Şiva

Yazar: Mark Cartwright

Çevirmen: Büşra Erturan[1]

Giriş

Şiva (ya da Siva), Hindu panteonundaki en önemli tanrılardan biridir; Brahma[2] ve Vişnu[3] ile birlikte Hinduizm’in kutsal üçlüsünün (trimurti) bir üyesi olarak kabul edilir. Karmaşık bir karakterdir; iyiliği, cömertliği temsil edebildiği ve koruyucu olarak hizmet edebildiği gibi habis ruhlara, hayaletlere ve vampirlere liderlik etmek, hırsızların, zalimlerin ve dilencilerin efendisi olmak gibi karanlık bir yönü de vardır. Ayrıca, zaman ile ilişkilendirilir özellikle de her şeyin yok edicisi olarak. Bununla birlikte Şiva, yaratılışla ilişkilidir. Hinduizm’de, evrenin bir döngü içinde (her 2.160.000.000 yılda bir) yenilendiği düşünülür. Şiva, her döngünün sonunda evreni yok eder ve yeni bir yaratılışa olanak verir.

Şiva ayrıca, kusursuz mutluluğu bulmak için her türlü haz ve zevkten kaçınıp daha çok meditasyona yoğunlaşan büyük bir sofudur. Şaivizm (Shaivism) mezhebinin en önemli Hindu tanrısı, Yogi’lerin ve Brahman’ların efendisi ve Vedaların[4], yani kutsal metinlerin koruyucusudur.

Şiva, Parvati ve Ganeşa

Şiva’nın eşi Parvati, çoğu kez Kali[5] ve Durga[6] olarak vücut bulmuştur. Aslında tanrı Daksha’nın kızı, Sati’nin (Dakshayami) reenkarnasyonuydu. Daksha, Sati’nin Şiva ile evliliğini onaylamadı hatta daha ileri giderek Şiva dışındaki bütün tanrılara özel bir kurban töreni düzenledi.Bu aşağılama üzerine öfkelenen Sati, kendini kurban ateşine attı. Şiva, bu trajediye dayanamayıp saçından yaptığı, töreni darmadağın eden ve Daksha’nın başını uçuran iki şeytanı (Virabhadra ve Rudrakali) yaratarak tepki verdi. Diğer tanrılar şiddeti sona erdirmesi için ona çağrıda bulundu, Şiva razı oldu ve Daksha’yı bir koç (ya da keçi) başıyla birlikte hayata döndürdü. Sati ise nihayetinde sonraki hayatında Parvati olarak reenkarne oldu ve Şiva ile tekrar evlendi.

Şiva ve Parvati’nin tanrı Ganesha diye bir oğulları oldu. Bu çocuk aslında Parvati’ye eşlik etmesi ve Şiva meditasyon gezilerindeyken onu koruması için toprak ve çamurdan yaratıldı. Fakat Şiva bir gün geri döndü ve çocuğu Parvati’nin banyo yaptığı odayı korurken buldu ve kim olduğunu sordu.Çocuğun oğlu olduğuna inanmayan ve onu saygısız bir dilenci gibi düşünen Şiva, çocukla dövüşen Bhutaganas şeytanlarını çağırdı ve Maya’nın görünüşüne bürünerek en sonunda dikkatini dağıtmayı başardı, Ganesha bu güzelliğe hayran oldu ve şeytanlar onun başını kestiler. Kargaşa halindeyken, Parvati banyosundan aceleyle çıktı ve oğlu öldürüldü diye haykırdı. Hatasını fark eden Şiva çocuğu tekrar bir bütün hale getirebilmek için yeni bir baş getirtti fakat en yakında bir fil kafası vardı. Ve böylece Ganesha, Fil-başlı tanrı doğdu. Şiva’nın diğer oğulları Skanda ya da Karttikeya savaş tanrısı ve Kuvera da hazine tanrısıdır. 

Vişnu, üç eşi; Lakshmi (iyi talih tanrıçası), Saraswati (bilgelik tanrıçası) ve Ganga arasındaki sürekli kavgalara dayanamadığı için, Ganga[7] (Ganj nehrini temsil eden tanrıça) Vişnu tarafından Şiva’ya verildi. Ganga’nın yeryüzüne düşüşünü hafifletmek ve böylesine büyük bir nehrin medeniyeti yok etmesini önlemek için, Şiva onu saç topuzuyla yakaladı ve bir kez daha kendini feda etme meziyetini gösterdi.

Şiva’nın Büyük Kahramanlıkları

Diğer büyük tanrılar gibi Şiva da erdemli karakterini gösteren birçok serüvene dahil olmuş ve doğru yaşamak konusunda kılavuzluk etmiştir. Örneğin, Yılanların kralı Vasuki, denizlere yılan zehri kusmakla tehdit ettiği zaman fedakarlık vurgulanmıştır. Şiva, dev bir kara kaplumbağası ya da deniz kaplumbağası olmayı üstlendi, zehri avucunda toplayıp içti. Zehir boğazını yaktı ve kalıcı mavi bir iz bıraktı, bu sebeple birçok isminden biri Nilakantha ya da Mavi Boğaz oldu.

Bilinen bir diğer bölüm ise, Şiva’nın boğa Nandi’yle nasıl ilişkilendirildiğini anlatıyor.Bir gün, dünyanın bütün ineklerinin annesi Surabhi, muazzam sayıda kusursuz beyaz inekleri doğurmaya başladı. Bu ineklerden gelen süt Himalayalar’da bir yerlerdeki Şiva’nın evine doğru taştı. Meditasyonunun bölünmesine sinirlenen tanrı, üçüncü gözündeki ateşle inekleri vurdu. Bunun sonucunda, ineklerin derilerindeki lekeler kahverengiye döndü. Hala kızgın olan Şiva’yı sakinleştirmeye giden tanrılar; Şiva’nın kabul edip bindiği azametli boğa Nandi’yi -Surabhi ve Kasyapa’nın oğlu- sundular. Nandi de bütün hayvanların koruyucusu haline geldi.

Şiva, Linga (ya da Lingham) -fallus, doğurganlığın sembolü ya da tanrının tapınaklarında bulunan kutsal enerji- ile yakından ilişkilidir. Sarti’nin ölümünden sonra ve reenkarnasyonundan önce, Şiva yastaydı, Rişiler veya bilgeler ile yaşamak için Daru ormanına gitti. Fakat Rişilerin eşleri Şiva’ya ilgi göstermeye başladılar. Kıskanan Rişiler tanrıya karşı ilk önce büyük bir antilop ve daha sonra devasa bir kaplan gönderdiler fakat Şiva hızlıca onların üstesinden geldi ve ondan sonra da kaplanın derisini giydi. Bilgeler daha sonra Şiva’nın erkekliğini lanetlediler ve bunun sonucunda erkekliği düştü. Fallus yere düştüğünde, depremler başladı ve Rişiler korkarak af dilediler. Şiva fallusu verdi ama Şiva onların Linga sembolü olarak fallusa sonsuza dek tapınmalarını söyledi.

Sanatta Temsili

Asya sanatında Şiva, belirli bir kültüre bağlı (Hintli, Kamboçyan, Cavalı vb.) olarak nispeten farklı şekillerde tasvir edilmiş olabilir. Fakat yaygın bir şekilde çıplak, birden fazla kollu ve saçları topuz yapılmış şekilde tasvir edilmiştir. Genellikle alnında üç yatay şerit ve dikey üçüncü gözü vardır.Hilal ve kurukafa (kızı Sandhya’yı arzuladığı için ceza olarak kesilen tanrı Brahma’nın beşinci kafasını temsil eder) bulunan bir baş örtü, kafalardan oluşan bir kolye, yılanlardan oluşan bir bilezik takar.Bu kisveyle genellikle Nataraja’yı (Dans Tanrısı) temsil eder ve ateş çemberi içinde bitmeyen yaşamı simgeleyen Tandava dansını yapar. Evreni yok eden kutsal ateşi (agni)[8] ve yaratılışın ilk sesini çıkaran davulu (damaru) tutar. Bir eli huzur veren abhayamudra işaretini yapar, diğeri ise kurtuluşu simgeleyen sol ayağını işaret eder. Ayrıca, yanılsamayı simgeleyen ve insanları gerçeklikten uzaklaştıran Apasmara Purusha’nın cüce karakterine bir ayağını basar.

Şiva ayrıca, sofu meditasyonun tipik duruşu olan; bir ayağının üstünde durarak, sağ ayağı sol dizinin üstüne kıvrılmış bir halde ve sağ elinde tespih tutarak resmedilebilir.  Bazen ise, beyaz boğasını sürer, gümüş yayını (Pinaka) taşır, bir antilop tutar ve bir filin ya da kaplanın derisi giyer; bunların hepsi avcı olarak meşhur kahramanlığının sembolüdür.


Kaynakça

http://www.metmuseum.org/Collections/search-the-collections/60006319

Hackin, J, Asiatic Mythology. A Detailed Desciption and Explanation of th Mythologies of All… (George G. Harrap & CO, 2012).

National Geographic, National Geographic Essential Visual History of World Mythology (National Geographic, 2008).


Dipnotlar:

[1] Metindeki tanrı adları ile Hindu mitolojisindeki diğer öğelerin yazımında Korhan Kaya’nın Hint Mitolojisi Sözlüğü (İmge Yayınları, 1997) kitabından yararlanılmıştır.

[2]Yazarın bu konudaki yazısı için: https://www.ancient.eu/Brahma/

[3]Yazarın bu konudaki yazısı için: https://www.ancient.eu/Vishnu/

[4]Yazarın bu konudaki önerisi için: https://www.ancient.eu/The_Vedas/

[5]Yazarın bu konudaki yazısı için: https://www.ancient.eu/Kali/ Ayrıca, Bu, tanrıçanın acımasız ve kan dökücü yönünü ortaya koyduğu zamanda aldığı biçim ve addır. (edn)

[6]Durga on kolludur ve ellerinin çoğunda silahlar vardır. Sarı renkli güzel bir kadındır. Bir kaplanın üstünde oturur. Bütün bunlar, onun korkunçluğunu ve kan dökücülüğünü vurgulamak içindir. (edn)

[7]Yazarın bu konudaki yazısı için: https://www.ancient.eu/Ganges/

[8]Yazarın bu konudaki yazısı için: https://www.ancient.eu/Agni/


Redaksiyon: Arman Tekin

Editör: Serkan Alpkaya

Original article by Mark Cartwright / Ancient History Encyclopedia 

https://www.ancient.eu/shiva/