Lider Kültü

Yazar: Selin Çergel

 

“Her devrin büyük insanları vardır; eğer bu insanlar bulunmuyorsa devir kendi insanını yaratır.”

Claude Adrien Helvétius[1]

Tarihin kazananlar tarafından yazıldığı herkesçe bilinen bir gerçektir. Eğer güçlü bir iktidar halkın haber alma yollarını kontrolünde tutuyorsa halkın olaylara bakışını; figürlerin kolaylıkla iyi ve kötü, düşman ve kahraman olarak görünmesini propaganda yoluyla değiştirebilir. Bu şekilde kimi liderler kendilerini sistematik bir şekilde yücelterek iktidarlarını pekiştirebilirler. İşte bu duruma lider kültü adı verilir.

Daha kapsamlı bir tanım yapmak gerekirse lider kültü; bir kralın, firavunun, diktatörün ya da herhangi bir liderin konumunun ve otoritesinin, medyanın kullanımıyla yapay bir şekilde yükseltilerek “tanrısal” bir figüre dönüştürülmesidir. İlk kez Antik Çağ’da görülse de radyo ve televizyon gibi kitle iletişim araçlarının yükselişe geçtiği 20. yüzyılda en güçlü ve önemli örnekleri gözlemlenebilir.

“Kült” kelimesi, TDK’ya göre din ve yerel özellikler taşıyan dini törenler olarak tanımlanmıştır.[2] Kelime ilk olarak 17. yüzyıla ait Fransızca bir metinde görülse de Latince tapınma anlamına gelen “cultus” kelimesinden geldiği bilinmektedir.[3] Lider veya birey kültü kavramına daha sonra rastlansa da kült kelimesinin, kökenine bağlı olarak birçok örnekte dinî veya mitolojik ögelerle desteklendiğini görebiliriz.[4]

Bir Lideri Tanrı Yapmak: Lider Kültünün Karakteristik Özellikleri

Kişiyi Yüceltme ve Dinsellik

Lideri, din ile paralellik gösterecek şekilde kutsallaştırmak lider kültünün en önemli özelliğidir. Romalılar, İmparator Augustus’u (MÖ 63-MÖ 14), ölümünden sonra bile tanrı statüsünde görmüş ve tapınmaya devam etmiştir. Tanrısallığın Antik Çağ’da kaldığı düşünülse de, ideolojilerin dinselleştiği 20. yüzyıldan beri dönemin önde gelen figürleri kendilerine gösterilen saygı ritüelleri çerçevesinde adeta bir “seküler tanrı” hâlini almıştır.

Günümüzde Kuzey Kore çoğunluk itibarıyla ateist bir ülkedir. Ancak Juche ideolojisi[5] devlet ve toplumla iç içe geçmiş, beraber oluşmuş ve ülkenin birleştirici gücü olarak dinî bir görev üstlenmiştir. Bu benzetmeyi ileri götürecek olursak, devletin önemli figürlerinden Kim İl Sung ve Kim Jong İl, bu politik dinin “peygamberleri” konumundadır ve tıpkı Hristiyanlık dininde peygambere ve diğer önemli figürlere yapıldığı gibi doğum günleri bayram olarak kutlanmaktadır.

“Yüce lider Yoldaş Kim İl-Sung milletimizin güneşi ve ulusal birlikteliğimizin yol göstericisidir. O, tüm hayatını ülkeye ve milletine adamış ve ulusumuzun birleşmesi yolunda unutulmaz başarılar göstermiştir.”[6]

Sembolizm

Sembollerin toplumlar içerisinde önemli bir yeri vardır. Tıpkı din değiştiren toplumlarda eski sembol ve adetlerin, ardından kabul görülen dinde kendine yer bulması gibi liderler de kendilerini toplumda kutsal kabul edilen figürlerle bağdaştırırlar. Bu noktada eski sembollerin kullanımı, bu bağdaştırmayı gösterir niteliktedir.

Örneğin, Kutsal Roma İmparatoru I. Maximilian (1459-1519) ahşap baskılara, kendinden önceki eski Roma imparatorlarının tasvirlerine benzer bir zafer takı illüstrasyonu yaptırmış ve takın üzerine kendisini yüceltecek semboller tezyin ettirmiştir.[7]

Yapaylık

Bir toplum, liderini hiçbir zorlama olmadan da sevebilir ve yüceltebilir. Eğer rasyonel gerekçelere dayanan herhangi bir kutsallaştırma gözlemlenmez ise bu durumda lider kültü yakıştırması yapılamaz. Bu nedenle lider kültünün gereksinimlerinden biri de iktidar tarafından liderin yapay bir şekilde empoze edilmesidir. Buna verilebilecek en önemli örneklerden biri Josef Stalin’dir.

Nikita Kruşçev, 1956 yılındaki Gizli Söylev’inde Stalin’in 1948 basımı biyografisiyle ilgili şunları söyler:

“Bu kitap, en ahlaksız övgülerin bir göstergesi, bir insanı kutsallık derecesine çıkarmanın ve onu yanılmaz bir bilgeye, ‘en büyük lidere’, ‘tüm zamanların ve milletlerin yüce stratejistine’ dönüştürmenin örneğidir. (…) Eklememiz gereken tek şey bunların tamamının Stalin tarafından bizzat onaylandığı ve düzenlendiği ve bazılarının kitabın taslağında kendi el yazısıyla eklendiğidir.”[8]

Ancak, lider kültünün liderin kendisi tarafından oluşturulması ya da onun yaşamıyla sona ermesi şart değildir. Stalin kültü kendisi öldükten sonra zamanla bitmiş olsa da ölümünden onlarca yıl sonra bile George Washington ya da Mustafa Kemal Atatürk gibi liderlerin kültü varlığını sürdürmektedir.[9]

Medyanın Kullanımı

Medya, liderin kutsallığının toplumun her kesimine aktarılması için özellikle 20. yüzyıldan itibaren kullanılmaktadır.

Nazi Almanya’sında propaganda önemli bir yere sahipti. Radyolar, posterler, sinema filmleri, gazeteler ve dergiler halkın tepkisini belli bir kesime yöneltmenin yanı sıra (komünistler gibi) Führer’in üstünlüğünü ve Alman ulusunu tek başına kurtuluşa yönlendirdiğini vurgulamak için kullanılıyordu.[10]

Antik Çağ’ı düşünürsek bugün bildiğimiz anlamıyla medya diye bir kavram yoktu; ama yine de liderler, geniş kitlelere ulaşmak için kendi yüceliklerini gösteren görkemli binalar ve heykeller yaptırıyordu. Örneğin Jül Sezar’ın (MÖ 100-MÖ 44) ailesi, uzun zamandan beri soylarının aşk tanrıçası Venüs’e ve Yunan kahraman Aeneas’a dayandığını iddia ediyordu. Tıpkı ailesi gibi soyunu belirten madeni paralar bastırarak herkesin bundan haberdar olmasını sağlamıştı.[11]

Sonuç

İnsanlar, tarihin başından beri kendilerini bir gruba ait hissetmek istemişlerdir. Din, aidiyet noktasında başarılı olsa da inancın kişiselleştiği ve devletin laikleştiği modern toplumlarda geride önemli bir boşluk bırakır. Burada devreye kimi zaman despot yöneticiler, kimi zaman da derdi sadece ulusunu kurtarmak olan liderler girmiş, ideolojileriyle ve kişilikleriyle bu boşlukları doldurarak amaçlarına ulaşmışlardır. Lider kültü kimi zaman din ile iç içe, kimi zaman daha seküler bir biçimde (ama din ile paralelliğini sürdürerek) hayatımızda yer alarak günümüze kadar gelmiştir. Önemli olan, propagandalardan etkilenmeyecek bilince ulaşmak ve fanatiklikten uzak durarak medyada sıkça yer alan figürlere gerçekçi bir şekilde hak edilen değeri vermek olacaktır.


Dipnotlar

[1] Bu söz, Troçki’nin “Hayatım” adlı otobiyografisinde Troçki tarafından Stalin’e ithaf edilmiştir. Kitapta söz “Every period has its great men, and if these are lacking, it invents them.” şeklinde verilmektedir. Kaynak

[2] Türk Dil Kurumu | Sözlük. (n.d.).  http://sozluk.gov.tr/
Erişim Tarihi: 15.08.2019

[3] https://www.lexico.com/en/definition/cult Erişim Tarihi: 15.08.2019

[4]https://www.merriam-webster.com/dictionary/cult?utm_campaign=sd&utm_medium=serp&utm_source=jsonld
Erişim Tarihi: 15.08.2019

[5Juche, kelime olarak “kendinden-sürdürülebilirlik” anlamına gelen, hükümet tarafından “Kim İl-sung’un ulusal ve uluslararası düşünceye özgün, mükemmel ve devrimci katkısı” olarak nitelendirilen Kuzey Kore’nin resmi devlet ideolojisidir. Kaynak

[6]Kim Jong-İl tarafından babası hakkında yazılmış olan bu söz “The great leader Comrade Kim Il Sung is the sun of our nation and the lodestar of national reunification. He devoted all his life to the country and nation and made imperishable achievements in the cause of national reunification.” olarak verilmektedir. Kaynak

[7] Albert Dürer – Zafer Takı (1515-1517) Kaynak
Erişim Tarihi: 15.08.2019

[8] Bu bölüm, Nikita Kruçev’in Gizli Konuşmasından alınmıştır. Kaynak

[9] Atatürk’ün kültünün devamlılığına oyuncu Göksel Kaya örnek gösterilmiştir. Kaynak Erişim Tarihi:
Erişim Tarihi: 15.08.2019

[10] Pisch, A. (2016). The personality cult of Stalin in Soviet posters, 1929-1953: Archetypes, inventions and fabrications.

[11] http://www.humanities.mq.edu.au/acans/caesar/Career_Venus.html Erişim Tarihi: 15.08.2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir