IV. Pisagor ve Pisagorculuk

IV. Pisagor ve Pisagorculuk

Gorgon Notu: Bu metin, Sokrates Öncesi Yunan Filozofları (Presokratikler) yazısının bir bölümüdür. Metnin diğer bölümlerini inceleyebilmek için tıklayınız: Sokrates Öncesi Yunan Filozofları 

Çevirmen: Mehmet Salih Keçici

Antik düşünce, Pisagor’un mevcudiyetinin ve mirasının etkisi altında kalmıştır. Ancak Samoslu Pisagor (MÖ 570-490) hakkında kesin olarak az şey bilinmektedir. Pisagor’un yaşamını büyük oranda efsaneler çevrelemiştir. Araştırmacılar büyük oranda, Pisagor’un bir kanun koyucu olarak siyasi itibar kazandığı Samos’tan Kroton’a gitmek için ayrıldığı hususunda hemfikirdiler. Bununla birlikte, siyasi başarısı felsefi mirasından ileri gelmiyordu lakin bunun yerine onun adını şekillendiren tabiri caiz ise dini bir hareket oldu (belki de siyasi başarısından ötürü). Ölümünden uzun bir süre önce süreklilik arz eden bir hayran kitlesi gelişmiştir. Pisagorculuk öğretisine dair bazı bilgileri bir Pisagorcu olan Krotonlu Filolaos’tan (MÖ 470-399)[1] biliyoruz. Pisagor’un öğretisine dair hareketin özellikle bir ilkenin takipçisi olup olmadıkları tartışmaya açıktır lakin şurası barizdir ki, Pisagor ve Pisagorculuk aracılığıyla yeni bir düşünce şekli, antik felsefede doğduğu ve özellikle Platoncu düşünce üzerinde kayda değer etkisi olmuştur.

Çoğu onu kendi adını verdiği teorimi aracılığıyla bilir -dik açılı bir üçgende hipotenüsün karesi bitişik iki kenarının karelerinin toplamına eşittir. Pisagor’un, teoremi kendisi mi icat etti yoksa başka birisi Mısır’dan mı getirdiği bilinmiyor. Bazılarının dile getirdiği manada akli olarak üç sınıf olması, müdavimleri arasında onu neredeyse Tanrı katına yükselmesini sağladı: Tanrılar, insan varlığı ve Pisagor gibi varlıklar (Graham 921). Empedokles, Pisagor’un zihin gücü sayesinde “on hatta yirmi kuşak insan için”  her şeyi nazar-ı itibara almaya muktedir olabildiğini ifade etmiştir (Graham 917).

Araştırmacıların kendilerinden emin bir biçimde, Pisagor ve müdavimlerine atfettikleri bir öğreti ruh göçüdür (the transmigration of souls). Ruh, Pisagor için bir insan varoluşuna dönene kadar, 3000 yılda bir deveran ederek tüm yaşayan varlıklar aracılığıyla yinelenerek ölümsüzlüğü bulur (Graham 915). Hakikaten de, Ksenophenes hırpalanmış bir köpek yavrusu aracılığıyla yayılan Pisagor hikâyesi anlatır. Pisagor, bu dayağa son verilmesi gerektiğini haykırmıştı zira yavrunun ulumasından bir dostunun ruhu olduğunu fark etmişti (Graham 919). Pisagor’un başka bir bakış açısı, yaşam feveranının ruhlar aracılığıyla sınırlı olmadığını ortaya koymaktadır lakin her şeyin kapsamını genişletmişti, öyle ki bütünüyle yeni bir şey yoktur zira her şey önceden olmuştur ve tekrar olacaktır (Graham 919). Pisagor düşüncesine ait psikolojinin tam manasıyla, bu düşünceye ait yaşam biçimi açısından ne ifade ettiği belli değildir lakin Pisagor yanlılarının ve bazı ayırıcı vasıflarının aracılığıyla bildirdiği şekilde mütalaa etmeye ara veriyoruz.

Pisagor yanlıları sessizlikleri ile meşhurdular (Graham 911). Öğretileri gizemli bir biçimde aktarılmıştı ayrıca müdavimlerinden ilkelerine nasıl sıkı bir biçimde riayet etmeleri talep edildiği muammadır. Üyelerinin bazılarının Hades’in kapılarına ya da tenasül organlarına benzerliği dolayısıyla fasulye yemekten hatta tutmaktan imtina ettikleri rivayet edilir. Bazılarına beyaz bir horozu kurban etmemesi emredildi, zira beyazlık halislik ve iyiliği temsil ediyordu dahası horozlar insan için kutsaldı ve nitekim horozlar sabah güneşin doğuşunu ilan ediyordu (Graham 923). Üç farklı kısımda ifade edilen ses teorileri de (akousmatikoi) -işitilenler- bulunmaktaydı: Bir şey nedir?, En çok x nedir? (Mesela en bilge olan nedir?) ve Ne yapılmalı ya da yapılmamalı (örnekse, fasulyeden uzak durmak ya da horoz kurban etme). Delphi’deki kehanet (oracle), tetraktysı (tetractys)[2] ses teorisinin kökeni olan harmoninin (ahenk) karşılığı olarak ifade eder.[3] Sayı, bilgelik adına ikinci olarak gelenlere isimlerini söyleyerek, en bilgece olanı söyler (Graham 923).

Platon ve Aristoteles, sayının kutsiyetini ve bilgeliğini ve buna mukabil ahenk (harmony) ve müziği Pisagor öğretisi ile ilişkilendirme eğilimindeydiler (Graham 499). Örnek verecek olursak, 10 (decad) kutsaldı. Tetraktys, bize on sayısının kutsiyetini göstermektedir.



Pythagoras tetractys

Burada, sayılar arasında bir münasebet olduğunu görebiliriz, hepsi bize bir tasvir sunuyor. Çokluğa (plurality) veya “iki”ye sebep olan “bir” vardır. Bu kısma 3 ve 4 eklediğimizde evrenin (cosmos) mahiyetini ifade eden 10 bulunur (Graham 499). Dokuz tane hâlihazırda semavî gökcismi vardı ve Pisagorculuk evrenin düzenini dengelemek adına bir onuncu karşı-yer belirlediler. Tetraktyslar (tetractys), bunun dışında bize ahenk (harmony) oranlarını da vermektedir: 1:2, 2:3 ve 3:4 veya sırasıyla oktav, beşinci ve dördüncü (McKirahan 92). Evren ahenktir ve Filolaos ruhu da ahenk olarak nitelendirirdi (Graham 505). Bu nedenle en azından Filolaos için, ruh bir nevi küçük evren (microcosm) olduğu düşünülmüştür.

Belki de sayıdan daha temel, hiç değilse Filolaos için, sınırlı ve sınırsız kavramlarıdır. Bilgi dahil (F4), hiçbir şey evrende sınırsız olamaz (F1). Hiçbir şeyin sınırlı olmadığını bir tasavvur edin; o zaman töz (cevher) yalnızca büyük bir yığın ve bataklık olurdu. Sonrasında, her nedense bu karmaşıklığın bir bakış açısı kazanabileceğinizi farz edelim (bunu yapmak için, bu bakış açısını sunan bir sınır olmalıdır!). Herhalde, hiçbir şey en azından herhangi bir kesinlik derecesiyle, en dikkatli gözlemle dahi bilinemezdi. Buna ek olarak, bilinen tüm şeyler sayıya sahiptir ve sayı iki şekilde sınıflandırılır: tek ve çift (F6). Sayı da burada bir nevi sınırlayıcı olarak görülebilir. Her şey birdir ve bu sebeple diğerlerinden ayrıdır (müstakil).

Bazı Pisagor yanlılarının sınırlı-sınırsız ve tek-çifte ek olarak karşıtlıkların bir listesini desteklediğini işaret eden kanıtlar vardır: teklik-çokluk, sağ-sol, erkek-kadın, sükûnet- hareket, düz- eğri, aydınlık- karanlık, iyilik- kötülük, kare- dikdörtgen. Bu çiftlerin her birinin sol tarafı bir sütunda; sağ tarafı ise ayrı bir sütunda düzenlenir. Her ne kadar muğlâk olsa da, bu karşı sütunlar bize bir şekilde evrenin ve varlıkların temel özü hakkında kavrayış sunmaktadır. Diğer yandan, karşıtlığın on çifti bulunduğuna dikkat edin. Öncelikle, sınır-sınırsızlık ve teklik-çiftlik listelenir ve bunlar evrenin geri kalanı için sebebiyet verir (McKirahan 97). Bu nedenle, Pisagor yanlıları, evreni doğası gereği sayı olarak görürlerken aynı zamanda tekliği uyumun geriliminde gördükleri, karşıtlıkların çatışması ile ilgili olarak Herakleitos’a benzeyen bir evren tasavvur ettiler.


Dipnotlar

[1] Krotonlu Filolaos, Phytagoras’ın öğrencisiydi. Platon’un Dion’a yazıp Phtagoras’ın kitaplarını almasını istediği kişidir. Diogenes Laertios, Filolaos’un tiranlığa heves ettiği noktasının yanlış anlaşılmaya neden olduğunu ifade ediyor. Bu olmayan hevesi birilerince varsayılarak katledilmiştir. Temel düşüncesi, zorunluluk ve uyumdur. Yerin bir çember üzerinde deveran ettiğini ilk söyleyen odur. (Diogenes Laertios, Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri, Yunanca’dan çeviren, Candan Şentuna, YKY, İstanbul 2007, s. 410.) 

[2] Tetraktys, Pythagos öğretisini savunanların sembolüdür. Geometrinin, ontolojideki izdüşümüdür diyebiliriz. Noktalardan mürekkeb bir doğru parçası elde edilir. Nokta ise sayıdır. Üç malumu üzerine üçgendir. O dörtlü olduğunda yani tetrakts elde edildiğinde mücessem kılınmıştır. (çn)

[3] Delphi Tapınağı özellikle Apollon adına ibadet edilen bir mekândır. Pythagoras yanlısı kişiler tarikat eğilimli cemaatleri içerisinde Apollon’a önemli bir yer ayırdılar. Aşırı mistik olan bu hareketin adeta müzikle iç içe olduğu bilinmektedir. Özellikle Müzler (Musalar) ki ilham olarak bilinir özellikle şiir ve müzik ile anılır. Muhtemelen sanatın ve bilimin kökeni olarak da sürekli bir referans noktası olarak anılmaktadır. Müzlerin, kökeni hiç kuşkusuz doğada meydana gelen rüzgârın, suyun vs. sesleridir. (çn) 

http://gorgondergisi.com/sokrates-oncesi-yunan-filozoflari-i-presokratikler-ve-kaynaklar-uzerine/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir