantılı düşünceden oluştuğunu kolayca tayin edebiliriz: biri felsefi antropoloji (ya da antropolojik felsefe), ikincisi tarih teorisi ve üçüncüsü ekonomik ve politik program. Pratikte, özellikle 1914’ten önce Marksizmin içerisinde çeşitli sosyalist hareketler tarafından kullanılmış ve anlaşılmış olan bir aktivizm de vardır.  Yine de bu sadece bir değerlendirme olarak yorumlanabilir. Felsefi antropoloji ve tarih teorisi, diğer temeller arasındaki ana sütunlardır. Bunlar, Marksist doktrin içerisinde doğal olarak var olan en uygun görüşler gibi duruyor. Maddi Kültür, insanların birbiriyle girdiği ilişkilerde kullanılmıştır. Arkeologlar, geçmişteki eski insanların temel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla maddi kültürü nasıl yönlendirdiğini anlamak için bu bakış açısına sahiptirler[6]. Örneğin, kendilerini ya da ailelerini beslemek ve kıyafet elde etmek için kullanılan materyallerin cevaplarını aydınlığa kavuşturmak için çalışılabilir. Bu bakımdan, Marksist teori, cevaplara çok daha gerçekçi ve mantıklı bir çerçeve vermek için kullanılmıştır. Marksist Teori, toplumlardaki evrimi aşamalı olarak belirtmiştir. Marx ve Engels, İlkel Komünizmin başlangıç aşaması olarak eklenebilecek olan, Batı Avrupa’daki materyal koşulların gelişiminin birbirini izleyen 5 aşamasını tanımlamışlardır[7]: Köle Toplumu, Feodalizm, Kapitalizm, Sosyalizm ve Komünizm. Sınıf mücadelesi ya da Yapısal çelişkiler bu mücadeleleri hızlandıran sebeplerdir[8]. Tarih teorisinde, sosyal ilişkiler çevre kullanımını ve doğal olarak teknoloji yayılımını etkilemiştir[9]. Bugün, arkeoloji için Marksist görüş, maddi kültürün adaptasyonu, erken aşamaların ve yakın zamanda tanımlanan bugünün alt aşamalarının yaşam tarzlarını anlamada bir ölçü noktası olabilir. Bütün siyasi teoriler için doğal olarak geçerli olan, Marksist teori de yeni eklenen düşünce ve uygulamalarla birlikte yaşanır. Arkeolojide bilim insanları eski insanların izlerini takip eder; bu nedenle, eğer teorik arka plan olarak Marksizmi seçersek, ardışık arkeoloji ve stratigrafik çalışmalar birbirini izleyen aşamaları gözlemlemek için daha büyük bakış açıları sunabilir. Marksist Arkeoloji Üzerine Tartışmalar 2.1. Arkeolojide Marksizm Üzerine Alt Kavramlar ve Literatür İncelemesi Arkeoloji, sosyal bilimlere yakın pozisyonu olan bilimsel bir daldır. Bu bakımdan, toplumun kendisinden fazlaca etkilenmiş ya da şekillenmiştir. Diğer bir deyişle, bilim insanları output[10] toplumunun varlığını ele alırlar. Bu nedenle, Marksizmin toplum üzerindeki tanımına bakmamız gerekir. Marksizmde toplumun kendisini alt ve üst yapılar olarak ayrılır. Alt yapı, karakteristik araçlara, üretim kaynaklarına ve doğal olarak toplumsal ilişkilere de sahiptir[11]. Nitekim, tepeden aşağı inme işlemi düşünüldüğünde,  ideolojiler, inançlar, adalet gibi literatür incelemesi üzerindeki kavramlar Marksizmdeki toplum için üst yapı olarak görülüyor[12]. Marksist teori, bu değişkenler ya da yapılar içerisindeki ekonomik uygulamaları ele alır. Çalışanların ve emeğin ürününün nasıl talep edildiği ya da sabitlendiği bu yapılarca büyük ölçüde birleşik yapıda belirlenir. Marksist doktrinin arkasındaki alt kavramlara bakıldığında, diyalektik materyalizmi felsefi anlayış olarak görüyoruz. Bu anlayışta Marksist materyalizm ve Engels’in diyalektik anlayışı Marksist doktrinde birleşmiştir[13]. Buna göre, toplumların ekonomik durumları gelişmelerinde doğal sınırlarına ulaşır. Toplumların kendi içindeki çatışmalar bu görüş içerisinde doğal olarak büyüyor. Ekonomik sistemlerdeki yozlaşma bir anlamda dikey gelişmelerle bağlantılıydı[14]. Diyalektik materyalizmle birlikte bu görüş, geçmişteki insanların nasıl yaşadığını ve davrandığını daha gerçekçi bir süreçsel bakış açısıyla görülmeye başlandı. Olayların başlangıcı ya da nihai sonuçları bilimsel açıdan gözlemlenebilir hale geldi. Marksist Arkeoloji ve arka planı 20. ve 21. yüzyılın popüler yazarları tarafından da ele alınmıştır. İlk olarak Avusturyalı arkeolog, Prof. Dr. Gordon V. Childe, Tarih Öncesinde Tuna (1929), İskoçya’nın Tarih Öncesi (1935), Kendini Yaratan İnsan (1936, 1951), Tarihte Neler Oldu (1942), Gelişme ve Arkeoloji (1944, 1945) ve Toplumsal Evrim (1952) gibi kitapları yoluyla bu meseleyle dikkat çekici bir şekilde ilgilenen belli başlı entelektüellerden biridir. Bunu izleyerek 1950’lerden sonra Avusturyalı Eric Wolf antropolojide yeni bakış açıları için Marksist teoriyi düşündü. Wolf, The Mexican Bajío in the 18th Century/18. Yüzyılda Meksika Sığlıkları (1955),  Europe and the People Without History/Avrupa ve Tarihsiz İnsanlar (1982) ve Pathways of Power: Building an Anthropology of the Modern World/Güç Yolları: Modern Dünyanın Antropolojisini İnşa Etmek (2001) gibi kitaplarından hatırlanabilir. 1960’larda Robert Adams ve Leslie White; 1970’lerde Marksist bakış açısına dair eleştirileri ve süreçsel arkeoloji savunmalarıyla Thomas Patterson, Antonio Gilman, Bruce Trigger, Philip Kohl, Mark Leone, Michael Rowlands, Barbara Bender ve Kristian Kristiansen; 1980’lerde Marksist teoriye geri dönüş tutumu içerisinde Robert Paynter, Carol Crumley, Robert Chapman, Liz Bellamy, Michael Parker-Pearson; 1990’larda Kent Flannery, Norman Yoffee ve Elizabeth Brumfiel birçok eleştiri ve muhalif ya da destekçi literatür çalışmalarla bu teori üzerine çalışmalar vermişlerdir. Nitekim, teori adına özgün katkılarına baktığımız zaman, John Bellamy’nin Marx’s Ecology: Materialism and Nature/Marx’ın Ekolojisi:Materyalizm ve Doğa çalışması ve Stephan Shennan’ın Population, Culture History and The Dynamics/Popülasyon, Kültür Tarihi ve Dinamikler kitabı, eleştiriler yerine Marksist arkeolojiye farklı bakış açıları getiren 2000’lerdeki çalışmalar arasında öne çıkmışlardır. Adaptasyonun ilk girişimleri maddi kültür çalışmaları yapıldı. Tipolojiler ve tipolojik çalışmalar hakkında bir tür eserbilim anlayışı öne çıktı. Yine de tipolojik çalışmaların çizgilerini izleyen denemeler, kör edici olabiliyor. Bu yüzden Marksist teori için yanlış olabilir[15]. Çünkü, Marksist doktrin öncelikle tüm tek yanlı teorilere karşı olan sosyal bir teoridir. Marksistlere göre, toplumlardaki egemen güç odak noktaları, sıradaki değişimin ipuçlarını vermektedir[16]. Bu teori, arkeolojik çalışmalar içinde bir tümdengelim mantığıyla hipotez şekillendirmede kullanılabilir. Marksizm’e göre, toplumlar baskın gruplar tarafından yönlendirilir; köle temelli toplumlardan feodal toplumlara, en sonunda da sermaye toplumlarına. Bu yönlendirmede son durak bir sonraki aşamaların başlangıcı olabilir ve bu nokta, bu girişimi maddi kültür çalışmalarıyla birleştirip, yeniden şekillendirildiği zaman, günümüzün bağlamsal seri haldeki çalışmaları açısından ilham vericidir. Marksist arkeologlar, arkeolojik kayıtları, sık sık toplumun ilerleme gösterdiği şeklinde yorumluyorlar. Ayrıca, Marksist, süslü bir söyleme sahiptir. Buna göre, insan toplumunun ilerlemesi için iki toplumsal aşama daha vardır, ki beklenildiği gibi sosyalizm ve ardından komünizm. Bu beklenti, arkeolojik çalışmalarda tamamen … Okumaya devam et Arkeolojide Marksist Teorinin Kökleri Üzerine Bir İnceleme