Tusk (2014) – Siber Zorbalık ve Beden Değişimi

Yazar: Büşra Erturan

Clerks (1994) gibi bağımsız komedi filmleri yapan Kevin Smith, bu defa da korku-komedi türündeki “Tusk” filmiyle karşımıza çıkıyor. Tusk aslında Wallace adlı bir podcast programı sunucusunun, bir seri katil tarafından morsa dönüştürülmesini anlatıyor. Wallace’ın yaşadığı beden transformasyonu filmi body-horror alt türüne yaklaştırırken; morsa dönüşüyor olmanın ruhsal ve bedensel travması Wallace üzerinden anlatılıyor.

Film, Wallace ve Teddy karakterlerinin podcast programına başlamalarıyla açılıyor. Aslında daha ilk başta filmin korku ve komedi öğelerini Wallace ve Teddy’nin programlarında kullandıkları “Kill Bill Çocuk” videosuyla görüyoruz. Bu videoda, katanayla oynarken yanlışlıkla bacağını kesen kişinin başından geçen olay tıpkı filmin tamamı gibi oldukça trajikomiktir. Wallace ve Teddy bu trajikomik videoyu, videodaki kişiyi önemsemeden, milyonların önünde dalga geçerek, hiçbir ahlaki yük hissetmeden paylaşıyor. Podcast programının ismi “Not-See-Party”de oldukça manidardır. “Nazi” anlamına gelmediği sürekli irdelense de, Wallace ve Teddy’nin işlevsel olarak internet naziliği yaptıkları söylenebilir.

Böylece Not-see-party programının hedefledikleri sadece kitleleri eğlendirip para kazanmak olsa da aynı zamanda kitlenin başka bir kısmına büyük zararlar vermektedirler. Wallace ve Teddy kişiler arası yapılan zorbalığı podcast programlarıyla kitlelere taşıyarak, dinleyicileri de bu zorba grubun içerisine dahil ediyor. Bu durumda da videodaki Kill Bill Çocuk kitlesel bir zorbalığa maruz kalıyor. Olaylar, Wallace’ın Kill Bill Çocuğu programa davet etmek için Kanada’ya gitmek istemesiyle başlıyor.

Wallace, kişisel ilişki ve davranışlarında Teddy’den daha zorba bir karakter olarak çizilmiştir. Teddy ise Wallace’ın kişisel yaşamını onaylamayan daha yüzeysel bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Siber zorbalığın en önemli etkenlerinden biri olan narsist kişiliğe sahip olma durumu, Wallace üzerinden şekilleniyor. Çünkü Wallace, yaşadığı toplum dolayısıyla değişime uğramıştır ve kız arkadaşı Ally’nin de bahsettiği üzere farklı bir kişi haline gelmiştir. Özellikle podcast programındaki başarıları sayesinde narsist kişiliği daha da üzerine oturmuştur. Wallace uzun zamandır komedyen olarak beğenilme gereksinimini programı sayesinde kazanmış, istediği statüye ulaşmıştır. Bu nedenle, kazandığı konumu kaybetmemek uğruna diğer insanlara zarar verip vermediğini umursamamaktadır. Narsizmde olduğu gibi, Wallace kendini her şey üzerinde hak sahibi olarak görmekte ve diğer insanlardan üstün olduğunu düşünerek empati yapamamaktadır. Böylece Kill Bill Çocuk videosu, Wallace tarafından sonuçları düşünülmeden büyük bir dinleyici kitlesiyle paylaşılmıştır. Biz de böylece Wallace’ın bir zamanlar bireyciliğin ve bencilliğin kol gezdiği toplumdan fazla etkilenmemiş olduğunu anlıyoruz. Fakat Wallace büyük bir değişikliğe uğramış ve kendini toplumun karanlık taraflarına yöneltmiştir. Kanada’ya olan yolculuğu sonrasında Wallace, Kill Bill Çocuğun bu tarz bir kitlesel tacize dayanamayarak aynı katanayla intihar ettiğini öğreniyor. Wallace’ın tepkisi kendi narsist karakterine uygun oluyor çünkü Wallace çocuğun öldüğüne değil de program için kimseyi bulamadığına üzülüyor. Hemen o günün akşamı, Kanada’da bir bar tuvaletinde panoya asılı Howard Howe’a ait bir mektup görüyor. Howe mektupta, macera dolu yaşamını anlatacağının vaadini veriyor, Kanada’da daha eğlenceli başka bir şey bulamayacağını düşünen Wallace, Howard Howe’ın evine gitmeye karar veriyor.

Howard Howe (sağ) ilk bakışta renkli bir kişilik olarak karşımıza çıkıyor. Başından geçenleri H. G. Wells romanları tadında ama aynı zamanda biraz tekinsiz bir biçimde anlatmaya başlıyor.

Howard Howe ilk bakışta renkli bir kişilik olarak karşımıza çıkıyor. Başından geçenleri  H. G. Wells romanları tadında ama aynı zamanda biraz tekinsiz bir biçimde anlatmaya başlıyor. Howard’ın görev yaptığı gemide Hemingway ile tanışması, ıssız bir adada mahsur kalması ve burdaki zamanını bir morsla geçirmesi gibi şeyleri anlatması, Howard’a inanmamızı zorlaştırıyor. Yönetmenin bazı tercihleri, yani sarsıcı ve tekinsiz sahnelere muzip bir tavır eklemesi, seyirciyi filmi gerçekte olabilecek bir seri katil hikayesi mi yoksa absürd bir komedi hikayesi olarak algılamak konusunda muğlakta bırakıyor. Wallace’ı bulabilmek için Ally ve Teddy’nin tuttuğu Kanadalı dedektif Guy Lapointe ise bu ikilemi besliyor. Johhny Depp’in oynadığı bu karakter bir yandan durumun ciddiyetini anlatırken kendine has absürd hareketleriyle bu ciddi havayı tersyüz ediyor. Fakat anlattıkları düşünüldüğünde, uzun bir süre boyunca Howe’u arayan dedektif, Howe’un düşünme şeklini az da olsa seziyor.

Howard Howe’ın Wallace’ı morsa dönüştürme isteğinin sebebi, ıssız adada mahsur kaldığı zamanlar arkadaşı olan morsu öldürerek yemek zorunda kalmasıdır. Howard’ın çocuklukta yaşadığı zorluklar onu mizantropik ve narsist biri haline getirmiştir. İnsanları vahşi hayvanlara benzetmekte, morsları insanlardan daha değerli görmekte ve ıssız adadan kurtulup toplum yaşantısına döndüğü için pişman olmaktadır. Bu yüzden kurbanlarını morsa dönüştürmek bir numaralı saplantısı haline gelmiştir. Filmde asıl konu olan Wallace’ın morsa dönüşmesi yavaşça ve oldukça sarsıcı bir biçimde gerçekleşiyor. Morsun İngilizcesi walrus’un Wallace’ın ismiyle olan benzerliği de yine muzip tavırlardan bir örnek. Wallace’ın morsa dönüşme süresinde, ilk önce bacağının kesilmesi ve Howard’ın bu duruma kahkahalarla gülmesi aklımıza Kill Bill Çocuk videosuna Wallace ve Teddy’nin verdiği tepkiyi  getiriyor. Howard en başta Wallace’ın nasıl bir insan olduğunu bilerek onu hedef almıyor elbette ama bir yerlerde adalet Wallace için yerini buluyor diyebiliriz.

Filmde asıl konu olan Wallace’ın morsa dönüşmesi yavaşça ve oldukça sarsıcı bir biçimde gerçekleşiyor. Morsun İngilizcesi walrus’un Wallace’ın ismiyle olan benzerliği de yine muzip tavırlardan bir örnek.

Howard insanlıktan intikamını, başka bir insanın vücudunu ihlal ederek almaya çalışıyor. Wallace’ın vücudunu canavarlaştırıp ruhunu insanlığın ikiyüzlülüğünden arındırmaya çalışıyor. Wallace’ın vücut parçaları koparılmaya başlandığında asıl korkutucu olan durum Wallace’ın bir hayvana hatta belirsiz ve tiksindirici bir şeye dönüşecek olmasının tekinsizliğidir. Çünkü Wallace artık ne bir insan ne de bir hayvan olacak, eşi benzeri olmayan bir yaratığa dönüşecektir. Morsa dönüşmenin belki de en iyi getirisi hayvanların insanlar gibi endişeleri olmaması, her şeyin onlar için spontane gelişmesidir. Böylece Wallace artık toplumun karanlık taraflarıyla yüzleşmeyecek, artık daha fazla insana zorbalık yapamayacak ve daha rahat yaşayabilecektir. Tek sorun belki de tıpkı insanlar gibi bedensel bir kabuk içinde yaşamak zorunda kalmasıdır.

Künye

Yönetmen: Kevin Smith

Senaryo: Kevin Smith

Oyuncular: Justin Long, Michael Parks, Haley Joel Osment, Genesis Rodriguez, Johnny Depp.

Süre: 102 dakika

Editör: Serkan Alpkaya

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir