Brexit Süreci

Brexit Süreci

Yazar: Niccolo Milanese (Bu yazı politicalcritique.org sitesinde “Brexit shows we are interconnected” adıyla 20 Kasım 2018 tarihinde yayımlanmıştır. Siteden alınan izinle çevrilmiştir.)

Çeviri: Emircan Saç

Kategori: Politika

Kesin olan tek şey, Birleşik Krallığın Avrupa Birliği’nden 29 Mart 2019 tarihinde,

anlaşma olsun ya da olmasın, ayrılacağı.

Theresa May, geçen hafta çokça beklenen Brexit anlaşmasını kamuoyuna sundu. Fakat bu anlaşma, Birleşik Krallık parlamentosundaki ve hükümetteki herkesi hayal kırıklığına uğratmışa benziyor; özellikle de istifa eden teorik müzakereden sorumlu Brexit sekreteri, Dominic Raab’ı.[1]

Bu anlaşma, Britanya kabinesi tarafından muhtemel anlaşmaların en iyisi olarak görüldüğü için gönülsüzce kabul edildi. Ancak, bu anlaşma Britanya parlamentosunun önüne çıktığı zaman olumsuz karşılanacağı kesin görünüyor. Bunun öncesinde, anlaşma olağanüstü Avrupa Konseyi toplantısı ile tüm üye devletlerin imzasını toplanması gerekiyor, diğer yandan Angela Merkel ve diğer liderler tekrar müzakere konusunun ne zamana ne de şansa sahip olduğunu belirttiler.

Anlaşma, Birleşik Krallık parlamentosunda ‘reddedilecek mi?’ yoksa ‘edilmeyecek mi?’ soruları hala belirsizliğini koruyor. Kesin olan tek şey, Birleşik Krallığın Avrupa Birliği’nden 29 Mart 2019 tarihinde, anlaşma olsun ya da olmasın, ayrılacağı. Bunlar sürerken, Theresa May’in başbakanlık pozisyonu sürekli tartışma konusu oluyor ama diğer Muhafazakar partili başbakan adaylarının daha iyi yapabileceğini veya şu an yapılacak bir seçimde gerçekçi sonuç alınacağını düşünmek için hiçbir neden yok; mevcut durumunda Theresa May, Brexit süresince topallayarak da olsa hükümette kalacak gibi görünüyor.

EA Kongresi’nde Niccolo Milanese (bu makalenin yazarı) “Ulus-devletten sonra ne geliyor?” konuşması. Fotoğraf: Frieder Unselt

Anlaşmanın kendisi iki bölüme ayrılıyor: Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden ayrılmasına ilişkin detayları karara bağlayan çekilme aşaması ve gelecekte oluşabilecek ilişkilere genel bir çerçeve çizen siyasal beyanname. Fakat ayrılmaya ilişkin tüm detaylar yalnızca Britanya, Avrupa Birliği’nden ayrıldığı zaman tartışılabilecek. Ayrıca, herkesin bildiği gibi bu karmaşık müzakerelerin en az 3 muhtemel olarak 4-5 yıl sürebileceğidir.

Bu zaman zarfı içindeyse Birleşik Krallık geçici bir statüde kalacak. Bu statü, Birleşik Krallık’a dayattığı şartlar, Avrupa Birliği yasalarını kabul etmesi fakat bunlar üzerinde yapıcı veya değiştirici etkisi bulunmaması ve Avrupa Birliği’ne ödediği üyelik ücretinin devamı olarak söylenebilir. Ayrıca, Kuzey İrlanda ve İrlanda Cumhuriyeti’nin arasındaki fiziki sınırdan kaçınmak için Birleşik Krallık Avrupa Gümrük Birliği’nde kalmakta ve daha da ötesinde bu düzenlemeye değişiklik getirebilmesi için Avrupa Birliği ile anlaşması gerekmektedir. Katı Brexit taraftarlarının çoğu, özellikle bu konuda kızgın çünkü bu düzenlemeyi terk edebilme şansının daha önceden hiç olmadığı kadar zorlaştığından şüpheleniyorlar. Bir başka açıdan onları öfkelendiren konu, Avrupa Birliği’nin kararına bağımlı kalınması.

Brexit kampanyasının birçok vaadi vardı: Brexit’in, Britanya’nın özgürlüğünün, özerkliğinin ve tekilliğinin bir ifadesi olduğudur. Fakat şimdi Britanya’nın elinde olan anlaşma bunun tersini gösteriyor: Brexit süreci Birleşik Krallık ile Avrupa Birliği’nin ekonomisinden, vatandaşına, dış politikasına kadar geriye kalan Avrupa Birliği ülkeleriyle birbirlerine dolaşmış olduğunu ortaya koyuyor. Bu yüzden tüm bağları kesme çabası her yoluyla başarısızlığa ve zarara uğratacak. Örneğin, ekonomik yönden, fabrika kapanmaları, iş kayıpları ve iptal edilen yatırımlar Birleşik Krallık’ı zarara sokuyor. İnsanlar açısından da belirsizlik, Avrupa Birliği vatandaşlarının hak kayıpları ve Avrupa Birliği’nin Birleşik Krallık vatandaşlarına sağladığı haklar konusunda olumsuzluklar getiriyor. Sosyal yöndense, Britanya Ulusal Sağlık Hizmeti’nde hemşire yokluğuna neden olacağı düşünülüyor, çünkü Avrupa’nın diğer ülkelerinden gelen hemşireler artık Birleşmiş Krallık’a gelmek istemiyorlar. Yani ayrılma kararı bir bakıma ya karşılıklı bağımlılık getirdikten sonra hiçbir söz ve etki hakkı vermiyor -bu Britanya’yı kaçınılmaz olarak kaybeden taraf olmaya aday yapıyor- ya da karşılıklı bağımlılık, söz hakkı ve her üye kadar etki hakkına sahip olmaktaydı. Yine de bu en genelinde ya tüm önemli konular arasında mutlak bir otorite ya küreselleşen dünyada paylaşılmış bir hakimiyet ikiliği arasındaki gelgite benziyor.

Birleşik Krallık’ın ana akım partileri, Muhafazakar Parti ve İşçi Partisi, her ikiside sunulan anlaşma konusunda mutsuzlar, buna rağmen Avrupa Birliği içinde kalma kararını savunma pozisyonunu almış da değiller. Bu da gösteriyor ki, Avrupa siyasetindeki karşılıklı bağımlılık olgusuyla Britanya’nın siyasal sistemi arasında gerçekçi olmayan ve aynı zamanda tehlikeli olan kopukluğu gösteriyor. Theresa May, bu hafta anlaşmayı savunmak adına, anlaşma şartlarından en çok bildiği konuya, mültecilere saldırıya çevirdi. May, anlaşmayı ‘limit tanımayan seyahat özgürlüğünü’ bitireceğini vurguluyor; iş dünyasına yönelikse Avrupa Birliği’nden çekilme düzenlemeleri sayesinde göçmen sırasını atlayan Avrupalılardan kurtulup dünyanın diğer bölgelerinden daha kalifiye işçilerin alınmasının önündeki engelleri kaldıracağını söylüyor. Bu açıklama hem zenofobik[2] hem de çok yanlış bir argüman çünkü aslına bakarsak Avrupa Birliği’nin sunduğu seyahat özgürlüğü sınırsız değildir ve Birleşik Krallık’a gelen Avrupalılar hiçbir sırayı atlamıyor. 

Theresa May’in zenofobik açıklamaları ne yazık ki çekilme anlaşmasının noksanlıklarını örtmeye yetmiyor: İrlanda üzerinde katı sınır uygulamasının olmaması sayesinde İrlanda Cumhuriyeti’nden girdikten sonra Avrupa Birliği pasaportuyla Britanya’ya herhangi bir kontrol olmadan ulaşmak pek âlâ mümkün. Fakat bu konuya May’in birçok işlem (banka açma, ev kiralama, işe girme vb.) için ikamet şartı aranması düzenlemesini uygulamasıyla düşmanca bir ortam yaratmakta. Bu düşmanca ortamı göçmen veya değil herkesin muhtemelen yaşayacağı bir ortam olarak kabul edersek, bu ortam yaratısını aynı zamanda bir strateji olarak da görebiliriz çünkü bu aynı zamanda bürokrasiye karşı olan şüpheyi ve genel bir hoşnutsuzluk hâli yaratmaya yarıyor. Bir miktar “Brexit kâr payı…”[3]

Westminster’daki siyasal zümre diğer bakanların Brexit yüzünden istifa edip etmemesini takip etmek adına twitter sayfalarını yenilerken kendilerine yöneltilen iki mesajla karşılaştılar.

Görseldeki yazı: “Başka bir Avrupa mümkün”. Fotoğraf: EA’nın Londra’daki merkezinde. Fotoğraf kaynağı: Flickr.

İlki, bir ölçüde ekolojik aciliyeti kabul etme ve ekolojik politikaları değiştirme talebiyle yüzlerce insanın protesto ettiği ve sivil itaatsizlik gösterdiği “Yok Olma İsyanı[4]” hareketinden.  Küresel ısınma konusuna gelindiğinde, tek başına yol almanın hiçbir mantığı yok çünkü bu konuda uluslararası örgüt ve kuruluşlar hayatidir.

İkincisiyse, Birleşik Krallık’ın tasarruf stratejilerini son on yıldır eleştiren Philip Alston, Birleşmiş Milletler’in aşırı yoksulluk ve insan hakları raporunda Britanya aleyhine şu sonuca varıyor: Acı çekenlere gösterilen İngiliz şefkatinin yerini cezalandırıcı, kötü ruhlu ve hissiz bir yaklaşım aldı. Rapor, ayrıca varlıklı toplumlarda bir kısmın fakirliği bir siyasal tercih olarak ortaya koyuyor: Britanya nüfusunun 1/5’i yoksulluk içinde yaşıyor, 1.5 milyon insan temel ihtiyaçlarını sağlayamaz durumda ve çocukların yaşadığı yoksulluk %40’a ulaşmış görünüyor. Bunu Philip, “sadece bir utanç değil sosyal facianın yanında ekonomik felakettir” diyerek aktarıyor. Alston’un raporunda, başat partilerden pek az sayıda İngiliz politikacının, Brexit’in hali hazırda zayıf ve dezavantajlı olan insanları etkileyeceğini açıklamaya cüret edebildiğini vurguluyor

İşte Brexit sürecindeki Britanya’nın rota değiştirmesi için sahip olduğu nedenler: Hiç kimseyi memnun etmeyecek, tasarruftan uzak ve fakirleri, engellileri ve gençleri kasıtlı bir biçemde cezalandıran Brexit, Avrupa ekonomisini sosyal adalete dönüştürmeye ve ekolojik dönüşüme çalışan Avrupa Birliği’ndeki bir Britanya’ya, bazı bencil politikacılar, az sayıda rezalet kapitalist dışında hiç kimseye yardım etmeyecek. İşçi Partisi’nden yöneltilebilecek geri dönüş adımları sadece Birleşmiş Krallık tarafından değil Avrupa Birliği tarafından da büyük bir öneme sahip. Tabii bunun olup olmaması, gelecek ayda gerçekleşecek aktivizme, yüklenecek sorumluluklara ve Avrupa çapında süren diyalogların hepsine birden bağlı.

Gorgon Ek: Reuters’ın son dakika haberine göre İngiltere Başkbakanı Theresa May daha önce erteleyip, parlamentoya getirmediği oylamanın 14 veya 15 Ocak tarihinde gerçekleşeceğini söyledi. Theresa May ayrıca ikinci bir referandumun kesinlikle gerçekleşmemesi gerektiğini, 29 Mart’taki ayrılık tarihinden önce de referandum yapılamayacağını belirtti. Her şeyin yolunda gitmesi halinde bu yılın Mart ayı sonunda AB’den ayrılacak İngiltere’nin önünde anlaşmalı veya anlaşmasız bir ‘ayrılık süreci’ bekleniyor.[5]


Yazının Orijinali İçin

http://politicalcritique.org/opinion/2018/brexit-shows-we-are-interconnected/

Redaksiyon: Cemre Yıldırım

Editör: Serkan Alpkaya


Dipnotlar

[1] https://www.theguardian.com/politics/2018/nov/15/dominic-raab-quits-as-brexit-secretary-over-eu-withdrawal-deal

[2] Zenofobi, yabancı düşmanlığı anlamına gelmektedir. Avrupa’da son on yılda dillenen bu terim, özellikle mülteci sorunlarıyla 2018 yılında Avrupa Birliği ülkelerinde çok sık duyulmakta ve bu konuda yoğun bilimsel çalışmalar yapılmaktadır. Valery Engel, “Yabancı Düşmanlığı Pençesinde Avrupa”, çev. Serkan Alpkaya, Gorgon Dergisi İnternet Sitesi, Erişim linki: http://gorgondergisi.com/yabanci-dusmanligi-zenofobi-pencesinde-avrupa/ (edn)

[3]İfade İngilizce’de kıymetli Some ‘brexit dividend’

[4] ‘Extinction Rebellion’ bkz. https://www.theguardian.com/environment/2018/oct/26/we-have-a-duty-to-act-hundreds-ready-to-go-to-jail-over-climate-crisis

[5] https://www.cnnturk.com/dunya/son-dakika-theresa-mayden-kritik-brexit-aciklamasi


http://gorgondergisi.com/yabanci-dusmanligi-zenofobi-pencesinde-avrupa/

http://gorgondergisi.com/romafobi-roman-karsitligi/

http://gorgondergisi.com/joel-kovel-uzerine/

http://gorgondergisi.com/anti-semitizm-ve-nasyonal-sosyalizme-sagdan-ve-soldan-bakis/

http://gorgondergisi.com/hashtag-toplumu-araciligiyla-egemenligi-yeniden-dusunmek-yeni-beden-politikasi/

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir