Saragarhi Savaşı

Bu yazı Gorgon Dergisi’nin 8. Sayısında yayımlanmıştır.
Yazıyı görselleri ile birlikte okumak için 8. Sayımızı okuyabilirsiniz.

Yazar: Cemal Özer

“21 adam görevi başında ölen,

Hayatlarını feda ettiler kaleyi düşürmeden.”[1]

Orta ve Güney Asya coğrafyaları için 19. yüzyıl, özellikle de son çeyreği, oldukça kargaşa içinde geçmiştir. Bu dönemde Britanya, Hindistan üzerinde hâkimiyet kurmuş ve gözlerini Afganistan’a dikmiştir. Kuzeydeki Ruslar ise bölgeyi tamamen İngiliz kumandasına terk etmemek için Afganistan üzerinden baskı kurmaktaydı. Çarlık Rusya’sı Afgan aşiretlerini kullanarak İngiliz bölgelerini devamlı taciz etmekteydi. Ana yurdundan kilometrelerce uzakta olan İngilizler müdahale için Hintlileri öne sürmekteydi. Hülasa yine filler tepişirken ezilen çimenler olmuştu.

İşte Saragarhi Savaşı tam olarak böyle bir ortamda meydana gelmişti. Yirmi bir adamın on bin adamla mücadelesi…

Britanyalı General Sir William Lockhart 1891’de Hindu Kush Dağları arasındaki Samana yolunu kontrol etmek ve bölgede asayişi sağlamak amacıyla iki kale inşa ettirdi; doğuda Lockhart Kalesi ve batıda Gulistan Kalesi. Bu iki kalenin tepelerin arasında kalması nedeniyle başta telgraf hattı kurulmuş lakin bu yöntem geçersiz kılınmıştı. Bunun sebebi ise Afganların sürekli olarak kabloları kesip hattı sabote etmeleriydi. İngilizler çözümü iki kalenin arasına küçük burçlar inşa etmekte bulmuşlardı. Bu burçlar, kaleler arası irtibat kurmalarına yarayacak olan lojistik desteği sağlayacaktı.

Bölgeye gönderilen ekip 36. Sih[2] Alayı (Bengal piyadeleri) idi. Bu birlik Britanya tarafından seçiliyor, eğitiliyor ve kumanda ediliyordu. Paştunların[3] hâkimiyetindeki Hadda’nın mollası ikna kabiliyeti yüksek bir hatipti. Öyle ki Afridi aşiretini ve komşu Orakzai aşiretini[4] galeyana getirmesi uzun sürmedi. İngiltere’ye ve Hindistan’a karşı yapılan cihat çağrısı Müslüman halkça karşılık buldu ve Ağustos 1897’de Samana bölgesine yürüdüler. 9 Eylül’de bölgeyi kontrol etmek için gönderilen kolcular binlerce Afgan’ın yaklaşmakta olduğunu görünce durumu üstlerine bildirdiler. Bunun üzerine 36. Alay derhal bölgeye intikal etti ve bölükler hâlinde dağıtıldı. Sih piyadelerinin 168’i Lockhart Kalesi’ne, 166’sı ise Gulistan Kalesi’ne gönderildi. Karakollardaki durum itibarıyla Dhor’da 37, Sartap ve Saragarhi’de 21 Sih piyadesi vardı.

Afgan aşiretlerinin gözü ise Saragarhi’deki karakoldaydı. Amaçları en tepedeki karakolu ele geçirmek ve kalelerin iletişimini koparmaktı. Saragarhi’de ise 20 piyade vardı. Başlarında da gözü kara bir çavuş vardı: Havildar Ishar Singh. Paştunlar bölgeye vardıklarında tarih 12 Eylül’ü gösteriyordu. Ishar Singh ve piyadeleri karakola kapanmış, savunmaya hazır bir şekilde bekliyorlardı. İlk saldırı gerçekleşti. Paştunlar hücum ettikçe Sihler püskürttü ve ilk dalgada Paştunlar 60 kayıp verdi. Sayılarına güvenerek rakiplerini hafife alan Paştunlar şaşkınlık içinde ölülerini savaş alanından çekiyordu. Yine de Sihlerin göremediği kör noktalara ulaşan lağımcılar buralarda kazı yapmaya başladılar.

Alayın en küçük askeri olan sinyalci Gurmukh Singh teçhizatlarını toparlayıp tepeye çıkmıştı. Gulistan ve Lockhart kalelerine sinyal yollayacaktı. Gulistan Kalesi  sinyale karşılık ver(e)memiş, Lockhart kalesini komuta etmekle görevlendirilmiş Albay Houghton ise emrindeki tüfekli piyadeleriyle Saragarhi’ye doğru yola çıkmıştı. Ancak serüven kısa sürecekti; çünkü birliğin aradaki Paştun aşiretini geçebilecek kuvveti yoktu ve plan başarısızlıkla sonuçlanacaktı. Sihler, dağların ortasında tek başlarına kalmışlardı.

Karakola yapılan ikinci dalga saldırıda bir piyade hayatını kaybetmiş ama bu Sihleri yıldırmaya yetmemişti. Sihler düşman saldırılarını püskürtüyor, yalnız ölülerini çekecekleri zaman soluklanıyor ve yeniden savunmaya devam ediyorlardı. Ama kör noktadaki lağımcılara engel olamamışlardı. Lağımcılar karakol duvarlarına gedik açmayı başarmışlardı.

Ishar Singh ve adamları tarihe geçecek son direnişlerine hazırlardı. Gurmukh hâlâ tepede duruyordu. Başka bir Sih ise Ishar’ın emriyle kontrol odasına kendini kilitlemiş ve orayı savunmaktaydı. Diğerlerinin arasında ağır yaralı, silahları ve techizatları bozulmuş olan askerler vardı; ancak bu onları durdurmayacaktı. Paştunların saldırılarına son nefeslerine kadar karşı koymuşlardı. İkindi zamanı başlayan son saldırı akşam olduğunda sona ermişti.

Ishar Singh ve adamları yüz yüze çatışarak ölmüştü. Bu çatışmada dahi düşmanları 180’e yakın zayiat vermişti. Paştunlar kontrol odasını koruyan piyadeyi bir türlü dışarı çıkaramamışlardı. Bu yüzden oradaki bilgileri ele geçirmekten vazgeçip içindeki askerle birlikte yakmaya karar vermişlerdi. Öte yandan sinyalleri engellemek için de çevredeki ağaçları yakmışlardı. Gurmukh dumanlar nedeniyle sinyal gönderemeyince tüfeğini kapıp son kez düşman arasına daldı. Rivayete göre tek başına 20 asker öldürmüştü. İngiliz kuvvetlerinin Saragarhi’ye intikali ertesi günü bulmuştu. Yardıma cevap veremeyen Gulistan Kalesi komutanı Albay Des Voeux[5] 18 Eylül 1897 tarihli mektubunda şunları yazmıştı: “Benim adamlarım (Gulistan Kalesi’nde) kaplan gibi savaştılar. 166 adamımın 44’ü öldü, yaralandı… Saragarhi ise 3:40’ta (öğleden sonra) düştü.”

Kalenin duvarları çamurdan, kapıları ise ahşaptandı. Sihler buranın düşeceğini biliyorlardı; ancak yine de cesurca davranarak orayı savunmaya devam etmişlerdi. Paştunlar ise çok sonraları sayı üstünlüklerine rağmen 600’den fazla kayıp verdiklerini itiraf ettiler. Karakolu bu kadar az zayiatla (!) ele geçirirlerken gösterdikleri üstün başarı ayrı bir merak konusudur.

Britanyalılar ise karakolu canları pahasına savunan bu adamlara minnettardılar. Orta Asya’daki kahramanlık öyküsü Avam Kamarası’na hatta Kraliçe Victoria’ya kadar ulaşmıştı. Hindistan’da İngiltere’nin Kraliyet Nişanı’na denk gelen Hindistan Liyakat Nişanı hayatını kaybeden 21 Sih askerine gıyaben verildi ve hükümet Londra’ya Sih anıtları dikti. Hindistan’da ise onları onurlandırmak adına 36. Alay için iki tane Gurdwara[6] yapıldı. Ölen askerlerin isminin yazıldığı tabletler basıldı. Savaşın gerçekleştiği 12 Eylül tarihi ise Hintlilerce bayram ilan edildi. Dünya’da ise bu savaş Thermopylae Muharebesi[7] kadar muazzam bir kahramanlık öyküsü olarak anlatılmaya devam etmektedir.

KAYNAKÇA

http://www.barmazid.com/2017/04/notes-on-orakzai-tribe.html

Erişim Tarihi: 09.08.2019

https://www.britannica.com/event/Battle-of-Thermopylae-Greek-history-480-BC Erişim Tarihi: 14.08.2019

http://collections.mun.ca/cdm/search/collection/westernstar

Erişim Tarihi: 09.08.2019

https://www.historyextra.com/period/victorian/when-21-sikh-soldiers-stood-against-10000-men-the-battle-of-saragarhi/

Erişim Tarihi: 09.08.2019

https://islamansiklopedisi.org.tr/sih-dini Erişim Tarihi: 14.08.2019

https://www.sbs.com.au/language/english/they-died-fighting-like-demons-the-australian-who-witnessed-the-battle-of-saragarhi

Erişim Tarihi: 09.08.2019

https://www.sikhiwiki.org/index.php/Battle_of_Saragarhi

Erişim Tarihi: 09.08.2019

https://www.tribuneindia.com/2003/20030920/windows/rhyme.htm

Erişim Tarihi: 09.08.2019

Dipnotlar

[1] Ganeev Kaur Dhillon, Carmel Rahibe Okulu 12. Sınıf Öğrencisi’nin yazdığı şiirden alıntılanmıştır.

[2] Sih Dini, Hinduların çok tanrılı ve putperest din algısına ve kast sistemine karşı çıkan, ibadeti değil ahlaki davranışı esas alan, 15. yüzyılın sonlarında Pencap bölgesinde ortaya çıkan bir dindir.
https://islamansiklopedisi.org.tr/sih-dini Erişim Tarihi: 14.08.2019

[3] Paştunlar, Kuzeydoğu Afganistan ile Pakistan’daki İndus Nehri’nin kuzey bölgesi arasında kalan bölgede yaşayan yerel bir halktır. http://www.barmazid.com/2017/04/notes-on-orakzai-tribe.html Erişim Tarihi: 14.08.2019

[4] Orakzai Aşireti, Paştun bölgesinde yaşayan aşiretler arasında yer almaktadır. http://www.barmazid.com/2017/04/notes-on-orakzai-tribe.html Erişim Tarihi: 14.08.2019 .

[5] Bu olaydan sonra Albay Des Voeux Hint Madalyası aldı ve bir süre daha 36. Alay komutanlarından biri olmaya devam etti. (Y.N.)

[6] Gurdwara ya da Gurudwara Sihlerin ibadet yeridir. Gurdwaralar Saragarhi ve Firozpur’a inşa edilmiş açılışları 1904’te yapılmıştır. https://islamansiklopedisi.org.tr/sih-dini Erişim Tarihi: 14.08.2019

[7] Thermopylae Savaşı, MÖ 480 yılında Sparta kralı Leonidas ile Pers Kralı I. Xerxes’in orduları arasında Thermopylae’deki dağ geçidinde geçen savaştır. https://www.britannica.com/event/Battle-of-Thermopylae-Greek-history-480-BC Erişim Tarihi: 14.08.2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir