Edebiyatta Romantizm ve Realizm

Yazar: Ross Winn[1]

Çevirmen: Elif Dereçineli

Günümüzde, tüm ülkelerde edebiyat eğilimi, insan yaşamını ve eylemlerini olması gerektiği gibi ele almayan salt romantik metotla ya da realizm denen akımla göstermeyi amaç edinmiş olan yöntemlerden yanadır. Bu Alman, Fransız, Rus ve Amerikan edebiyatı için de geçerlidir, eğer  Amerika’nın gerçekten bir edebiyatı olduğunu söyleyebilirsek.

Bu eğilim modanın, geçici bir hevesin ya da bir taklit dürtüsünün sonucu değildir. Edebiyat ulusal bilincin bir yansımasıdır. İnsan zekasını şekillendiren en güçlü etkenin edebiyat olduğunu ya da kitlelerin tüm entelektüel gelişiminin her milletin yazarlarının ve düşünürlerinin yaratıcılığına büyük ölçüde bağlı olduğu inkar edilemez. Yine de yaratıcılık, çevrenin etkisinden kaçamaz.

Büyük sıkıntıların ve devrimlerin halkın dikkatini çekmediği ülkelerde ve dönemlerde, romantik edebiyat her zaman gelişme göstermiştir. Buna rağmen, geçiş dönemlerinde ve insanlar toplumsal büyüme, dini, siyasi ya da ekonomik sorunlarla uğraşmaya başladığında realizme karşı olan bu eğilimin, her ulusun kendi edebiyatı içinde ortaya çıktığını görürüz. Örnek olarak, ulusun yüzyıllardır durgun olduğu Çin’in edebiyatına bakacak olursak, edebiyatının diğer ülkelere kıyasla daha az realizm ve daha çok romantizm barındırdığını görürüz.

Ekonomik sıkıntılar ve özellikle Almanya, Fransa ve Rusya’da sınıf mücadelesi olarak tanımlanan çalkalanmalar, realist tarzın günümüzdeki egemenliğiyle sonuçlanmış ve bu ülkelerin edebiyatında önemli bir etki yaratmıştır. Günümüzde Fransa’da ülkenin edebiyatının temelini oluşturan mevcut düşünce, temelde bireyci ya da daha çok anarşizan iken Almanya’da bu mevcut edebi düşünce, idealist sosyalizmden yana şekillenmiştir.

Siyasi özgürlük mücadelesinin ekonomik meseleleri gölgede bıraktığı Rusya’da, en önemli temsilcilerinin Leo Tolstoy ve Maksim Gorki olduğu aynı anarşist ruh, ulusal edebiyata hâkim olmuştur. Amerika’da ise anarşizm ve sosyalizm idealleri, popüler yazarlar arasında iyiden iyiye taraftar kazanmaya başlamıştır.

Sosyal-Anarşist hareketi, kör bir hoşnutsuzluk ruhundan başka bir şey olarak göremeyenler, günümüz edebiyatında bu kavramın aksini iddia edeceklerdir. Bu siyasi-ekonomik düşünceler tüm dünyayı etkisi altına almıştır ve çağın felsefesinde yaşamaktadır. Anarşizm ve Sosyalizm yalnızca toplumsal kuramlar değildir; bunlar yavaşça, fakat kaçınılmaz bir şekilde, evrensel farkındalığı uyandıran insan düşüncesinin canlı ilkeleridir.

Yazının Orijinali İçin:

https://theanarchistlibrary.org/library/ross-winn-the-literature-of-romance-and-of-realism

Redaksiyon: Cemre Yıldırım

Editör: Serkan Alpkaya

[1] Ross Winn (1871-1912): Türkiye’de neredeyse hiçbir yerde adı geçmeyen Amerikalı anarşist yazar ve yayıncı. Emma Goldman, Winn’in ölümünün ardından “Ölüm, yine anarşist saflarını ziyaret etti. Bu kez kurbanı, en çalışkan ve yetenekli Amerikalı anarşitlerden biri olan Ross Winn’di,” (Kaynak) sözleriyle başlayan bir yazı kaleme almıştı. Yakın zamanda bu üretken yazar ve aktivist hakkında bir yazı yayımlayacağız. (edn)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir